|
HAZAN MEVSİMİNDE AYAKTA DURABİLMEK 
HAZAN MEVSİMİNDE AYAKTA DURABİLMEK
Dünya zalim elinde, tam ağlanacak andır
Müminlere şimdi mevsim, mevsim-i hazandır
Bir an evvel, derlenip de kendimiz olmazsak
-Hak bilir-yok olup gideceğimiz ayandır.
* * *
Her yanda hazan, savruluyoruz yaprak yaprak
Bize hep rahmetle bakmıştın, bir kez daha bak
Ne kadar aksak da engin re’fetinden uzak
Durmuş bekliyoruz, kaderden bir yeni şafak.
Sızıntı. Ekim 2007
Yukardaki dizeler Ekim ayı Sızıntı dergisinin ön ve arka kapak şiirleri. Sanki bugünlerde üzerimize serpilen ölüm topraklarından haber veriyor. Hep ümit soluklayan ,ümitle şahlanışa geçen şiirler yerini yaprak dökümüne bırakmış.önce bir tespit var dörtlükte. Mevsim; hazan.Yani sonbahar. Yani bahara ara verilen, önünde kış olan bir mevsim.Yani zor, çetin, sancılı bir iklimin arifesindeyiz. Ama kanatlarımızı kırıp bırakmıyor şair.Hemen bir şart koşarak sıkıntılı günlerden kurtuluşun reçetesini sunuyor. “Kendimiz olamazsak tarihe gömüleceğimiz yakındır” diyor. Birşeyler anlatıyor bu mısralar. Okuyucusuna bir yol haritası çiziyor. Derginin önü-arkası hazan rüzgarlarıyla savruluyor ve okuyucuyu bir toz duman içerisine alıp silkeliyor. Yüreğimizde tıpkı şehitlerimiz için duyduğumuz acıyı duyuyoruz birden. Biz hiç yaprakların sararacağını düşünmeden, bahar mevsiminin hep devam edeceğini sanıyorduk.Ama aldanmışız.Baharın devamı için gerekli olanlar konusunda gevşek davranınca kış erken bastırdı. Kaht-ı ricalin yaşandığı bu mevsimde bizi toz dumandan çıkarıp sahil-i selamete taşıyacak rehberlere ihtiyaç var.
Ortadoğu’da haritalar değiştirilmeye çalışıyor. Öyle hayâsızca saldırıyorlar ki “kökü mazi de olmayan bir atinin” gençleri bu saldırılar karşısında bocalıyor. “Dur” diyoruz durmuyorlar.“Sus” diyoruz susmuyorlar. “gelirsek gününüzü gösteririz” diyoruz aldırmıyorlar. Daha düne kadar birer eyaletimiz olan bu topraklar, şimdi laf dinlemiyorlar.Yani Dert çok,derman yok (belki var ama biz duyarsızız),düşman kavi,talih zebun, Dost bi vefa,felek bi rahm,devran bi sükun.
Şimdi herkes üzerine düşen görevi yapacak.Benim elimden ne gelir demek yok.Dil döndükçe, kalp çarptıkça yapılacak bir şey vardır. Şair’in dediği gibi “rahmetiyle muamele eden Allahımız bize yine öyle muamele et” diye el açıp yalvarma vaktidir. Hüzünlü kalp ile kıyamda bulunma zamanıdır.Küçük çocukların ellerinden tutup –o masumlar hürmetine- seccadeye kapanma anıdır.O’nun rahmetini celbetmek için lazım olanları yapma, gazabından kaçmak için -gerekirse- meşru lezzetlerden bile vazgeçme zamanıdır. “Yeni bir şafak” bekliyorsak hak ederek beklemeliyiz. Beklerken de Acılı ailelerin yardımına koşmalı, tahriklere kapılmamalı, itidalli olmalı, devletimize, güvenlik güçlerimize, milletimize ve en önemlisi Allaha güvenimizi asla kaybetmemeliyiz. Velhasıl şimdi dua zamanı.
Bu vesile ile terörü ve teröristi bir kez daha lanetliyor,onları Allahın “Kahhar” ismine havale ediyor, cennet kuşu şehitlerimizin ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Not : Aynı sayıda “Maarifin Va’dettikleri” başlıklı başyazı kurtuluş için önemli ipuçları sıralıyor.
22.Ekim.2007 16:11:33 |
|
|