|
YİNE AYNI OYUN: ERMENİ ÇETELERİ VE PKK 
YİNE AYNI OYUN: ERMENİ ÇETELERİ VE PKK
Daha önce Sultan II. Abdulhamid hakkında bir belgesel çalışması yaptığımızı duyurmuştum.Yakın tarihin izini sürerken karşılaştığımız olaylardan bazıları bugüne o kadar benziyor ki şaşırıp kalıyorsunuz.Sultan Hamid’in hatıratında Ermenilerle ilgili bölümü okuyunca güneydoğu ve PKK terör örgütü arasındaki fevkalade benzerlik dikkatimi çekti.O’nun beyanlarıyla arz ediyorum. Metinde“Ermeni” yerine “PKK” koyarak okuduğunuzda fotoğrafın aynı olduğunu görüyoruz.
Sultan Abdulhamid diyor ki:
“Vaktiyle pederim zamanında, daha evvel sarayda aş¬çı, kilerci, cevahirci, sofracı, vükelâ konaklarında ayvazlar hep Ermeni idi. O kadar emin idiler ki haremağası gibi çoluğunu çocuğunu, vüzerâ,şürefâ hep onlara teslim ederdi. Lakin Ermeniler küfran-i nimet ettiler. Sonraları. Venedik'te bir mektep açtılar. Her türlü sanayi, ilim ve fünûnu cami idi. Ben mektebi gördüm. Bir ada üzerinde kaim,cesîm bir mektep.Oradan yetişenler bütün hariciye kalemlerini istila ederler.Fi'l-hakîka Artin Paşalar, Portakal Sikanor ve sair adamlar yetişti. Hatta Hazine-i Has¬sa nazırı oldular.Güzel hizmet gördüler.Lakin kanaat etmediler..
Fransızlar, Katolikleri himaye ediyorlar, Ruslar, Ortodokslara arka çıkıyorlardı. Ben, bazen birini, bazen ötekini tutarak, ama her ikisinin de Osmanlı Reayası olduğunu hatırdan çıkarmayarak, tahrikleri önlemeğe çalıştım. Önce birbirlerini kırdılar, sonra dönüp Müslüman ahaliye saldırdılar.
Onun için zabıta kuvvetleri ile, Ermeni - Müslüman çatışmasını önlemeğe çalışıyordum. Ermenilerin muradı, Müslümanları kışkırtmak, üstlerine saldırtmak, sonra da dünyayı ayağa kaldırtmaktı. Bundan sonra Avrupa devletleri işe karışacaklar, bu iki unsurun bir arada yaşayamayacaklarını ileri sürerek muhtariyet isteyeceklerdi.
Papazlar, Öğretmenler, Ajanlarla sürdürülen bu tahrikler, önceleri pek itibar görmedi. Birçok Osmanlı Ermenisi, bu kışkırtmaları hoş karşılamadı. Bunun üzerine kurulan çeteler, önce bu namuslu Ermeni vatandaşlarımı yola getirmek için bunları kesip öldürmeğe başladılar. Bu namuslu Ermeniler, bir taraftan hükümetten, bir taraftan çetelerden çekiyorlardı. Sonra, bunlar da çeteleri desteklemeye, beslemeye, saklamaya başladılar.
Türk kılığına giren Ermeniler, kendilerine yardım etmek istemeyen kendi vatandaşlarını öldürüp sonra da «Görmüyor musunuz, sizi Türkler kesiyor, siz hâlâ bizimle birlik olmuyorsunuz» demeğe başladılar. Bir yandan da Türk köylerine giriyorlar ve Müslüman halkı türlü işkencelerle öldürüyorlardı.
Bu Ermeni tahrikçileri özellikle Sason bölgesinde tahriklerini sürdürdüler. Bu Ermeni - Müslüman kavgasını sona erdirmek için, müşir Zeki Paşa emrindeki orduyu, bu sahaya sevk ettim ve ayaklanmayı bastırdım. Büyük devletler elçileri, birbirleri peşinden Saraya koştular; zavallı Ermenilerin kılıçtan geçirildiğini ve bunun zulüm olduğunu söylüyorlardı. Hele İngiltere elçisi, hemen bir tahkikat heyetinin kurulmasını istiyor ve buna öncülük etmek için de bir İngiliz Askerî Ataşesinin hemen olay yerine gönderileceğini söylüyordu
Fakat bunu izleyen yıllar İngiltere Ermeni meselesini ayakta tutmak için, elinden geleni yaptı. Çünkü bu suretle Mısır'da giriştiği işleri örtmüş oluyor, dünyanın dikkatini Türkiye üzerinde uyanık olarak tutuyordu.
24.Ekim.2007 12:15:00 |
|
|