|
PSİKOLOJİK HARP VE BEŞİKTAŞ 
Beşiktaş'ın 8-0'lık mağlubiyetiyle, 8 askerimizinin arasında ne gibi benzerlik var?
Beşiktaş'ın 8-0'lık Liverpool mağlubiyetiyle, 8 askerimizin teröristler tarafından kaçırılması arasında benzerlik olduğunu düşünüyorum.
Psikolojik süreçlerin doğru yönetilememesi paralel yansımalara sebep oluyor.
'İtiraf edeyim PKK psikolojik harekâtta bizden iyi.' Bu sözler Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'a ait. 27 Haziran'da Eğirdir Komando Okulu'nda basını ağırlayan Paşa, terörle mücadeledeki eksikleri ve taleplerini dile getirirken böyle konuşmuştu. Son yaşadığımız 'kayıp askerler' olayı, bu zaafı iyice gün yüzüne çıkardı. Psikolojik harekât çoğu zaman halkla ilişkiler çalışması ile karıştırılıyor. Psikolojinin yönetimi demek daha doğru olabilir. Kendi toplumumuzun, rakip ya da düşmanın ve üçüncü şahısların psikolojisini yönetmek, yönlendirmek çok kolay değildir. Her adımın üç muhatabı düşünerek atılması, hedeflenen algının oluşması ya da endişe edilen algıların asgariye indirilmesi gerekiyor. Bütün zorluklara rağmen nasıl oluyor da dağdaki bir avuç terörist, on yılların imbiğinde süzülmüş devlet geleneğine galebe çalabiliyor? Tam burada örgütün başarısını aslında bizim başarısızlığımızın doğurduğunu vurgulamak gerekiyor.
İyi yönetemediğimiz bir sürecin bütün faturasını 8 gariban askerin ya da 11 futbolcunun sırtına yükleyip kurtulacağız! Saatler süren çatışmada neler yaşandığını, hangi şartlarda teslim olduklarını bile henüz bilmiyoruz. Askeri açıdan en hatalı biçimde davrandıklarını farz etsek bile, psikolojiyi yönetmesi gerekenler bu hataları bertaraf edebilmeliydi. Öncelikle halkımızın rencide edilmesine izin vermeyen ve doğru bilgilere kendi kaynaklarımızdan ulaşmaya imkân tanıyan bir iletişim stratejisi güdülmeliydi. Saklanmaya çalışılan bir bilgiyi itiraf etmek zorunda kalan konumuna düşülmemeliydi. Öncesi ve sonrasında asker ailelerinin psikolojisi dikkatle ele alınmalıydı. Mevzubahis olan sadece 8 askerin ailesi değildir. Silah altındaki bütün askerlerin ailelerinin doğal olarak empati yaptığı unutulmamalıdır. Bizim bıraktığımız boşluğun terör örgütü tarafından nasıl başarı ile doldurulduğunu gördük. Bir kez daha bizim başarısızlığımız onların başarısı gibi algılandı.
15 gün önce İstanbul'da güzel bir mücadeleyle Liverpool'u mağlup eden Beşiktaş'ın İngiltere'de tarihi fark yemesinin 'kötü psikoloji yönetimi' dışında açıklaması yok. Fenerbahçe yenilgisinden sonra içine girilen ruh hali 'biz bittik' şeklindeydi. Oyuncuların o haletten kurtulup Liverpool önünde mücadele etme şansları zaten yoktu. Psikoloji yönetimini içi boş hamaset ve aşırı motivasyon olarak görenlerin yanlışı da aynı büyüklükte. Son maçlarda milli takıma yapılan yükleme ve en zayıf rakipler karşısında alınan kötü sonuçlar, mücadelelerde aklın esas olması, duygunun arkadan itmesi gerektiğini gösterdi.
Mücadele devam ederken yani hataların telafisi mümkünken takımını ıslıklayan taraftar, psikoloji yönetiminin en kötü halidir. 'İçeride bizim gördüğümüzü fazlasıyla gören bir teknik heyet ve yönetim kadrosu var. Hata yapan varsa muhakkak hesap soran da bulunur' inancı taraftar desteğinin en önemli ateşleyicisidir. Psikolojik harekâtın diğer mühim ayağını 'öfke/sinir yönetimi' oluşturuyor. Kontrolden çıkmış duygusallığın yıkıcılığı ile tepkisizliğin kaybettiriciliği üzerine acı tecrübelerimiz var. Öfkeyi yöneterek sadece haklı kalmak değil, aynı zamanda sahada mücadele edenin direncini kaybetmemesi de sağlanır. 'Sahada ne yaparsak yapalım masada kaybederiz' düşüncesi mahkûmiyettir. Sahadakilerin psikolojisini sağlam tutmak, masadakilerin dirayetiyle ve toplumsal dayanışma duygusuyla doğru orantılıdır. Ucuz makam çekişmeleri ve kamplaşmalarla masayı zayıflatmak, sahaya teslim bayrağı göndermek gibidir. Psikoloji yönetiminin, gerçeklerin olduğundan farklı gösterildiği illüzyon gösterilerinden farkı, faturası. İllüzyonu kandırıldığımızı bile bile alkışlarız. Ya gerçeğin çarpıtılmasını?..
BÜLENT KORUCU- ZAMAN 09.Kasım.2007 09:31:35 |
|
|