|
DÜNYA EKONOMİSİNİ İZLEMEK 
Dünya ekonomisinde gerçekten çok ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Üstelik söz konusu gelişmeler yerleşik gibi görünen trendlerin tersine dönmesi biçiminde de tezahür edebiliyor.
Türkiye ekonomisi ise son beş senede hatırı sayılır bir yapısal dönüşüm içinde.
Ekonominin yapısal dönüşümü beraberinde gelir artışını da getiriyor ve Türkiye ekonomisi öncelikle toplam büyüklük, arkadan da kişi başına gelir olarak artık dünya ekonomisinde belirli bir yere geliyor.
Bu aşamadan sonra, beklenmedik, buyük politika hatalarına dayalı yön değiştirmeler olmazsa Türkiye ekonomisi her geçen gün dünya ekonomisinin bir parçası olmayı sürdürecek.
AB tam üyelik müzakereleri ve perspektifi bu olumlu konumlanmayı daha da belirgin hale getiriyor, süreci daha da güçlendiriyor.
Bu nispeten yeni durumun getirdiği, eski koşullanmalara bağlı en büyük sorun gelişen Türkiye ekonomisinin aktörlerinin dünya ekonomisini çok ama çok yakından izleme alışkanlıklarının gelişmemiş olması.
Oysa bu artık bir zorunluk.
***
Son otuz senede küresel ekonomide önemli trend gelişmeleri yaşanıyor.
Endüstri toplumlarının büyük bir hızla bilgi toplumlarına dönüşümü, bilgi toplumlarında kişi başına gelirin çok yükselmesi sonrası ekonominin talep yapısında radikal dönüşümler yaşandı.
Zengin toplumların zengin bireyleri artık daha az çimento, daha az demir-çelik ama daha fazla hizmet talep etmeye başladılar.
Bu süreç dünya ekonomisinde madencilik sektörünün büyük ölçüde gerilemesine neden oldu.
***
Ama bu sırada, özellikle 2000’den bu yana çok da öngörülmeyen ya da gözardı edilen bir süreç devreye girdi.
Çin ve Hindistan ekonomilerinin devasa büyüme oranları iki buçuk milyarı aşan toplam nüfusları ile birleşince, dünya ekonomisinde talep değişim süreci yeniden değişmeye başladı.
Üç milyara yaklaşan bu iki ülkenin nüfusu araba kullanmaya, betonarme yapılarda yaşamaya başlayınca artık kendini zor toparlar diye düşündüğümüz madencilik, metalürji gibi ‘eski ekonominin’ sektörleri yeniden büyümeye başladı.
Geçtiğimiz hafta dünyanın en büyük metal üretici firması BHP Biliton, aynı sektörün üçüncü büyük firması Rio Tinto’yu tam 140 milyar dolar ödeyerek satın aldı.
BHP Biliton bir İngiltere-Avustralya firması, Fortune dergisinin en zengin şirketler sıralamasında da sadece 205’inci.
Bu firmanın faaliyetlerini yoğunlaştırdığı Batı Avustralya bölgesinin Çin’e metal ürünleri ihracatı 2002’ye oranla yüzde 340 artmış durumda.
***
Tüm bunları sadece dünya şirketlerinin faaliyetlerini okurlara duyurmak için yazmıyorum.
Dünya ekonomisinde Çin ve Hindistan çekişli, madencilik sektörü, çimento, metal endüstrileri ağırlıklı bir talep dönüşümü yaşanıyor.
Bu süreç doğal olarak bilgi ekonomisinin de gelişimiyle paralel gidiyor.
Türkiye ve bizim ekonominin aktörleri bu yeni süreci erken algılayabildikleri ölçüde dünya ekonomisi içinde payımızı artırmamız olanaklı olacak.
Yatırım, üretim, araştırma kararlarımızı dünya ekonomisini iyi okuyup verebildiğimiz ölçüde büyüme oranlarımız daha yüksek ve sürdürülebilir olacak.
16.Kasım.2007 09:22:11 |
|
|