|
HABUR KAPISI OLMUŞ ÇİLE KAPISI 
Bir süredir Irak’ın Kuzey’inde görev yaptıktan sonra (25 gün geçmiş zaman ne de çabuk geçiyor) İstanbul’a döndük.
Zaho’dan Habur Sınır Kapısı’na doğru gelirken yaşadıklarımız, gördüklerimiz ve de anlatılanlar, bizi bir kez daha düşünmeye sevk etti. Habur Sınır Kapısı’nda yaşananları duyunca, gerçekten üzülmemek elden değil. Habur’da Türkiye’ye geçmek gerçekten tam bir çile. Habur Sınır Kapısı olmuş çile kapısı. Neden mi?
Habur Sınır Kapısında, Irak yönetiminin kontrol noktasındayız. Burada işlemleriniz yaklaşık yarım saat sürüyor. Ve çıkış işlemlerimiz yapıldıktan sonra, sınırdan Silopi’ye çalışan bir taksiye biniyoruz ve sınır kapısının Türkiye tarafına doğru hareket ediyoruz. Burada çok ciddi bir arama yapılmıyor. Bindiğimiz araçla Habur Çayı üzerindeki köprüye giriyoruz. Araç kuyrukları tam köprünün sonunda. Kamyonlar bir yanda, normal araçlar bir yanda kuyrukta bekliyor. Gazeteci olduğumuz duyulunca, genellikle Silopi, Midyat, İdil, Cizre ve çevre il ilçelerde ikamet eden ve ekmeklerini bu sınır kapısından kazanan vatandaşlar, etrafımız sarıyor. Bir anlatıyorlar pir anlatıyorlar.
-Ağabey ne olur bizim derdimizi anlatın, çekim yapın, haber yapın
-Çekim yapamayız çünkü yasak.
Anlatıyorlar.
Sınırda 1200 taksi çalışıyormuş daha önce. Şimdi bu sayı 300’e kadar düşmüş. Sebep ise Habur Sınır Kapısı’ndaki geçiş çilesi ve saatler, hatta günler süren bekleyiş. Günlük bin taksi geçerken şimdi yüz taksi zorla geçiyor. Irak tarafındaki kontrol noktasından Türkiye tarafına geçiş mesafesi yaklaşık 750 metre. İnanamayacaksınız ama özel aracınızla o bölgeyi geçmeniz tam 10 saat sürüyor. Köprü üzerinde hiçbir şey yok, araç içerisinde beklemeniz gerekiyor. Kadın, çocuk, yaşlı fark etmiyor. Bu süre içerisinde insani ihtiyaçları giderecek herhangi bir tesis yok. Hastalansanız aracınızda bekleyeceksiniz. İlla sıra sizin aracınıza gelecek.
Taksilere müşteri olarak bindiğiniz zaman, uygulanan bir yöntemle, (biz de onu uyguladık) 3 saatte Türkiye’ye geçiş yapıyorsunuz. Nasıl mı?
Bindiğiniz taksiden inip kuyruğun ön tarafına doğru yürüyorsunuz. Bu sırada aynı yöntemle, aracı boşalan bir taksiciye kişi başına 10 milyon vererek o aracın müşterisi oluyorsunuz. Ve bindiğiniz aracı geride bırakarak en baştaki bir başka araçla Türk kontrol noktasına geliyorsunuz. Sizin boş bıraktığınız araca da sizden sonra gelenler binecek. Bu hep böyle devam ediyor.
Peki neden bu uzun kuyruklar. Habur sınır kapısındaki arama noktasında, Türkiye haklı olarak ciddi bir arama yapıyor. Çünkü sınır kapısında ciddi bir silah ticareti, kaçak sigara ve akaryakıt kaçakçılığı dönüyor. Birkaç gün önce bir takside yapılan aramada, aracın yakıt deposunda 12 glock marka silah yakalandı. Sınırda girecek her silah, bir masuma sıkılacak kurşun ya da terör örgütüne gidecek bir cephanelik anlamına geliyor.
Ancak bu denetimi yaparken kendi vatandaşına eziyet reva mı?
Öncelikle sınırda araçları ve geçen insanları, sadece 2 ekibin aradığını görüyoruz. Neden yoğunluğu azaltmak için takviye ekipler konulmuyor? Sadece 2 ekiple arama yapılması mantığını anlayamıyoruz.
Araçlar hala ilkel yöntemlerle aranıyor. Araçların geçebileceği ve aramaları en kısa süreye indirecek bir x-ray cihazı maalesef yok. Yani bir aracın benzin deposuna bakılıyor diğerine bakılmıyor. Halbuki alınacak x-ray cihazıyla araçlar hem hızlı hem ayrıntılı aranabilir.
Bitti mi? Elbette hayır. Bu eziyeti yaşayıp, arama noktasından geçtikten sonra, bu sefer giriş işlemleri için kuyruğa giriyoruz. Ve her nedense, hemen her gün özellikle saat 16.00’dan sonra sistem arızası meydana geldiği belirtiliyor. Ve doğal olarak saat 17.00’den sonraya kalıyorsunuz. Yani mesai bitiyor. Mesai de bitince saat 17den sonra orda görevli memura araç başına 22 milyon lira mesai parası veriliyor. Daha önce tek mesai parası şimdi iki mesai ücretine dönmüş durumda. Yani geçen araç başına 44 milyon. Devletin resmi görevli memura mesai ücreti?
İşte Habur’daki durum bu. İlla sınırı kapatma kararı almaya gerek yok. Zaten yapılan uygulamalarla sınırdaki ticaret durma noktasına gelmiş durumda. Avrupa’dan bölgeye gelenler Erbil’e direk uçakla geliyor. Bölgede iş yapan şirketler de işçilerini genellikle özel uçakla bölgeye götürüp getiriyorlar. Böyle olunca da sınırda ekmek parası arayan taksici esnafı, bir müşteri bulup karşıya geçmesi için bazen 1 hafta, bazen 10 gün beklemek zorunda kalıyor.
İşte deve, işte Habur. Geç geçebilirsen.
21.Kasım.2007 12:39:55 |
|
|