|
BAŞÖRTÜSÜ: ANKETİN DOĞRU YORUMU 
Sonuçları birbirine zıt iki anketi Ahmet Taşgetiren yorumluyor
Önce anketlerin sıhhati meselesi: Konda'nın anketine göre başörtülü sayısı 2003'ten 2007'ye, yani tam Ak Parti iktidarı döneminde artmış gözüküyor, Binnaz Toprak - Ali Çarkoğlu'nun 1999- 2006 arasındaki ölçümlerine göre ise azalmıştı.
İkisi de Türkiye'nin nabzını ölçüyor, bu sonuç nasıl çıkıyor, bu anketlerin sıhhat sorununu gündeme getiriyor. Ve yorumlar:
"Başörtülü - türbanlı sayısı artıyor, azalıyor" yorumları, genelde Ak Parti'nin yönettiği bir Türkiye'nin nereye gittiğine ilişkin tartışmalara paralel gelişiyor. Şimdi bu ayrıma "Türbanlı arttı, başörtülü azaldı" boyutu eklendi. Onun hemen yanına "Geleneksel - dini gerekçe" ayrımı kondu. Bir süre önce başörtüsü - türban yorumlarında "simge" tanımlaması vardı. Denmek istenen şu: Simgesel olan, geleneğin ötesinde olan, dini gerekçe ile olan ve "türban" diye tanımlanan şeyin oranı arttı, geleneksel olan, başörtü diye anılan şeyin oranı azaldı. Bu da Ak Parti hükümeti sayesinde oldu.
Burada temel yanlış, öncelikle türban - başörtüsü ayrımında yapılıyor. Şayet ben, islami camiayı birazcık bilen bir kimse isem, orada başörtüsü ve türban diye bir ayrım yapılmadığını, aslında hemen hiç kimsenin başındaki örtüyü "türban" diye nitelemediğine tanığım. Türban, bir Doğramacı üretimiydi ama tutmadı. Üniversiteli öğrenciler hep "başörtüsü"nü tercih ettiler. Başörtüsünün niteliği belki annelerden farklıydı, onu da, genç kız - anne giyim tercihlerindeki farkta görmek sağlıklı olacaktır. Ki, şehirlerde anneler de genç kızlar gibi başörtüsü - eşarp kullanmaya başlamışlardır. (Burada bir parantez içi değerlendirme olarak başörtüsünün üniversiteli olmayan - çalışan genç kızlar arasında da bir itibar göstergesi olarak kullanıldığını ve artışın biraz da buna bağlı olduğunu söylemek mümkün.)
"Türban", o malum 28 Şubat sürecinde, başörtülü öğrencilere büyük sempati duyan halkla üniversite öğrencilerini birbirinden koparmak için "psikolojik savaş" ürünü olarak devreye sokuldu. "Bunlar sizden değil, kötü niyetli" propagandası yürütüldü. Ama tutmadı. Bütün zamanlarda yapılan kamuoyu yoklamalarında halkın yüzde 75'ler civarında bir büyük çoğunluğu başörtüsünün hayatın bütün alanlarında serbest olmasını istedi.
Burada bir başka yanlış, başını geleneksel olarak örtenlerin "dini" bir zemini bulunmadığı iddiası. Bu da gerçeği yansıtmıyor. çünkü Anadolu'da "gelenek" de, İslam'ın potasında oluşmuş bir toplumsal kültüre göre biçimlenmiştir. Belki "gençlerin başörtüsü" daha bir yeni "dini uyanış"ın ürünüdür, ama annelerde bu uyanış zaten genlere işlemiş bir imana bağlıdır.
Ak Parti iktidarının başörtülü - türbanlı sayısını artırdığı iddiasına gelince... Ben burada bir soru sormak isterim: Peki Ak Parti'nin oylarını kim artırdı? Bu soruya "Ak Parti doğduktan üç yıl sonra yüzde 34'le iktidar oldu, 28 Şubatçı partiler silindi, bu neden?" sorusunu da eklemek mümkün. Bunun cevabı net: Demek ki Ak Parti'ye yakın duran bir toplum gerçeği var, bu toplum gerçeği, 2003'ten 2007'ye, yani Ak Parti iktidarının 4.5 yılını gördükten sonra daha da netleşmiş durumda. Konda anketi neyi ortaya koyuyor: Başını örtmeyenlerin yüzde 55.9'nunun bile yasağa karşı olduğunu... Yine başını örtmeyenlerin yüzde 48.8'ninin bile "devlet memurlarının da isterlerse başlarını örtebilmesi" ni savunduklarını... Toplumun yüzde 69.4'ünün başını dini veya geleneksel biçimde örttüğünü...
İnsaflı yorumculuk, bu sonuçları, "tehlike" sinyali gibi sunmak yerine, bir "toplum gerçeği"nin altını çizmek için kullanmalı. Ve neden bu toplum gerçeğine göre bir yasal çerçeve oluşturulmuyor, sorusuna odaklanmalı. Toplumun yüzde 70'ini potansiyel baskı altında tutan bir sistem yapılanmasının demokratikliği, insan haklarına uygunluğu sorgulanmalı.
Yazıyı bir not ve bir soru ile bitirelim: Konda anketine göre çarşaf ve peçe kullananların yüzde 80.6'sı bile örtünmenin laiklik karşıtlığının simgesi olmadığını ifade ediyor. Acaba bu sonuç, "simge, simge" diye tutturup, oradan düşmanlık ve yasak üretenler için bir anlam taşır mı? 05.Aralık.2007 08:22:47 |
|
|