|
CHP NEREYE KOŞUYOR ? 
Anamuhalefet partisi CHP, 22 Temmuz seçimlerinin muhasebesini yaptı mı?
Hatırladığım kadarıyla parti yönetimi niye kaybettiğinden çok AK Parti'nin niye kazandığını açıklayan bir rapor hazırladı. O kadar kendisine dönük eleştiriye gitmedi.
Yüzde 47'yi izah ederken merkez sağın çökmesinin iktidar partisine yaradığı sonucuna vardı. Oysa asıl önemli olan CHP'nin neden kaybettiği... Sürekli kan kaybeden solun oy oranı yüzde 20'lere kadar geriledi. Sol için içler acısı bir durum. İktidar o kadar uzak ki adeta Kafdağı'nın arkasında.
Son bir iki gündür medyaya yansıyan haberler solun niye kaybettiğini açıkça ortaya koyuyor. CHP kendi insanıyla barışık değil, ülkenin değerleriyle kavgalı. CHP'nin 22 Temmuz'un özeleştirisini yapmadığını gösteren şu habere bakar mısınız; Meclis'in CHP'li Başkan Vekili Güldal Mumcu, bütçe görüşmelerinde cuma namazı saatinde ara vermeyince Genel Kurul boşaldı. Salonda AK Parti'den sadece 7'si kadın 12 milletvekili kaldı. Meclis'i bir CHP'li başkan vekili ilk kez yönetmiyor, ancak daha önce problem yaşanmadı. Bu kez Mumcu farklı davrandı, milletvekillerinin bu yöndeki taleplerini geri çevirdi. Bu sırada kürsüye çıkan CHP'li Mehmet Sevigen'in sözleri Mumcu'nun davranışını tamamlıyor: "AKP sıraları bomboş. Biz bize konuşacağız. Arkadaşlar herhalde cumaya gittiler, ama buradaki çalışmalar da ibadettir." Bu arada cuma namazından dönen AK Partili milletvekillerine CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce "Cumaya gittiniz, hocadan fırçayı yediniz. Hırsınızı bizden çıkarıyorsunuz." diye bağırdı. Bu, siyaset değil. Laiklik duyarlılığı hiç değil.
İbreti âlem için şu manzaraya, CHP'nin kendisini konuşlandırdığı yere bakın. Böyle bir üslup olur mu? Cumaya isteyen gider, isteyen gitmez. CHP'lilerin alay eder gibi cuma namazına giden milletvekillerine söylenen sözlerin toplumda nasıl algılanacağını hesap etmemesi anlaşılır gibi değil. Bu üslup çağdaş bir partinin üslubu olabilir mi? Cumaya gidenleri yalnızca bir partinin milletvekilleri gibi göstermek... Bunun yanında 'çalışmak ibadettir' diyerek Meclis'te kalanları ise bir başka partinin milletvekilleri şeklinde takdim etmek... CHP, cumaya gitmeyenlerin partisi mi? Böyle bir şey olabilir mi? Eminim ki Mumcu ve Sevigen de böyle bir manzaranın oluşmasını istemez.
İşte bir başka örnek... Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşinin Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan 12 yaşındaki bir kız çocuğuna koruyucu aile olma girişimine bir CHP milletvekili tepki koyuyor. Hangi üslupla biliyor musunuz? İnsan inanmakta zorlanıyor. Ama gerçek. CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman şöyle demiş: "Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine aykırı düşünceler taşıyan cumhuriyet kazanımlarını koruma hassasiyetleri olmayan bir çiftin ebeveynlik yapacağı çocuğun dünya görüşünde sapmalar olabilir. Bu kız çocuklarını daha fazla etkileyebilir, başı kapatılabilir." Cumhurbaşkanı Gül'ü eleştirebilir, tepki koyabilirsiniz. Gül'ün bir kız çocuğunu evlatlık edinme talebine böyle karşı çıkmak kabul edilebilir mi? Siyaset yapan bir ismin, sözlerinin toplumda nasıl algılanacağını hesap etmemesi son derece düşündürücü.
CHP'li Mehmet Sevigen'e atfedilen bir başka haber daha var. Meclis'te Futbol Federasyonu'nun bütçesi görüşülürken "Futbolda ulusal takımımızı tarikatlara göre kurmaya başladık." diye konuşmuş. Doğrusu hemen her konuyu irtica, laiklik, tarikat kapsamında değerlendirmek büyük başarı. CHP Türkiye'nin muhafazakârlaşmasından kaygıya kapılan bir parti görünümünde. Acaba birileri Çaykur Rizespor'un Kolombiyalı sol kanat oyuncusu Victoria'nın eşiyle beraber Müslüman olmasından rahatsızlık duymuş mudur? Yok. O kadar da değil.
Bu haberlere konu olan CHP milletvekillerinin söz ve davranışları için 'kendi görüşleri, partiyi bağlamaz' denebilir. Ancak üst üste gelmesi ve bunları ortadan kaldıracak başka örneklerin sergilenmemesi tümüyle partiye mal edilmesi sonucunu doğuruyor. Bir parti ayağına kurşun sıkar mı? Anlamak mümkün değil.
09.Aralık.2007 17:19:43 |
|
|