|
MEDYA BİR GÜN AVA ÇIKMIŞ 
Karlı bir havada usta ile çırak avcı avlanmaya çıkmışlar.
Usta avcı çırak avcıya taktik vermiş: Sen şuradan git ben buradan gideyim ayıyı görürsen bana işaret ver demiş. Fıkra bu ya, az sonra çırak avcının sesi duyulmuş; “Usta gel usta gel ayıyı vurdum!” demiş. Usta avcı bundan hiç mi hiç hoşlanmamış ve duymazlıktan da gelerek çırağa seslenmiş “Çırak gel ayının izini buldum takip edelim!” diye.
Aşağıda anlatacağım çok ciddi toplumsal hadiseye böylesine bir fıkra ile başlamak yakışır kalır mı bilmem ama medyamızın tavır ve tutumu karşısında başka nasıl bir üslup izlemek lazım onu da bilemiyorum.
Malum, medyamız birkaç gün önce Amasya’da gazetelerin ilk sayfasına, manşete bir haber taşıdı. İddiaya göre Amasya’da bir okulda ve yurtta 4 öğrenci dini baskı gördükleri gerekçesi ile okuldan ve yurttan ayrılmışlar ve valiliğe de bir dilekçe ile okul yöneticilerini şikayet etmişlerdi.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bu işin üzerine ciddiyetle gitti. Öğrencilerle, onların aileleriyle görüştü. Sonuç itibariyle bir rapor hazırlandı ve bugün (Perşembe) bu raporu açıkladı. Komisyon başkanı Zafer Üskül diğer partilerden üyelerin de altında imzası bulunan raporu okudu. “Dini baskı sonucu okuldan ayrıldıkları söylenen 4 öğrencinin dini baskı sebebiyle okuldan ayrılmadıklarının tespit edildiğini.” söyledi. Sadece bunu söylemekle de kalmadı bu haberdeki birden fazla tutarsızlığı ve yalanı da işporta malı gibi tezgaha döktü.
Sonra n’oldu dersiniz. Medya kuruluşları temsilcileri aracılığıyla anında Zafer Üskül’e ulaşıp “Bin bir kere özür dileriz.” dedi desek bizim de o malum haberleri yapanlardan farkımız kalmaz çünkü böyle bir şey olmadı.
Gazetelerimizin -zaman zaman masum ama her zaman değil- muhabirleri Zafer Üskül’ün o haberleri yalanlayan sözlerine değil de “Dini baskı yok öğrenciler arasında bir nevi mahalle baskısı gibi de nitelendirilebilecek bir durum var.” sözlerine kulak kesildiler.
“Ne, biri ‘Mahalle baskısı’ mı dedi!”
Evet olayı takip eden medya mensuplarımız buna benzer, komik bir tavırla, can kulağıyla dinlemeye başladılar konuşmacıyı. Yalan haberlerden dolayı biraz -çok az- utanan sıkılan medyamızın çok değerli temsilcileri “Biz biliyorduk zaten Amasya’da bir şeyler olduğunu.” havasına çabucak girdiler. Ardından yeni asılsız haberlere zemin hazırlayacak sorular sorular sorular…
Eminim bugünkü gazetelerin belki ilk sayfalarında bel ki de manşetinde “Dini baskı değil mahalle baskısı!” başlıkları öne çıkacak. Üskül’ün “Dini baskı haberleri doğru değilmiş.” sözleri ise o haberleri yazan gazetelerin sayfalarında hiç mi hiç yer almayacak.
Gelelim yazının başında anlattığımız avcı fıkrasına.
Adana Kozan’da ödül alan bir lise öğrencisi başı örtülü diye garnizon komutanı ve kaymakamın müthiş uyumlu işbirliği ile platformdan indirilmişti. Kameralar bu olayı klasik bir deyimle “Saniye saniye” kaydetmişti.
İşte o saniye saniye kaydedilen ve nasıl giyinirse giyinsin, inancı düşüncesi ne olursa olsun o yaşta bir kız öğrencinin iç burkan halini görmezden gelen medyamız Amasya’da kendince iz sürmeye devam ediyor.
Avcı fıkrasını bu sebeple anlattım. İz sürmeye meraklı “Usta” medyamız yerde yatan ayıyı görmezden gelen usta avcı gibi çırağa seslenmeyi yeğliyor. “Gel çırak gel ayının izini buldum.” Tabi bizim medyamızın bir olayın izini sürerken ötekini görmeme sebebi usta-çırak ilişkisinde olduğu gibi kıskançlık krizinden değil memlekette bir süreden beri mevsim normallerinin üzerinde olan yumuşak havayı “Şubat”a hazırlama hevesinden.
Son söz: İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun Amasya raporunda Anayasa’nın 24. maddesinin ilk fıkrası hatırlatılıyor “Kimse dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.” maddesine yer veriyordu.
Yani Anayasa sadece dini kuralları dayatmaya değil, dinini yaşamak isteyen üzerinde baskı kurmaya da geçit vermiyor. Ama usta medyamız birini görürken öbürü görmezden geliyor.
Bir olayda bütün deliller göz önünde iken görmezden gelip, diğerinde devletin resmi kurumları tarafından da yalanlanan iddianın izini sürmeye ısrarla devam ediyor.
Bu kadar söze ne gerek var sayın yazar! Diyenleri de duyar gibiyim. Haklısınız bugüne kadar malum medyamızın tavrı farklı mıydı da bunu garipsedim!
Siz de haklısınız.
10.Aralık.2007 14:57:04 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|