|
DEVLETİN KURUMU MİLLETE DÜŞMAN OLUR MU ? 
Devlet Tiyatroları’nda 2. perde
Bir önceki yazıda Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü bünyesinde yaşanan yolsuzluklardan sadece birkaç örnek vermiş ve milletin ödediği vergilerin nerelere gittiğinin zihinlerde yer etmesi bakımından bazı hususlara dikkat çekmiştik. Adam kayırma, danışıklı dövüş, hasta raporuyla tiyatroyu asıp dizi çekimine gitme, milyarlarca liraya mal olup çöpe atılan oyunlar... Adeta insanların refleksleriyle yönetilir hale gelmiş bir devlet çiftliğini andıran yapı... Maalesef bahsettiğimiz kurum ülkenin kültür-sanatına önemli katkılar yapması gereken Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü. Bugünkü yazıda milletten ne kadar da uzak insanların bu kurumda devlet memuru olarak çalıştığını, Anadolu insanının vergileriyle milyarlarca lira maaş alan bu tiyatro oyuncularının, milletin değerlerine nasıl hakaret ettiklerinin örneklerini bulacaksınız.
Samanyolu Haber’de geçen haftalarda yayınlanan görüntülerde devlet tiyatrosu sanatçısı önemli bir isim, milletin oyuyla seçilmiş ülkenin Başbakanı’nı Hitler ve Mussolini’ye benzetiyordu. Bu görüntüyü ülkenin yöneticileri de dahil herkes üzülerek izledi. Başka bir ünlü tiyatro sanatçısı ülkenin yöneticileri tarafından görev verilen isimlere “yalaklar ve salaklar”, “tetikçiler” diyerek açıkça hakaret ediyordu. Bunu da Türkiye gördü.
Milletin seçtiğine ve seçilenlerin değerlendirmelerine böylesine çirkin benzetmelerde bulunan tiyatrocuların yoksa asıl dertleri milletle mi ? İnsanın maalesef aklına bu soru geliyor. Aşağıdaki sözler yine devlet tiyatrolarının tanınmış ve ünlü bir ismine ait. Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği Başkanı olan bu ünlü tiyatrocunun kızgınlığı eski Kültür Bakanı Atilla Koç tarafından göreve getirilen genel müdüre. Maaşını milletin vergilerinden alan bu tiyatro sanatçısı, genel müdürü; İmam Hatiplilere tiyatronun kapılarını açmakla suçluyor ve İmam Hatiplilerin kurum personelinin kalitesini düşürdüğünü iddia ediyor. Aynı aydın tiyatrocu, başka bir cümlesinde; İmam Hatiplileri eğitim seviyesi geri insanlar olarak lanse ediyor.
Devletin maaşlı memurları olan tiyatro sanatçıları milletle problemleri olduğunu uygulamalarıyla da açık seçik gösteriyor. Hükümetin “81 ili tiyatroyla kaynaştırma hamlesi” ile eski Bakan Koç’un göreve getirdiği müdür döneminde bütün şehirlere turneler konulmuş ve 2 yıl boyunca Devlet Tiyatroları 81 ilde oyun oynamıştı. Eski Bakanın görevden aldığı müdür (şu anki genel müdür) yargı kararıyla görevine dönünce turnelerin hepsi askıya alındı ve Devlet Tiyatroları Anadolu’dan elini eteğini çekti. İstanbul’un Avrupa yakasında birkaç sahnede ve İstanbul dışında toplasanız iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar şehirde oyun oynayan Devlet Tiyatroları, her nedense yurtdışı turnelerini çok seviyor. Yurtdışı turneleri yeni değil eskiden beri var. Tabii yurtdışı turnelerinin yolluk ve harcırahları hatırı sayılır cinsten oluyor. Hazır turistik geziye çıkılmışken kadro da şiştikçe şişiyor. 15 kişinin oyun oynayacağı Mısır’a teknik elemanlar hariç 35 kişi gidilmesi bunun örneklerinden sadece biri. Millet çalışıp vergilerini ödemeye devam etsin.
Tam bir iktidar kavgasının yaşandığı Devlet Tiyatroları adeta milletten koptukça kendini bulmakta ve mümkün olduğu kadar da soyut yaşamaya çalışmakta. Neredeyse oyun oynamamak için, açık olan sahneler de tek tek kapatılmakta. Örneğin; İstanbul Anadolu yakasında eski genel müdürün gayretiyle Kadıköy Halk Eğitim Merkezi içinde açılan sahne kapatıldı. İstanbul’un Anadolu yakasında Devlet Tiyatroları ekibi şu anda oyun oynamıyor. Avrupa Yakasında bulunan Taksim Sahnesi mal sahibiyle Şubat 2008’e kadar sözleşme uzatılmasına rağmen Temmuz 2007’de apar topar kapatıldı ve boşaltıldı. Eski Kültür Bakanı Atilla Koç’un ili olan Aydın sahnesi kapatıldı. Ankara, İstanbul ve İzmir dışında şu anda sadece 7 ilde sahne kaldı. Sahneler kapanmakta ama devlet tiyatroları sanatçıları milyarlarca lira maaşlarını tıkır tıkır almaya devam etmekteler. Üstelik tiyatro oynanmayınca iyi para kazandıran dizi çekimlerine bol bol vakit kalıyor. Ayrıca korkarım çok yakında yurtiçinde sahne kalmayacağından Devlet Tiyatroları tamamen yurtdışına turneler (turistik geziler) yaparak dizi çekimlerinin stresini atacak.
Bitti mi ? Hayır.
Bu kadar bol malzeme, ne biz yazdıkça ne de siz okudukça biter. Devlet tiyatrolarına eleman ve malzeme alımında yapılan usulsüzlükler, adrese teslim ihaleler ve önce kayıp denilen sonra ortaya çıkan kasadaki trilyonların hikayesi de bir sonraki yazıya kalsın.
10.Aralık.2007 16:18:46 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|