|
SONUN BAŞLANGICI 
Aylardır, yapılıp yapılmayacağı tartışılan harekât tam da bayram öncesine denk düştü.
Bugün arife, yarın bayram, kurban bayramı. Her yerde telaş, bayramın tatlı heyecanı yaşanıyor. Gündemde ise sınır ötesi operasyonun yankıları var. Aylardır, yapılıp yapılmayacağı tartışılan harekât tam da bayram öncesine denk düştü. Bir bakıma terörün vurduğu acılı evlere bayram şekeri gibi geldi. Şehit analarının yüreğini bir nebze de olsa soğuttu.
Operasyon sürpriz değil, Türkiye terörle mücadelede yeni bir sürece girmişti. Geriye dönüşü mümkün olmayan bir süreç. Öncelik, kara yerine hava operasyonuydu. Bu ihtimalin bir süredir kapalı kapılar ardında konuşulduğu seziliyordu. Tezkerenin laf olsun diye çıkarılmadığı dosta düşmana açıkça ilan edildi. Düğmeye basıldı ve Türk jetleri bir gece yarısı baskınıyla bölücü terör örgütü PKK'nın kamplarının bulunduğu Kandil Dağı'nı delik deşik etti. Genelkurmay'ın açıklamasına göre hedefler tam isabetle vuruldu, teröristlerin barınakları yerle bir oldu.
Neresinden bakılırsa bakılsın önemli ve ciddi bir harekât. Bu baskın PKK'ya gözdağı vermek, korkutmak, destekçilerine mesaj olsun için yapılmadı. Amaç sonuç almaktı. Bununla sınırlı kalmayacağı, önümüzdeki günlerde de belli aralıklarla devam edeceği söylenebilir. Anlaşılan o ki terörün uyanacağı bahar ayına kadar örgütün belinin kırılması için her şey yapılacak. Türkiye PKK'nın kökünü kazımak için bütün kurumlarıyla kararlı. Bu harekât bunun göstergesi.
Operasyonun en dikkat çekici yanlarından biri uluslararası camiadan dişe dokunur tepki gelmemiş olması. Daha önce sınır ötesine yapılan benzeri harekâtlarda dünya ayağa kalkar, ABD'den Avrupa başkentlerine kadar Türkiye'ye tepki yağardı. Derdini anlatamayan Türkiye haklı olduğu konuda haksız duruma düşer, ağır itham ve suçlamalara hedef olurdu. Şimdi durum çok farklı.
Dış dünya büyük oranda sınır ötesi operasyonu anlayışla karşılıyor. Yer yer itirazlar var, ama çok cılız. Operasyonu gölgeleyecek, önüne geçecek boyutta değil. Peki neden? Nedeni açık; kuşkusuz bu olumlu havanın hükümetin başarıyla yürüttüğü diplomasi trafiğinin bir başarısı olduğunu söylemek lazım. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan ve özellikle Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın yoğun diplomasi trafiği muhtemel bir operasyona dünyayı hazırladı. Terör örgütü yalnızlaştırıldı.
Türkiye terörle mücadelede haklı olduğunu dosta düşmana iyi anlattı. Tepkilerin zayıflığı, itirazların cılızlığı bu yüzden. Yetmez, aralıksız dört koldan diplomatik kanalları kullanmaya devam etmek lazım.
Şimdi zihinlerdeki soru şu: Acaba hava operasyonu teröre ne denli darbe vurdu? Terör örgütünün belini kırabildi mi? Terör, kanlı yüzünü bahar aylarında yine gösterebilecek mi? Şüphesiz terör örgütü bir harekâtla sona ermez. 'Bitti, sona erdi' demek için henüz erken. Operasyonu sadece hava baskını ile değil çok boyutlu değerlendirmek gerekir. Kabul etmek lazım ki harekât örgütün hareket alanının daraldığı, içeriden ve dışarıdan desteğini kaybetmeye başladığı döneme rastladı. Eskiden olduğu gibi 'dış destekçileri' yok artık. ABD ortak düşman diye nitelemekle kalmadı, açık tavır aldı. Bu operasyon örgütte baş gösteren çözülmeyi hızlandıracaktır. Sağlı sollu üst üste gelen darbeler tam anlamıyla örgütün belini kıramazsa da eski gücünü toparlayamayacak oranda yara aldığı söylenebilir.
PKK'ya dönük kıskaç 'eve dönüş' yasasıyla da desteklenebilir. Hükümette bu yönde düşünce var. Suça bulaşmamış terör örgütü üyeleri için dağdan eve dönüşlerine zemin hazırlanabilir. PKK bir darbe de buradan alır. PKK'nın tasfiye süreci başladı, bu işin sonunu getirmek artık şart... 19.Aralık.2007 09:28:52 |
|
|