EN SON HABER: (01:05) Türkiye 2-1 galip başlayacak...     EURO: 1,7540 - 1,7550    DOLAR: 1,1850 - 1,1860
 

ÇANLAR ÜNİVERSİTELER İÇİN ÇALIYOR?

Gülay Göktürk

TUBİTAK'ın dün bizim gazetede yayınlanan Türkiye Bilimsel Yayın Göstergeleri,

bilimsel yayın sayısı açısından üniversitelerimizin içine düştüğü fukaralığı acı bir biçimde yüzümüze çarpıyordu.

Hani ne kadar güçlü, ne kadar büyük, ne kadar önemli, ne kadar vazgeçilmez bir ülke olduğumuzu tekrarlayıp dururuz ya; son 25 yılın uluslararası bilimsel yayın dökümüne göre dünya bilimine makale yayını bazında yaptığımız katkının yüzde 1'i bile bulmadığını öğrenmek bu böbürlenmelerle fena halde çelişiyordu.

Hepimiz biliyoruz ki, yayın sayısı sadece bir sonuç; üniversitelerimizin epeydir boğuştuğu krizin birçok sonucundan bir tanesi... İşin kötüsü bu, konjonktürel değil yapısal bir kriz ve bizim bırakın çözmeyi; krizin boyutlarını kavrama yeteneğimiz olduğuna dair hiçbir işaret yok ortada. Sadece politikacılar, devlet yöneticileri değil; üniversite mensuplarının çoğu bile, henüz büyük tehlikeyi göremiyor. Onlar hâlâ, devletin üniversitelere ayırdığı bütçeden bir parça daha fazla kaparlarsa, harçları bir parça daha arttırırlarsa; hocaların maaşlarında bir parça düzeltme sağlanırsa; çarkın dönmeye devam edebileceğini sanıyorlar. Bu yüzden de, üniversitelerle ilgili önlem önerileri hep son derece palyatif kalıyor; tartışmalar aynı paradigma içinde kalarak yürütülüyor.

Oysa her şey, üniversitelerin şimdiye kadar böyle gelmiş olsa bile artık böyle gitmeyeceğini sokuyor gözümüze. Üniversiteler bütün dünyada değişen koşulların baskısıyla ciddi bir kriz içine girmiş durumda.

Nedir bu "değişen koşullar"? Uzmanlar geleneksel üniversitelerin maruz kaldıkları baskıları şöyle sıralıyorlar: Öğrenci yapısındaki köklü değişiklikler, rekabetteki köklü değişiklikler ve yeni teknolojilerin baskısı.

Öğrenci yapısındaki değişiklikten başlayacak olursak; Özellikle gelişmiş bazı ülkelerin öğrenci profilindeki değişim trendi dikkatlice incelendiğinde bildik "üniversite öğrencisi" tipinin yavaş yavaş azınlığa düşmekte olduğunu görüyoruz. Artık ailenin mali imkanlarıyla dört yıl arka arkaya okuyup üniversite eğitimini tamamlayan 18-22 yaş arası öğrenci tipi giderek istisna haline geliyor. "Yeni öğrenci"; zaman, para, ilgi ve fırsat doğdukça eğitim yapan; eğitimi, iş hayatı ve mali durumu arasında dengeler kurarak; burada bir kurs, orada birkaç kredilik ders alıp bunları zaman içinde bir araya getirerek ihtiyaç duyduğu formasyonu edinen bir öğrenci tipi... Ve bu "yeni öğrenci" üniversiteden hem zaman, hem mekan, hem de müfredat konusunda esneklik talep ediyor.

Üniversitelere ikinci baskı, rekabette meydana gelen köklü değişikliklerden geliyor. Rekabetin en şiddetlendiği alan da hiç kuşkusuz, ödeme gücüne sahip öğrencilerin kazanılması oluyor. Eğitimin, kuralları pazar tarafından belirlenen bir sektöre dönüşmesi; eğitim talebinde bulunan öğrencinin de "müşteri" haline gelmesiyle, üniversitelerin kendilerini birer işletme gibi düşünmesi zorunluluk haline geliyor ve her işletme gibi, onların da "ekonomik varkalma savaşı"ndan galip çıkabilmek için; rekabet, girişimci ruh, pazar, ürün, müşteri, üretkenlik, esneklik, toplam kalite gibi kavramları ciddiye almaları gerekiyor.

Son olarak da, üniversiteler yeni teknolojiler tarafından değişime zorlanıyor. Teknolojinin yeni imkanlarından yararlanılarak kurulan on-line üniversiteler, sadece coğrafi uzaklığın değil, "sosyal uzaklık"ın da üstesinden geliyor. Yani, azınlıklar, kadınlar, yoksullar gibi geçmişte üniversiteye erişmesi mümkün olmayan kesimleri üniversite ile buluşturuyor. Ayrıca yeni teknolojiler insanların sadece mekanı aşarak değil, zamanı da aşarak etkileşime girmelerini olanaklı kılıyor.

Sonuç olarak, bütün bu değişim trendleri bir arada düşünüldüğünde yeni bir "üniversite"nin doğmakta olduğunu görebiliyoruz.

- Öğrencilerin zaman ve mekan olarak katılım esnekliğine sahip olduğu, kendi ihtiyaçlarına uygun "butik eğitim" alabilecekleri...

- Öğretim üyelerinin tek bir kampusa bağlı kalmak zorunda olmadıkları; öğrencileriyle özel derslerde, konferanslarda, seminerlerde, on line ya da yüz yüze derslerde buluştukları...

- Eğiten kurumla diploma ya da sertifika veren kurumun birbirinden ayrılabileceği...

- Gerek öğretim üyelerinin gerekse öğrencilerin bir tesis kümesine kitlenmeyecekleri; belli bir tesisi kullanan öğretim üyeleri ve öğrencilerin farklı öğretim programlarından olabileceği;

- Üniversite misyonunun ayrılmaz bir parçası olan araştırma faaliyetinin de özel sektörle iç içe geçeceği, şirket araştırmaları ile akademik araştırmaların birbirilerini tamamlayacak şekilde bir arada yürütüleceği ve yeni araştırma girişimlerinden hem öğrencilerin hem de öğretim üyelerinin kazanç sağlayacakları yeni bir üniversite modeli çıkıyor karşımıza. Ne var ki bizde bu modeli tartışmak, geliştirmek, eleştirmek ya da kendi koşullarımızda yeniden üretmek için ne uygun zemin ne de yeteri merak ve istek var.

Bizde "üniversiteyi tartışmak" deyince "bekçilik" kavgasından başka bir şey gelmiyor kimsenin aklına. Ehh, bekçiliğe bu kadar meraklı olunan bir yerde makale yazanların sayısı da bu kadar oluyor herhalde.


26.Aralık.2007 09:00:25
yorum yaz gönder yazdır puanla
 
  
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ağustos 08 REKTÖR ATAMALARI
Temmuz 30 KAOS MU? ARTIK ÇOK GEÇ KALDINIZ...
Mayıs 14 YÖK’ÜN ÖSS TEKLİFİ
Mart 30 İLHAN SELÇUK'UN DERİN HAYAL KIRIKLIĞI
Mart 16 YARGI YOLUYLA DARBE TEŞEBBÜSÜ
Şubat 17 KİMİ 'BAŞI AÇIKLAR' DAN TARAFLILIK İTİRAFI
Şubat 15 1 NUMARA
Şubat 01 ÇENE ALTI FORMÜLÜ
Ocak 27 KEMALİST OLMAMA HAKKI
Ocak 20 REFORMLARA DEVAM EDEBİLMEK İÇİN
Ocak 18 HALA SUSACAK MISINIZ?
Ocak 13 SAMİMİYET MESELESİ
Aralık 26 ÇANLAR ÜNİVERSİTELER İÇİN ÇALIYOR?
Aralık 09 HASRETİ KÖRÜKLEMEK
Kasım 30 ANAYASA TARTIŞMALARI YENİDEN BAŞLARKEN
Kasım 21 DTP’NİN ELİNDEKİ REHİNE: DEMOKRASİ
Kasım 14 RUTİN DIŞI
Kasım 11 ŞAHİNLERE BİR ŞEYLER OLUYOR
 


Şampiyon hafızın üstün başarısı
Türkiye 2-1 galip başlayacak
Bomba yüklü araçla saldırı: 2 ölü
Hizmet bedeli mi vurgun mu ?
Ahmedinejad Çin'e gitti
Nazilli'nin düşman işgalinden kurtuluşu
Dow Jones yükseldi, Nasdaq düştü
Erdoğan büyük bir sürpriz yapacak !
Rodos yerine bakın nereye yüzdü ! - Foto
Bir paranoya böyle çöktü!
Asım Yıldırım
NEDİR ÇEKTİĞİMİZ BU ÇİLE-1
Yıllardır bitirilemedi şu İstanbul’un trafik çilesi. Kim bilir nice İstanbul aşıkı, gözleri açık gitti bu yüzden…
A.Abdulkadiroğlu
AK PARTİ BÖYLE Mİ GİDECEK ?
Ya millet Ak Parti’ye olan güvenini kaybetmeye başlarsa. O zaman ne olacak ?
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
TANIRIM, İYİ GENERALDİR
İlker Başbuğ’un çok farklı bir orgeneral olduğu, mutlaka çok farklı bir Genelkurmay Başkanı olacağı çok yazıldı çizildi.
bulent-korucu
Bülent Korucu
TUTUKLU PAŞALARA İNSANİ ZİYARET
"TSK adına yapılan ziyaret' çok tartışılacak.Erdoğan'ın söylediği gibi 'insanî bir ziyaret' olmasını dilemek lazım..." Bülent Korucu yazdı.
engin-ardic
Engin Ardıç
ŞUNLARIN TURİZM POLİTİKALARI
Her ne pahasına olursa olsun AKP iktidarından kurtulmak isteyenler, umutlarını önce orduya bağladılar, darbe beklediler.
fehmi-koru
Fehmi Koru
MERAK EDİLECEK BİRŞEY YOK
Ergenekon davasıyla ilgili olarak cezaevinde yatmakta olan iki generalin Kocaeli Garnizon Komutanı Korg. Galip Mendi tarafından ziyareti her türlü yoruma açık bir gelişme.
huseyin-gulerce
Hüseyin Gülerce
SİLAHLI KUVVETLER'E ZAMAN TANIMAK...
Siyaset, mümkünü başarma sanatıdır. Sabır, feraset, teenni ile hareket, zamanlama, maharet, tecrübe ister.
mehmet-altan
Mehmet Altan
ŞİMDİ ARTIK TAHLİYE BEKLİYORUM
"Önce bizim gibi ‘hukuksuzluğun’ esas olduğu bir ülkede hukuk adına küçük ve masum bir sorum var..." Mehmet Altan yazdı.
nazli-ilicak
Nazlı Ilıcak
KILIÇDAROĞLU, SSK VE OYAK
Kemal Kılıçdaroğlu, Şaban Dişli'nin peşine düşmesinin mükafatını aldı.