|
SAVAŞLAR GÜZEL HABERLERLE KAZANILIR 
Hayata inadına tutunmaya sebep olacak en ufak kıvılcıma, delicesine çocuksu bir sevdayla sarılırız.
Kendimizi yalnız ve yorgun hissettiğimiz zaman bir sabah kuşu bekleriz, kulağımıza ümit fısıldasın diye.
Savaşlar güzel haberlerle kazanılır.
Düşmana verilen en küçük zayiatı, bütün cephelere, bütün siperlere, bütün komutanlara, bütün neferlere, dünyaya, evrene yayarız ki düşman bizden korksun.
Ama hep güzel şeyler olmaz...
Bombalar patlar yurdun dört bir yanında.
Şehit cenazeleri gelir, acılı ana babaya ne diyeceğini bilemeyen başı önde bir komutan.
Al bayrağa sarılı tabutlara bırakılır gözyaşlarının arasına sıkıştırılan sevdalar, hayaller. “Vatan sana canım feda” diyerek yürüyen neferlerin omuzlarında yirmili yaşlarda dağ gibi delikanlılar.
Son yolculuğa çıkana el sallamak öyle zor gelir ki…
Sevgiyle, birlikle, beraberlikle aşılacak günler yaşarız kısaca.
Kesif karanlığı saran barut kokusunu ellerinden temizlemeye çalışan Mehmetçiğin yüreğine bir ümit türküsü düşüren haberlerin değeri iki kat artar işte o zaman.
İşte bu yüzden ölmek pahasına yayar haberciler güzel haberleri, siperden sipere, cepheden cepheye.
O haber silahların susmadığı doğudan geldi.
Türkiye çifte bayram yaşadı, yaşıyor Doğu’da Güneydoğu’da.
Doğuyla batı buluştu, kavuştu, sarmaş dolaş oldu.
“Kardeşim ben geldim” diyerek giden insanlar “Başım gözüm üstüne” sözleriyle karşılandı. Özlemle kucaklaştı, aralarına nifak sokulmak istenen Anadolu insanı.
Merhum Necip Fazıl’ın ifadeleri ile
“Surdan bir delik açtık mukaddes mi mukaddes
Es deli rüzgar hangi yönden esersen es” dedirten haller yaşandı, güneşin yeni bir çağa doğduğu doğuda.
Yüz yıllık “Kimse Yok Mu” çığlıklarına ben varım diyen binlerce işadamı, eşleriyle, çocukları ile doğulu güneydoğulu kardeşleriyle bayramlaşmaya, kucaklaşmaya gitti.
Gün böylesi güzel haberleri yayma günü.
Oysa haber bültenleri, televizyon programları, köşe yazarları lal olmuş adeta.
“Vatan millet edebiyatı yapanlar, sevinç çığlıkları atmaları gerekirken, “Tek Türkiye’yi” tesis etme çabası karşısında susuyorlar.
Kardeşlik destanını görmezden geliyorlar.
Bir soru düşüyor aklıma. Ülkenin tehdit altında olduğunda Babıali, hakikaten samimiyse niçin görmüyorlar bu ümit şenliğini?
Kurban bayramı boyunca doğuda yaşanan olağanüstü güzelliklere tek bir satır yazı, tek bir kare görüntüyle dahi olsa, niçin yer vermiyorlar?
Böylesi zor günlerde moral motivasyonun ne kadar önemli olduğunu eminim ki herkesten daha iyi biliyorlar.
Aklıma bir başka soru daha geliyor.
Nerede meydanları dolduran Türk bayraklı ulusalcılar? Sizi elleriniz de bayraklar zafer çığlıkları atarken göremiyoruz.
26.Aralık.2007 12:28:45 |
|
|