EN SON HABER: (01:03) Dinlenme korkusu sınır tanımıy...     EURO: 2,0980 - 2,1000    DOLAR: 1,6770 - 1,6790
 

ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?

Ekrem Dumanlı

Önceki gün bu sayfada "Doktorlara sitem" başlıklı bir yazı kaleme aldım.

Annemin vefatını vesile ederek, hemen herkesin dert yandığı bir meseleye parmak basmaya gayret ettim. Nitekim, okurdan büyük bir ilgi buldu bu yazı; demek ki yara derin.
Maksadım ne doktorları incitmek, ne hasta yakınlarının acılarını tazelemek. Demek istediğim gayet açık: Her hasta ayrı bir insandır; yani ayrı bir dünya, ayrı bir derya... Her gün onlarca hastayla karşılaşan doktorlar (hemşireler, hastabakıcılar, hastane yöneticileri) çevrelerinde yaşanan trajik durumu rutinleşmiş ilişkiler nedeniyle kanıksıyor olabilir; ancak unutmamak gerekiyor ki tıp mesleği şefkate, merhamete, fedakârlığa dayanıyor. Şartlar ne kadar kötü olursa olsun, her hastaya ihtimam gerekiyor. Herkesin yakındığı problemlerin sebebi teknolojik yetersizlik, altyapı sorunları, sistem hatası vs. değil. Tabii ki bu tür faktörler de göz önüne alınmalı; ancak her şeyden önce sağlık hizmetleri veren kadronun insana yaklaşımında yeniden bir niyet tazelemesi gerekiyor...

Bizde tıp hâlâ çok pozitivist ve materyalist

Yıllar önce bir hastayı evinde ziyaret ettim. Kendisi hacca gitmiş, başından sarığını, sırtından cübbesini çıkarmayan, orta ölçekli bir esnaftı. İstanbul'da bulunan bir azınlık hastanesinde ameliyat olmuştu. Şuradan buradan konuşunca titrek sesiyle şöyle fısıldadı kulağıma: "Az daha Hıristiyan olacağım sandım." Şaşırmıştım. "Ne demek şimdi bu?" diye çıkıştım. "O hastanede insana o kadar candan, o kadar içten ve o kadar gönülden davranılıyor ki..." Ameliyat sonrası doktorun kendisini birkaç günde bir aradığını, hal hatır sorduğunu, ev telefonunu vererek, "Her saat arayabilirsin" dediğini uzun uzun anlattı. İnanamadım. Gün geldi o hastanede bir arkadaşımın babasını ziyaret ettim. Huzur veren bir bahçe içinde küçük bir kilise... Hastaya birkaç soru yöneltince anladım ki burada tedavi gören herkesin genel bir hoşnutluğu söz konusu. Hemşireler girdi odaya. Davranışları, onlara duyulan hayranlığın boşuna olmadığını yeterince açıklıyordu. Aradan geçen yaklaşık yirmi yıla rağmen hep sorarım "Niçin bizim doktor kardeşlerimiz de hastalarını böyle şefkatle kucaklamaz, niçin bizdeki hemşireler de melekleri kıskandıracak bir güler yüzle hastalara muamele etmez, niçin..?" Tabii ki fedakâr doktorların sayısı az değil; ama genelde şefkat çıtasının yukarıda olduğunu söylemeye hiç kimsenin dili varmıyor...

Doktor arkadaşlarla konuşuyorum, onların dertlerini dinliyorum; onlara çoğu kez hak veriyorum. Ancak fazla mesai yapmak, yorgun düşmek, çok hastayla meşgul olmak gibi sebeplerin doktorluğun ruhunu öldüreceğine inan(a)mıyorum. Çünkü her defasında gözümün önüne o koca Afrika kıtası geliyor. Bu kara kıtayı Hıristiyanlaştıran, onca imkânsızlıklara ve olumsuzluklara boyun eğmeden hizmet götüren doktorlardır. Misyonerlerin fedakârlığını alkışlamak için söylemiyorum bunları. Tam aksine, Hıristiyan doktorlar şefkatle yaklaşıp insanların tedavisiyle gönüllere girerken, şefkatle merhametin burçlarında yetişen hekimlerimiz ne yapıyor diye sormak istiyorum. Fethedilmiş bir Afrika'mız yok; çünkü karanlıkları ışığa boğacak tabiplerimiz yok...

Bırakın Afrika'nın metruk bir köyünde insanların gönlüne girmeyi, bizde doktorların azımsanmayacak bir bölümünü mecburî Doğu hizmetine göndermek bile büyük bir sıkıntı. Devlet direndikçe tabipler de direniyor. Zorla olacak değil ya! Bu bir gönül işi. Öğretmeniyle, mühendisiyle, esnafıyla, yatırımcısıyla bir gönül seferberliği olacak ki doktor da bu güzel gayretin en aktif gönüllü kadrosu haline gelsin. Doktorluğun özü fedakârlık ve ayrım gözetmeksizin insanlara sevgiyle yaklaşmak olduğuna göre; hiç kimsenin gitmediği yere en önce doktor gider; gitmelidir. Batıdan Doğu'ya akın akın gönül seferberliğimiz olsaydı, ayrılıkçı güçler bu kadar kolay serpilip gelişemezdi bu ülkede.

Acı bir hatıra daha: Yıllar önce yakın bir dostumun nişan töreni için Kosova yakınlarında bir köye gittim. Herkesin keyfi yerindeydi. Oyunlar, yemekler, çaylar, kahveler, sohbetler. Ruhumda derin bir kasvet hissettim. O esnada öğrendim ki beş-on kilometre ötede bir mülteci kampı var; savaştan kaçanlar oraya yerleştirilmiş. Rica ettim ev sahiplerine, beni kampa götürdüler. 3 bin kişinin barınması gerektiği yerde 30 bin mağdur insan kalıyordu. Gözlerim doldu. Utandım, gözyaşlarımı gizledim. Hicap ettim, yetim çocuklara sarılamadım. Onlarca doktor gördüm etrafta; sağa sola koşuşturuyor, insanlara merhametle, şefkatle yaklaşıyordu. İçlerinde bir tanecik Türk görmedim, İslam ülkelerinden gelen bir tabibe de rastlamadım. Belki de bizdeki tıp fazlaca pozitivist bir yörüngede deveran ediyor diye düşünmek zorunda kaldım. Fazlaca pozitivist, fazlaca materyalist, fazlaca...

Doktorlara dilekçem

Bir açıdan düşündüğümüzde rahatlıkla diyebiliriz ki, "Tıp âleminde dünyanın gerisinde değiliz". Doğrudur; modern hastaneler, gelişmiş cihazlar, teknolojik imkânlar... Ancak doktorluğun ruhuna, o ruhtaki ruhaniyete dönmek, belki her şeyi tepeden tırnağa bir daha düşünmek gerekiyor. Sistemde yapılacak reformlarla doktorlara daha rahat çalışma imkânı sunulmalı, onların problemlerine çözüm bulunmalı... Bütün bunlar yapılırken sağlık sektörünün insanı yeniden keşfe dair çıkacağı seyr-ü sefer çok önemli. İnsanlara şifa sunmakla mükellef her fert, insan psikolojisini yeniden satır satır okumak ve her bir hastaya ayrı bir ihtimam göstermek zorunda. İnsanı tıbbî tahlillerden oluşan kobay gibi gören anlayış iflas etmiştir...

Bu büyük değişim ve dönüşüm tepeden inme reform programlarıyla yapılamaz; öncü doktorlara da ihtiyaç var. Karşısına çıkan hastaya din, dil, ırk farkı gözetmeksizin hizmet veren doktorlar nerede? Fedakârlığıyla gönüller fetheden, şefkatiyle şifa dağıtan, insanlığıyla hayatı öğreten öncülere ihtiyaç duyuluyor bugün. Eğitimde yaşandı bu; sağlıkta neden yaşanmasın? Niçin hasbî bir kısım doktorlar insana odaklanmış doktorluğun öncülüğünü üstlenmiyor, niçin bazı hastaneler, insan merkezli tedavinin sembolü haline gelmiyor ve sektörde büyük bir devrim yapmayı başaramıyor? İnsan sevgisiyle dopdolu doktorlara dilekçemdir bu; lütfen bu mesleği şefkatinizle yeniden ihya edin...



27.Aralık.2007 07:26:04
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kasım 13 BİR KEZ DAHA 'ALEVİ MİTİNGİ'
Kasım 11 'ALEVİ MİTİNGİ'NİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ
Kasım 10 OBAMA'DAN BİR DERS ÇIKARMAK GEREKİYORSA
Kasım 08 TÜRKÜ BİLMEYEN TÜRK'Ü BİLEMEZ
Kasım 03 YAFTALAMADAN BİR DAHA DÜŞÜNÜN
Ekim 27 ÖZKÖK MÜ HAKLI ÇÖLAŞAN MI?
Ekim 23 YA ERGENEKON, YA KAÇINILMAZ SON!
Ekim 20 AKTÜTÜN HADİSESİNDEKİ İLETİŞİM KAZALARI
Ekim 16 TERÖRLE BÖYLE MÜCADELE EDİLMEZ Kİ!
Ekim 13 ASKER-MEDYA İLİŞKİSİ; BİR DAHA
Ekim 08 İSTİFA ETMESİNİ BİLMEK
Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR
Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ?
Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR
Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK
Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO
Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI
Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM
Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR?
Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 
ABD borsasına bakan dopingi
60 arkadaşını kurtaran kahraman şehit
Dinlenme korkusu sınır tanımıyor
Sekiz soruda hafızanızı TEST edin !
Çinliler yine yaptı yapacağını ! - Foto
Bu kişiyi tanıdınız mı?
Milyonlarca öğrenciye CHP şoku
Çamaşır makinesinin acı sonu!
Flaş - Rektör tutuklandı !
Türkiye için gurur verici teklif
A.Abdulkadiroğlu
CHP’YE BİR EL ATSAK
Bakarsınız bu iş CHP’nin hayrına olur. Denesek mi ?
engin-ardic
Engin Ardıç
MUSTAFA KEMAL RAHİBESİ
Gelin ben size başka bir çarşaftan sözedeyim:
hayrettin-karaman
Hayrettin Karaman
BAŞÖRTÜSÜ DİN EMRİ DEĞİL Mİ?
Sayın Nazlı Ilıcak 12 Kasım tarihli Sabah'ta -şüphesiz iyi niyetle- başörüsü konusunun çözümüne yönelik düşüncesini yazmış.
mehmet-altan
Mehmet Altan
ALEVİLER MHP'YE,TÜRBANLILAR CHP'YE
Bir zaman önce... Bu cümleyi en çok kime yakıştırırdınız? Ya şunu:
murat-yetkin
Murat Yetkin
GÜL-ERDOĞAN: NELER OLUYOR?
Gül ve Erdoğan arasında kriz mi var?
okay-gonensin
Okay Gönensin
TOMBALA VEKİLLER
Bazı tartışmalar çıkış noktalarından uzaklaşıp başka hayırlara vesile olabiliyor.
mustafa-unal
Mustafa Ünal
VELEV Kİ SEÇİM YATIRIMI OLSUN
CHP lideri Deniz Baykal'ın çarşaflı kadınlara parti rozeti takması, siyasetin en sıcak tartışma konusu.