EN SON HABER: (19:28) İşte Terim'in koptuğu an ̵...     EURO: 1,7560 - 1,7570    DOLAR: 1,1850 - 1,1860
 

NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...

Ekrem Dumanlı

Zor bir yıldı 2007. Aslında cumhurbaşkanlığı seçiminin büyük krizlere neden olacağı baştan belliydi.

Meclis, cumhurbaşkanını seçemeyince, zincirleme bir kazanın olacağı da aşikârdı. Nitekim öyle oldu.
Köşk seçiminden önce ipler iyice gerildi. Belli çevreler Tayyip Erdoğan'ın ismi üzerinde benzeri zor görülen bir kampanya yürüttü. Erdoğan'ın Köşk adayı olarak Abdullah Gül'ü göstermesi kısa süren bir şaşkınlık; hatta iyimserlik oluştursa da Tayyip Erdoğan'ı istemeyenler Abdullah Gül ismine de karşı çıktılar.

İşte tam bu noktadan sonra yaşananlar siyasi mücadele çerçevesini aştı ve yepyeni bir sınav haline dönüştü; demokrasi sınavı, tahammül sınavı, olgunluk sınavı... Devletin kurumları ağır bir imtihandan geçti 2007'de. Siyaset de sırat köprüsünün üzerinde geçer gibiydi. Yargı, adalet ile atalet arasında bir tercih yapıyormuş gibi görünse de (ya da öyle takdim edilse de) hakkaniyet terazisinde kendine değer biçti. Ve medya. Her kritik dönemde olduğu gibi ne kadar özgürlükçü olduğunu, demokrasiye ne kadar inandığını, zor şartlar altında haksızlığa ne kadar direndiğini ortaya koymak zorunda kaldı. Dimdik duranlar da oldu; her rüzgâr karşısında yerlere kadar eğilen de. Her şey bir yana; ilk defa halk bu kadar derin ve yoğun bir demokrasi sınavından geçti. Ve bir millet onca yönlendirmeye ve baskıya boyun eğmeyerek iradesini kimseye devretmedi...

Herkesin imtihan olduğu bir yıl

CHP, cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunu Anayasa Mahkemesi'ne götürerek toplantı yeter sayısının 367 olması gerektiğini savundu. Komik bir iddiaydı bu. O yüzden CHP lideri Baykal bile baştan inandırıcı bulmamıştı bunu. Ne var ki zaman içinde 367 şartının destekçisi arttı ve mesele, Türk demokrasi tarihinin en derin krizlerinden birine vesile oldu. Değmezdi; zira zorlama bir yorumdu bu. Kitabına uydurulsa bile kamu vicdanına mal olmayacağı; hatta insanları rencide edeceği belliydi. Bunu herkes anladı; muhalefet yapma iddiasında bulunanlar anlayamadı. "Ayıp oluyor; daha önce dört cumhurbaşkanının seçilmesinde aranmayan bir şart sırf AK Partili olduğu için bir adayda aranmaz." denildiğinde muhalefet bunu "AK Parti'ye destek" gibi algıladı. Oysa konu, partilerden ziyade prensipler meselesiydi. Merkez sağdaki ANAP ve DYP de bunu algılayamadı; yanlış bir ittifak içine girdi.

Bu yetmezmiş gibi 27 Nisan gecesi Genelkurmay web sitesinde muhtıra yayınladı; üstelik Anayasa Mahkemesi'nin tarihî kararına dört gün kala. Halk şaşkına döndü. Çünkü muhtıradan dört gün sonra Anayasa Mahkemesi'nin cumhurbaşkanlığı seçim sürecini durduracağı, ülkenin genel seçime sürükleneceği kesin gibiydi. Gereksiz muhtıranın metninde yer alan bazı ifadeler incitici, bazı bilgiler de yanlıştı. Halkın, telafisi çok zor bir burukluk yaşayacağı belliydi... Nedendir bilinmez medyanın bir bölümü muhtırayı çözümmüş gibi gördü; hatta mevcut bir kurtarıcı hamle gibi karşıladı: Çok yanlıştı bu tutum. Neyse ki bazı "duayen gazeteciler" antidemokratik metotlara boyun eğmedi; genel duruştaki hatayı önemli bir oranda izale etmeye gayret etti.

Sonuçta Türkiye erken genel seçime gitti. AK Parti büyük bir zaferle çıktı seçimden. Bu partinin dışındaki herkes şoke oldu. Aslında şaşıracak bir şey yoktu. Sistemin imkânlarıyla dövülen, itilen, kakılan her partinin elde edeceği başarı ortaya çıkmıştı. Halk, dayatmalara, kural tanımazlığa, çifte standarda isyan etmişti adeta. Siyaset aktörlerinin bir kısmı bindiği dalı kendi elleriyle kesti. Merkez sağdaki partiler, geleneklerinin ve genetiklerinin aksine, yasakçı cephede mevzilendi. Meclis dışındaki çözüm arayışları yüzünden halktan kopan partiler oldu.

Cumhuriyet Mitinglerine aşırı mânâ yükleyenler de hata etti. Belli endişelerin olduğu söylenebilirdi; ancak o mitinglerdeki manzara Türkiye'deki sosyal duyarlılığın bizzat kendisi değildi. Medyanın önemli bir bölümü meydanların nabzı ile halkın yüreğindeki ritim farkını yakalayamadı. Sosyal değişimi doğru okuyamadı; okuyamadıkça hırçınlaştı. Bu açıdan bakıldığında medyanın kayıp yılı sayılabilir 2007.

Buraya kaydederken bile hicap ediyorum şu pespaye benzetmeleri: "Göbeğini kaşıyan adam", "bidon kafalar"... Pervasız ve saygısız laf yığını üzerine söylenecek çok söz var aslında; ama değmez. Halkını aşağılayan, kendini aşağılamış olur; o kadar. Cumhuriyet Mitingleriyle iyice belirgin hale gelen incitici söylemlere vatandaşın büyük çoğunluğu olgunlukla karşılık verdi ve görüldü ki meydanları lerzeye getiren havanın seçimdeki ağırlığı yüzde yirmiyi bile bulmuyor...

Medyanın en çetin imtihanlarından biri çeteler konusuydu. Vaktiyle Susurluk Çetesi ortaya çıkmış; Türk medyası önemli bir özgürlük destanı yazmaya gayret göstermişti. Son yıllarda art arda çeteler çıkarıldı ortaya. Yalnız bu sefer medya inanılmaz bir sessizliğe gömülüverdi. Sauna Çetesi, Bursa Çetesi, Şemdinli Çetesi, Eryaman Çetesi, Ümraniye Çetesi... Medyanın 2007'deki en ağır imtihanı buydu. Ve maalesef bu imtihanı kaybedenler oldu. Gece yarısı bildirisi karşısında suspus olanlar çeteler karşısında da masanın altına girmeyi, masaya yumruk vurmaya tercih etti. Seçimler öncesinde "zafer sarhoşluğu" konuşuluyordu; galip gelenlerin şımarıklığından endişe duyuluyordu. Ancak görüldü ki mağlupların hırçınlığı da çok önemli bir meseleymiş. Nitekim kaybetmenin getirdiği öfkeyle de karşı karşıya kaldı Türkiye. Mahalle baskısı diye bir kavramın arkasına sığınıldı bir dönem. Oysa en bariz baskı, medya baskısıydı. Sağdan soldan bazı uç örnekler bulmak için gayret sarf edildi. Aşırı gayretin kaçınılmaz sonucunda bazen hilaf-ı vaki beyanlara başvuruldu; bazen de bir kısım olaylar inanılmaz boyutlara taşındı ve abartının her türüne rastlandı. Kimi zaman namaz hedef haline geldi; "toplu namaz" kılanlar arandı köşe bucak. Uç örneklerden uç yorumlara uzanmak, memleketi kamplara ayırmak gibi bir şeydi; lakin çoğu kez hassas davranılamadı, insanlar rencide edildi.

Her şeye rağmen ...

Bu arada medyanın bizzat kendisi de büyük bir değişimin eşiğine geldi dayandı. Sabah-ATV Grubu satışa çıkarıldı; Çalık Grubu ihaleyi kazandı. Ciner Grubu'nun televizyon kanalları aldığı ve gazete kuracakları biliniyordu. Çukurova Grubu'nun bazı gazete ve televizyonlarına ortak aradığı açıklandı. Yabancı sermayenin medya üzerine yatırım yapması da sık sık dile getiriliyor. Bu gelişmeleri izlerken bazen yanlış bir dil, hatalı bir üslup kullanılıyor. Bazı gazetelere "iktidar yanlısı" deyip geçiveriyor bazı meslektaşlarımız. Ya okumuyorlar ya da okuduklarını anlamıyorlar; birbirinden farklı yayın tarzlarının hepsini bir sepete yerleştirip, bir de isim takarak, onlar hakkında olumsuz bir hava oluşturmak istiyorlar. En gülünç söylem de şu: "İktidar, kendi medyasını oluşturmak istiyor." Gülünç diyorum; çünkü bu cümleyi kuranların muhalefetten anlamayan tavrı partileri iktidara taşıyor. Her şeye karşı çıkan, her şeye karşı çıkarken de bir partiyi değil, halkın büyük bir çoğunluğunu karşısına alan anlayışa muhalefet adı verilemez! Kaldı ki keskin fanatik yaklaşımlara da artık kimse değer vermiyor. Bu açıdan bakıldığında biri kalksa dese ki: "İktidarın yandaş medya oluşturmasına ne gerek var; iktidara ulaşmak için sizin gibi muhalefet yapmayı bilmeyen muhalifler olduğu sürece 'yandaş medya'ya ihtiyaç duyulmaz!" İncitici, ama doğru. İnsanlar artık icraat eleştirisi istiyor; kimlik eleştirisi değil. Normalde alkışlanacak bir icraatı falan yapınca yerden yere vuruyor; filan aynı şeyi yaptığında destekliyorsanız; inandırıcılığınızı kaybediyorsunuz. Hele bir de siyasi muhalefet yapacağım derken halkın kutsal bildiği değerlere saldırıyorsanız; hem bir yandan size duyulan güveni zedeliyorsunuz; hem de bunalttığınız kitleleri muhalefet yaptığınızı zannettiğiniz siyasi eğilime doğru itiyorsunuz...

2007'nin hataları bol; ancak olumlu yanı da çok. Her şeye rağmen Türkiye büyük badireler aştı, kendi ayakları üzerinde durmaya gayret etti. Onca karmaşaya rağmen bu ülkenin demokrasisi güçlenerek çıktı en çetin sınavlardan. Yeni bir cumhurbaşkanımız var. Meclis'e yeni partiler girdi. Artık temsil gücü daha yüksek bir Meclis ile karşı karşıyayız. Medyada da çeşitlilik arttı; yeni gruplar girdi piyasaya; belki sene içinde başka yayın grupları da müdahil olacak bu sektöre. Kültürel çeşitlilik, kimlik zenginliğine dönüştükçe hem okur profili genişleyecek hem de o geniş kitlelere ayrı üsluplarla yaklaşan yayınların sayısı ve kalitesi artacak ve umarım 2007'de yaşanan sıkıntılar 2008'de tekrar gündeme gelmeyecek...



31.Aralık.2007 06:47:39
yorum yaz gönder yazdır puanla
 
  
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 


Teröristbaşı Öcalan'dan dehşet iddialar
Erdoğan, Aydın Doğan'a mühlet verdi !
İşte Tuncay Özkan'ın son marifeti !
Tüyler ürperten AN ! - Foto
Maç sonunda golü bakın kim yedi !
ADD Başkanı herşeyi itiraf etti !
Deniz Baykal'a ağır eleştiri !
Grubumuzdaki son durum
Google nereye koşuyor ?
Yürek yakan manzara - Foto
Asım Yıldırım
NEDİR ÇEKTİĞİMİZ BU ÇİLE-2
İstanbul’da yaşamak ve yaşatmak zordur!
A.Abdulkadiroğlu
AK PARTİ BÖYLE Mİ GİDECEK ?
Ya millet Ak Parti’ye olan güvenini kaybetmeye başlarsa. O zaman ne olacak ?
ahmet-selim
Ahmet Selim
HOCAEFENDİ'Yİ DİNLERKEN...
Cuma gecesi, bir TV kanalında, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin bir konuşmasına tesadüfen şahid oldum.
ali-bayramoglu
Ali Bayramoğlu
İKİ CUMHURBAŞKANI VE AÇILAN BARIŞ KAPISI
“Türkiye'ye rövanş için gelmeyeceğiz…” Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan dün maç sonrası stadyumda verilen resepsiyonda Abdullah Gül'e bunları söylüyordu.
engin-ardic
Engin Ardıç
TÜRK'ÜN RENGİ
Likya kıyısındayım, yani cennetteyim:
ergun-babahan
Ergun Babahan
BUZDA İLK ÇATLAK
Hasan Cemal'in sorusu üzerine küçük salonu dolduran genç gazeteciler sıralamaya başladı:
fehmi-koru
Fehmi Koru
TARİHİ MAÇI İZLERKEN
Alt tarafı bir futbol maçı işte...
mehmet-altan
Mehmet Altan
ERİVAN'DA HİLTON VAR MI?
Hava sıcak, televizyon açıktı. Maça daha vardı ve Ermenistansız yatmaz kalkmaz olmuştuk.
nuh-gonultas
Nuh Gönültaş
İKTİDAR İNSANI BOZAR!
Koltuk insanın mütevazılığını alır götürür. Onun için büyük ve muhterem zatlar iktidardan hep uzak durmuşlar, siyasetin insana kazandırdığı siyaseten güçten hiç hoşlanmamışlar.
mustafa-unal
Mustafa Ünal
TERÖRE KARŞI BAŞBUĞ PAŞA
Terör ülkenin en yakıcı sorunu... Gün geçmiyor ki Güneydoğu'dan şehit haberi gelmesin.
hamidullah-ozturk
Hamidullah Öztürk
BÖL, ÇARPIŞTIR VE KURTUL
Org. İlker Başbuğ, tıpkı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gibi makamına oturduktan hemen sonra Güneydoğu turu yaptı ve halkın arasına karıştı.