|
ALTINI ÇİZELİM 
Türkiye ile ABD ilişkileri PKK gündemi ipoteğinden kurtuluyor
Washington
Cumhurbaşkanı Gül ile ABD Başkanı Bush görüşmesinin 40 dakikalık ilk turundan sonra ayaküstü yapılan açıklama bile iki ülke arasındaki ilişkilerin PKK gündemi ipoteğinden kurtulduğunu göstermeye yetti. PKK da masadaydı ve teröre karşı mücadele için mutabakat yenilendi ama Türkiye ile ABD’nin konuşacak çok daha başka ve önemli şeyleri olduğu daha güçlü bir şekilde ortaya çıktı.
Türkiye’nin merkezinde bulunduğu coğrafya problemlidir ve ABD’nin o coğrafyaya yönelik bitmez tükenmez ilgisi vardır. O ilginin yarattığı telafisi güç sorunlar ve problem alanlarının geleceği, açık yüreklilikle konuşulmalıdır. Bütün bunlar, PKK’dan daha önemli ve daha kalıcı etkiler yaratacak konulardır. Önceki gün Beyaz Saray’da bütün bu alanları da kuşatan ufuk turu, ilişkilerde yeni dönemi olduğu kadar yeni kaliteyi de başlatan kritik bir görüşmeydi.
Gül-Bush görüşmesinin ağırlık noktaları; içinde ağırlık olarak enerjinin bulunduğu siyasi vizyon paketi ile PKK, Kerkük, Kıbrıs, Kosova ve AB gibi başlıkları içeren güncel konular paketinden oluştu.
Anlaşılan o ki, bugüne kadar ABD ile her seviyede yapılan resmi hatta resmi olmayan görüşmelerin, her defasında birinci, ikinci ve üçüncü gündem maddesi olan PKK terörüyle mücadele konusunun yerini bundan sonra enerji alacak. Gül ile Bush bu konuyu bütün detaylarıyla ele aldılar. Türkiye’nin rolünün sadece boru hatlarıyla transferden öte bir enerji gücüne dönüşmesi de konuşuldu. Enerji güvenliği de ayrıca Ankara’nın bu konuda sahip olduğu ikame edilemez güç unsurlarından birisidir. Nasıl bir role doğru gittiğimizi anlamak için, ABD Başkanı’nın, görüşmenin bir yerinde sarfettiği, ‘AB nasıl olur da Türkiye’nin enerjideki bu rolünü anlamıyor’ sözünü parantez içine almak gerekir.
Öte yandan o görüşmede Türkiye’nin Ortadoğu ve Irak’la ilgili neler düşündüğünün merak edilmesi, tavsiyeler alınması bundan sonra iki ülke ilişkilerinin seviyesini doğrudan etkileyecek bir gelişmedir.
Türkiye, belki de ilk kez 5 Kasım Erdoğan ile 8 Ocak Gül görüşmelerinde ortaya koyduğu tavır ve vizyonla ABD’nin kararlarına mahkum ülke çerçevesini kırmıştır. 5 Kasım’da PKK için sadece Türkiye’nin dediği oldu; Erdoğan bunu sağladı. 8 Ocak’ta ise Gül, muhatabı ABD Başkanı’na Türkiye’nin de rahat edeceği bölge denklemini anlattı. Gül, Ortadoğu turuna çıkacak Bush’a ‘2008 bir fırsat yılı olabilir. Sizin turunuz da bir fırsattır’ dedi.
Peki, bütün bunlara karşılık Türkiye’den ne istendi?
Hiçbir şey. Hem Gül, hem de Dışişleri takımı görüşmede ABD tarafından PKK konusundaki kolaylık karşılığında mesela siyasi çözüm gibi bir isteğin gelmediğini kesin bir dille ifade ettiler. Gül, ‘ABD’nin PKK karşılığında beklentisi zaten olamaz. Çünkü, kendisinin de terör listesine koyduğu bir örgütle, kendisinin kontrol ettiği bir alanda mücadele ediyoruz’ dedi.
Hatta Cumhurbaşkanı daha kesin ifadeyle, ‘Bush’ta teröre karşı mücadelede hiçbir tereddüt görmedim’ diyerek pazarlık için bir zemin bulunmadığını da teyit etti.
Görüşmenin ilginç bir noktası da Türkiye’nin uzun bir süreden sonra ABD’den Avrupa Birliği için destek istemesidir. Beyaz Saray’ın ne yapacağından daha önemlisi AB süreci için kıpırdanma işareti verilmesidir.
İlişkiler her açıdan iyi yola girdi, ilerliyor. Ama her iyi ilişkinin bir yan etkisi olabilir. Özellikle, enerji işbirliğinin, Kafkasya’da stratejik fikir birliğinin bazı ülkelere karşı olup olmadığı tartışmaları yapılabilir. Türkiye’nin yaklaşımında böyle bir gizli gündem yok. Zaten böyle bir gizli niyetin marjinal maliyetini üstlenmenin de imkanı yok. Ankara, sadece kendi çıkarlarını güçlendirmek istiyor, bunun da komşularının istikrarından geçtiğini biliyor.
ABD ziyaretini Türkiye’nin kendisi ve yakın bölgesi için istikrar arayışına referans yaparak değerlendirmek doğru olacaktır.
Bu görüşmenin altını kalın çizmekte gelecek için fayda vardır. Çizilsin ki bundan sonra, iki ülke arasındaki işbirliği standardı geriye gidemesin.
10.Ocak.2008 08:26:50 |
|
|