|
PEKİ DERSHANE NİÇİN HEDEF? 
Diyarbakır'daki hain saldırının ardından, bir haftaya yakın bir süre geçmesine rağmen olayın yankıları devam ediyor.
Eylemin vahşeti, terör örgütüne örtülü örtüsüz destek veren herkesi dehşete düşürdü. PKK bile eylemi, “Güçlerimize bağlı bir birimin kendi inisiyatifi ile gerçekleştirilmiş olma ihtimali var" açıklamasıyla üstlendi. Sivilleri de hedef alan böyle bir eylemi "biz planlayarak gerçekleştirdik" diyemedi.
Ancak eylemin gerçekleştiği mekan da zamanlama da çok önemli. Yani yüzlerce öğrencinin eğitim gördüğü dershanenin önü ve çıkış zamanı. Saldırıda hedefin sadece askerler olduğunu düşünmek pek de gerçekçi değil. Çünkü terör örgütü başka bir mesaj da vermek istemiş. Hem de Diyarbakırlılara…
Güvenlik güçleri de soruşturmayı bu konunu üzerine yoğunlaştırmış durumda. Askeri servis aracının 13 kilometrelik bir yoldan geldiğine dikkat çeken güvenlik güçleri, asıl hedefin dershane olduğu görüşünde. Bomba beş dakika geç patlasa, yüzlerce öğrenciyi hedef alan daha büyük bir katliam yaşanacaktı.
PKK'nın, Kuzey Irak'taki kampları ve Kandil'i hedef alan askeri operasyonlara karşı "misilleme" eylemi yapmakla birlikte, Diyarbakır'daki asıl hedefinin "zayıflayan dağ kadrosunu takviye amacıyla, dershaneye giden gençleri ölümle tehdit etmek olduğu" düşünülüyor.(Derya Sazak- Milliyet)
Bu cümleler Hakkâri’de yaşadığım iki olayı aklıma getirdi. Terör örgütünün eğitim kurumlarıyla nasıl mücadele ettiğini anlatmak istedim.
Geçtiğimiz yıl Nevruz kutlamalarını takip için Yüksekova ve Hakkâri’ye gitmiştim. Yüksekova’da bir dershane yöneticisinin anlattıklarına hayret etmiştim. Yıllardır bölgede dershane öğretmenliği yapan girişimcimiz Yüksekova’da bir dershane açmak istemiş. Amacı yıllardır ‘Türkiye’nin üniversiteye en az öğrenci gönderen ili olan’ Hakkâri’den birkaç kişiyi daha üniversiteye sokabilmek.
İlçenin en büyük iş merkezlerinden birinde yer tutmuş. Öğrenci kayıtlarına bile başlamış. Hatta epey öğrenci de kayıt yaptırmış. Ancak binasını dershaneye kiraya veren kişiye baskı, kayıt yaptıran öğrencilere baskı, ilçede menfi propaganda derken dershane açılamadan kapanmış. Örgütün propagandası ise ’Bu öğrenciler üniversiteye okumaya gidince pasifize oluyorlar.
Örgüt için eğitimli insan olmak pek makbul bir şey değil anlayacağınız. Gençlerin cahil kalması için her türlü mücadeleyi yapıyorlar. Çünkü dağın önündeki engellerin en büyüğü bu eğitim kurumları.
Hakkâri’de karşılaştığım dershane yöneticisi de benzer şeyler anlattı. “Üniversiteye ne kadar fazla öğrenci gönderebilirsek terör örgütünün gücü o kadar kırılıyor” dedi. Yüksekova’daki hadiseyi burada anlattığımda “Bize bir şey diyemezler.10 yıl önce açıldığımızda tereddüt vardı ama şimdi halkın güvenini kazandık. İlk başta damla damla başlayan öğrencilerimiz şimdi Çağlayan oldu. O yüzden bize karşı harekete ilk başta Hakkârili karşı çıkar” dedi.
Sonra beni bir eski öğrencisiyle tanıştırdı. 4-5 sene önce Hakkari’den Eczacılık Fakültesini kazanmış. Hakkârili genç mezun olur olmaz memleketi Hakkâri’ye geri dönmüş. İstanbul’da Ankara’da eczane açma imkânı varken Hakkâri’de eczane açmış .( Hakkâri deyip geçmeyin. Hakkâri’de bir dükkânın kirası, İstanbul İstiklal Caddesi’nden pahalı) Yani hemşerilerine faydalı olmak için memleketine koşmuş. Bu genç gibi gençler yetişiyor bu eğitim kurumlarında. Kim bilir binlerce örnek anlatılabilir bu mücadele için.
Savaşta karargâhını kaybeden asker düşmanının nereyi bombaladığına bakar. Düşmanın bombaladığı yer bizim yerimizdir. Yani bölgedeki her türlü eğitim kurumu ( Devlet – Özel her türlü okul, dershane, yurt ) terörün önünde bir SUR gibi duruyor. Yani terörle mücadele sadece silahla yapılmıyor.
10.Ocak.2008 09:06:09 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|