|
İKTİDAR RÜZGARININ PEŞİNDEN GİDEN CHP 
Güneydoğu’yu yeniden keşfetmek.
Çoğu kimse için söylendiğinde bu durum normal karşılanabilir; ancak bu cümlenin muhatabı Türkiye’nin, Ana Muhalefet Partisi, CHP olunca bunu göz ardı edemeyiz. Hele hele bu hata ya da ihmal, farklı konularda da, söz konusu partinin alışageldiğimiz bir davranış biçimi olmuşsa.
Yılardır Güneydoğu’ya gitmeyen Ana Muhalefet Partisi’nin lideri 6 yıl(!) aradan sonra Diyarbakır’a gidiyor ve parti genel başkanlığına yeni gelmiş, devlet tecrübesi olmayan bir insanın izlenimlerini ve sözlerini çağrıştıran sözler sarf ediyor.
“Güneydoğu’yu ihmal etmeyelim. Bu konuya önümüzdeki dönemde ağırlık verelim. Bölgenin önde gelenleriyle sık sık temas kuralım…”
Tersten bakıldığında bu sözlerin açılımı şu; “3 Kasım 2002 Genel Seçimleri’nde beklentilerimizin çok altında oy aldığımız ve 22 Temmuz Seçimleri ile bizi sandığa gömen, bu sebeple adeta sırtımızı döndüğümüz, unuttuğumuz Güneydoğu’ya yeniden gidelim.”
Bu zihniyette bir Ana Muhalefet Partisi, iktidardaki partiye hangi argümanı kullanarak alternatif olabilir; “Bölgeyi ihmal ettiniz, Güneydoğu’ya yıllarca sırtınızı dönerek terörün azmasına sebep oldunuz.” mu diyecek, varsayalım!
***
CHP’nin bölgeye dair çıkmazları sadece bunlar değil. Parti, “Farklı Anadilde Eğitim”in yolunu açacak bir projenin hazırlığı içinde. Aslında bu proje, CHP’nin 1989’da hazırladığı bir çalışma.
Ardından rafa kaldırılmış.
AK Parti’nin, Güneydoğu’ya yönelik benzeri açılımlarına karşı çıkan CHP şimdi yıllar önce hazırladığı dosyayı raftan indiriyor.
***
Sınır ötesi operasyon tartışmalarının yaşandığı günlerde Hükümet’i, operasyona soğuk bakmakla, “Barzanici” olmakla eleştiren ve o dönemlerde daha çok milliyetçi çıkışlar yapan Baykal bütün Türkiye’nin hayretle izlediği bir dönüş yaptı. Irak’taki Kürt, Arap, Türkmen kökenli gençlerin Türkiye’deki üniversitelerde eğitim görmelerini sağlamaya yönelik kontenjanlar açılması gerektiği”ni söyledi.
Aslında Baykal’ın bu açıklamalarının satır aralarında Türkiye’nin Güneydoğu’su için de yapılmış bir teklif havası vardı.
***
AK Parti’nin yetkili makamları Alevilere yönelik bir açılım hazırlığında olduklarını açıkladı.
CHP, AK Parti’nin bu açılımında ise önce panikledi. Yıllardır kendi tabanı olarak gördüğü bir kesimi “AKP’ye kaptırma” telaşına düştü. Sonra, “Samimiyetsiz” bir çıkış olarak kestirip attı.
Oysa ortada daha açılımın ne olacağına dair ipucu yoktu.
Şimdi CHP’nin, Alevilerle ilgili bir açılım yapmasını bekliyorum. Sinyaller var, sanırım bu gecikmeyecek.
***
CHP’nin bu “U” dönüşleri çoğaltılabilir. Önce karşı çıkıyor sonra hükümetin dediklerini söylemeye, yaptıklarını yapmaya başlıyor.
CHP eski yanlışlarını fark edip “U” dönüşleri ile taklitlerle bunları telafi etmeye çalışırken yeni yanlışlar üretmeye de devam ediyor. Muhalefet olmanın gereğini yerine getirmiyor. Farklı şeyler söylemesi gerekirken kısa yolu seçerek, iktidar olanın yolundan giderek iktidar olacağını, olmayı hayal ediyor.
Aslı varken taklidi ne yapsın seçmen. Ana Muhalefet Partisi, AK Parti’nin yaptığı çıkışlara dün karşı çıkarken bugün o çizgiye geliyorsa seçmen bu adımların samimiyetine inanır mı?
Memleket için “U” dönüşleri, “geri dönüşler” yapılması gerekiyorsa yapılmalı. Hele hele birilerinin bazı “Yasaklar”ı bahane ederek giriştikleri eylemler can yakıyorsa, can alıyorsa, bütün bunları gidermek adına –daha fazla can yanmasın diye- görüşlerinizi esnetebilirsiniz. Memleketin hayrı için bu yapılır. Ancak gelin görün ki CHP’nin birbirini tekrar eden ve dün yanlış dediği istikamete bugün büyük bir iştiha ile gitmesi iyimser bir bakışı hak eder mi? Bu konuda şüphem var.
İktidar olanın yolundan giderek varılmak istenen yer bellidir.
22 Temmuz Seçimleri’nden önce milliyetçi akımların yükselişini fark eden ve bunun kendisini iktidara taşıyacağını sanan CHP, seçimden mağlubiyet sayılacak bir sonuçla çıkınca yeniden İktidar Partisi’nin gittiği yoldan yürümeye başladı.
Şekil itibariyle yürünen yol ve varılacak merkez aynı olsa da yürekten ve hissederek atılmayan bir adım seçmenin samimiyet testinden geçmedi. “Gönülsüz yenen aş, ya karın ağırıtır ya baş” meselinde olduğu gibi CHP’nin iktidar için zorunlu dönüşlerini sonuç itibariyle hayra yormuyorum.
Yanlış anlaşılmasın, CHP’nin geleceği adına hayra yormuyorum. Yoksa tabi ki başta da belirttiğim gibi memleket için yapılması, atılması gereken bir adım varsa her parti gibi CHP de istemeye istemeye de olsa acı reçeteye razı olmalı. Ancak bunu yaparken iktidar partisinden rol çalma yöntemiyle değil de kendi parti kurullarında memleket meselelerini görüşerek kendi fikir ve buluşları olan yollardan yürürlerse bunun herkes için daha isabetli bir yol olacağını söylemek mümkün.
Şu durumda, taklit edilen olmaktan ise taklit etmeyi tercih eden Ana Muhalefet Partisi görünümünde bir CHP var karşımızda.
Yani kendisini iktidar yapacak rüzgarın peşinde CHP.
(Not: Bu yazıyı kaleme aldıktan sonra, Deniz Baykal’ın 23 Ocak’ta CHP Genel Merkezi’nde aşure dağıtacağı haberini aldım. CHP’nin Alevi Açılımı başladı bile.)
11.Ocak.2008 12:07:51 |
|
|