|
DARBE, TASFİYE, LİDER, PKK, PARTİ 
ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras “ Bizim Saadetimiz CHP, Erbakan’ımız Baykal” diyor.
DP’nin “Eski” Genel Başkanı Mehmet Ağar ( yanlış kararlar insanların unvanlarını bir anda değiştiriyor) 27 Nisan e-muhtırasının ardından, DP Kongresi’nde bir itirafta bulundu.
“E-muhtıra siyasetin zeminini, haritasını alt üst etti…”
DP “eski” lideri ve halen ÖDP’nin başında olan iki siyasetçinin açıklamalarına bakınca bir şey dikkat çekiyor.
Uras ile başlayalım;
“Sol”un “solda sıfır kalmasında” payı olanlardan biri olan ÖDP lideri solun kan kaybından kendine pay çıkarmıyor. Uras, solun, merkez sağda yaşanan değişimi gerçekleştiremediğini anlatırken, kendisinin de solda siyaset yapan bir parti lideri olduğunu unutup Baykal’a ve CHP’ye yüklenmeyi tercih ediyor.
Uras’a birileri çıkıp da “elini tutan yok” “Solu sen ihya edeceksen et” dese biraz zor durumda kalır!
22 Temmuz’da yaşadığı mağlubiyeti( hezimet kelimesinin kullanılması halinde kimse bir şey diyemez) izah ederken Mehmet Ağar da Uras benzeri bir tavır sergiliyor.
“E-muhtıra siyasetin zeminini, haritasını alt üst etti…”
Siyaset haritası alt üst oldu, kabul. Peki, ayakta kalanlar kim?
Birileri darbe karşıtları mı dedi!
Olayın aslında Baykal ile ya da E-muhtıra ile ilgisi yok. İki vaka sadece zahirde sebepler nezdinde algılanabilecek hadiseler.
Pek ala siyaset sahnesinin bundan öncede Baykalları vardı. Ama defalarca iktidar oldular. ( Bakınız Demirel örneği)
E-muhtıra’ya rahmet okutan darbelere açıktan destek verenlerin itibarından hiçbir şey kaybetmediği günler de yaşadık yakın geçmişte.
Yaşananların izahı için sunulan iki merhem de yaramıza çare olmuyor.
Gerçek, Mevlana’nın harika sözüyle anlaşılabilir ancak;
“Dün dünde kaldı cancağızım yeni şeyler söylemek lazım”
Sağda, solda, dağda, şehirde; Değişimle problemi olanların tasfiye olduğu bir süreç yaşanıyor.
Bu noktada Mehmet Ağar’ın ÖDP liderinden fazla olan tek günahı, merkez sağda, Ak Parti türü bir demokratik oluşumun var oluşu.
Sol cenahta iyi alternatif bulunmadığı için tasfiye süreci gecikiyor.
Çanlar 2008’de asıl Kürt hareketi için çalıyor.
22 Temmuz bu anlamda çok açık bir ikaz. Eğer Ak Parti tabuları bu şekilde yıkmaya devam ederse, önümüzdeki yerel seçimler DTP ve dağdaki eşkıyanın meşruiyetini hepten yok edecek.
Açık seçik görünen bir şey var. Demokratik Türkiye’nin Kürt vatandaşları ile eşkıya arasındaki mesafe git gide açılıyor. Şiddet dışında hiç bir dil kullanmayan PKK, sadece üçüncü dünya ülkelerinde varlığını sürdürebilecek bir örgüt olduğunun farkında.
Teröristleri çıldırtan, şehirleri bombalatan gerçek bu.
“2008 yılı PKK’nın yok olacağı, zemin kaybedeceği bir yıl olacak” iddialarının altında bu realitenin yattığını düşünüyorum.
Örgütü bitiren, müspet manada yaşanan değişim.
Bütün bunlara paralel, kafama takılan bir şey var;
2008 yılına dair olumlu beklentiler, Türkiye’de demokratik, şiddet karşıtı, halkın değerleri ile barışık bir Kürt partisi kurulmasına imkan sağlar mı?
Neden olmasın!
Apo’yu istediğimiz dönemlerden PKK’yı istediğimiz günlere geldik. ( Gül ABD’de gezisinde Irak’a çağrıda bulundu; Bize PKK’yı verin sizi ihya edelim”)
12.Ocak.2008 12:48:18 |
|
|