|
SAMİMİYET MESELESİ 
Varsın, Aleviler'in talepleri karşılanmasın, yeter ki Ak Parti bu açılımla puan toplamasın!
İktidarın giriştiği "Alevi açılımı" Alevi kuruluşlarının çoğu tarafından güvensizlikle karşılandı. Birçok dernek bu açılımı samimiyetsiz bulduğunu söyleyerek iftar davetine katılmadı. Görünüşte ortaya ortak bir protesto tutumu çıkmış olsa bile, bu ortak tutumun ardında ortak bir sebep olduğunu söylemek zor.
Kimi kuruluşların tek derdinin muhatap alınmamak olduğu anlaşılıyor. Cemaat içi çekişmelerin, kıskançlıkların, örgüt şovenizminin etkileri olduğu da belli. Bir de, kessen kanı CHP'li akacak olan bazıları var ki, onlar Ak Parti'yi siyaseten hasım gördükleri için, bu açılımı baltalamaktan başka bir şey düşünmüyorlar.
Varsın, Aleviler'in talepleri karşılanmasın, yeter ki Ak Parti bu açılımla puan toplamasın! Böyle bir ruh hali içindeler. Tabii bir de samimi olarak, Ak Parti'nin "samimiyetinden" şüphe edenler var. O yüzden bu "samimiyet" meselesi üzerinde biraz durmak lazım.
Siyasette samimiyet kıstası, son derece muğlak, neredeyse ölçülmesi imkansız, bu yüzden de pek de bir değeri olmayan bir kıstastır. Kimin samimiyetini nasıl ölçeceksiniz?
Kafalarının, kalplerinin içini nasıl okuyacaksınız? Siyasetçilerin kafalarının içindeki niyetleri ölçmek mümkün olmadığı gibi bunun pek bir önemi de yoktur.
Çünkü hiçbir siyasetçi sadece kendi niyetlerine, özlemlerine göre davranamaz. Daha doğrusu, niyetlendiklerini değil, siyaseten mümkün olanı yapabilir ki mümkün olan da binlerce etken tarafından belirlenir. Samimiyeti sınamanın tek yolu somut olgulara bakmaktır.
Eğer şu anda Tayyip Erdoğan Hükümeti Alevi talepleri konusunda demokratik bir açılım yapacağını söylüyorsa, aksi ortaya çıkmadıkça buna inanmak durumundayız. İnanmak ve destek vererek bu açılımı güçlendirmek... Açılım yapacağım diyene, sen samimi değilsin diye sırt çevirmek ancak üzüm yemek değil bağcı dövmek isteyenlerin tutumu olabilir.
Eğer samimi değilse, hiç korkmayın, zaten kısa sürede çıkacaktır ortaya; her zaman çıkmıştır. Mehmet Ağar'ın seçim öncesi dönemdeki "demokratik açılımını" hatırlayın. Hepimizi şaşırtan, derin devletin kara kutusu kimliğiyle bağdaştıramadığımız demokratik söylemini...
Ne oldu? Sadece birkaç ay sürdü...
Cumhurbaşkanlığı kriziyle birlikte, takke düştü kel göründü. O krizde Ağar Meclis'e girmemekle, bütün demokratlaşma iddiasını kaybetti. Ak Parti'nin Alevi açılımına dönersek... Hem Aleviler; hem de demokrasiye, din ve ibadet hürriyetine önem verenler, Ak Parti'nin bu girişimini, aksi ortaya çıkıncaya kadar ciddiye almak zorundadır. Zaten bu konudaki samimiyet-samimiyetsizlik polemiğini sona erdirecek sınav da gelmiş kapıya dayanmış durumda.
Hükümetin Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin verdiği karar karşısında takınacağı tutumu hep birlikte göreceğiz. Bilindiği gibi Mahkeme cemevlerinin ibadethane sayılmasının, Alevi din adamları için Diyanet bütçesinden pay ayrılmasının Anayasa ve yasalara aykırı olduğuna dair "kıl payıyla" bir karar aldı. Bu karar Danıştay'a gidecek, onay ya da ret biçiminde kesinleşecek. Ancak Danıştay, 7. İdare Mahkemesi'nin aldığı kararı onaylasa bile, bu, Alevilerin taleplerini geçersiz duruma düşürmeyecek.
Çünkü cemevlerinin ibadethane olup olmadığını mahkeme yargıçları değil, Aleviler bilir. Onlar "ibadethane" diyorlarsa öyledir; bizim de öyle kabul etmemiz gerekir. Eğer bu tanımlama yasalarla ve Anayasa ile çelişiyorsa, Alevilerin inançları, algılamaları ya da tanımlamaları değil, yasalar değiştirilir.
İşte bu noktada, hükümetin Alevi açılımından ne anladığı gündeme gelir. Eğer bu açılım iftara katılmak gibi jestlerin ötesine geçecekse, ilk adım cemevlerinin ibadethane kabul edilmesi için gereken yasal değişikliklerin yapılması olmalıdır.
Aksi takdirde, jestlerle fazla bir yol alınamayacağını hep birlikte görürüz. Böyle lafta kalan açılımlar zaten mevcut olan güvensizliği daha da arttırmaktan başka bir sonuç vermez. Hükümetin karnesindeki samimiyet notu, "açılım" söylemi öncesinden de aşağılara
13.Ocak.2008 10:43:53 |
|
|