EN SON HABER: (01:43) Otomobil almanın tam zamanı...     EURO: 1,7540 - 1,7550    DOLAR: 1,1850 - 1,1860
 

GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE

Ekrem Dumanlı

Üç-beş gazeteci bir araya gelince ne konuşur?

Şüphesiz siyaset, dış politika, ekonomi, bir de "gazetecilik". Evet, yanlış okumadınız; biz gazeteciler bir araya gelince en çok kendi mesleğimizin hataları ve idealleri üzerine sohbet ederiz.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Amerika seyahatinde de böyle oldu. Sekiz gazete yöneticisi ve yazarı koşuşturmadan fırsat bulup bir araya geldiğinde medya üzerine de bol bol görüş alışverişinde bulundu. Hele bir kritik tartışma vardı ki onu bu köşeye taşımadan geçemeyeceğim.

Usta bir gazeteci ilginç bir soru yöneltti: "Gazete yönetimi her köşe yazısını yayınlamaya mecbur mu?" Aslında sorunun cevabı çok basit: Hayır. Gel gör ki bu gerçeği Türkiye'de anlatmak çok zor; hatta bunu kimi meslektaşlarımıza şerh etmek, sopayı baştan yemeye razı olmak demek. Oysa bu anlamlı sorunun meslekî bir disiplin içinde ve objektif kriterler doğrultusunda tartışılması gerekiyor. Ve maalesef bu, Türkiye'de ertelenmiş, geciktirilmiş bir konudur. Soruyu soran aslında o günkü Zaman'da çıkan bir köşe yazısını eleştiriyordu ve dostça kullandığı bir üslupla yazıyı haksız, acımasız ve önyargılı buluyordu. Bahsi geçen yazıya bir de o gözle baktım; işin doğrusu biraz da hak verdim. 'Keşke yazılar muhatabını bu kadar incitmese; eleştiriler, prensipler ve ilkeler çerçevesinde kalsa ve yol gösterici özellikler taşısa' temennisinde bulundum. Ancak gayet iyi biliyorum ki bütün bunlar bir temenni ötesine geçemeyecek; en azından kısa vadede. Zira, herhangi bir köşe yazısına yayın yönetiminden gelen en küçük bir itiraz sansür suçlamasıyla bertaraf ediliyor. İşte tam bu noktada her şey birbirine karışıyor; sansür nedir, yayın sorumluluğu nedir?

Tabii ki sansüre karşı çıkılmalı, tabii ki düşünce özgürlüğünü ve çeşitliliğini engelleyen her türlü müdahaleye fırsat verilmemeli; lakin bu mesleğin onurlu bir şekilde ayakta kalabilmesi için sansür çizgisinin doğru belirlenmesi ve sansür sayılmayacak inisiyatifin yayın yöneticilerinin elinden alınmaması gerekiyor. Aksi takdirde, hem itibar kayıpları yaşanır medya için, hem de mağduriyetler çıkar ortaya. Nitekim şu anki manzara medyanın hal-i pür melalini yeterince gözler önüne seriyor.

İşin ilginç yanı da şu: Bir önemli gazetecinin yukarıdaki eleştirisine orada bulunan gazetecilerin hemen hepsi hak veriyor. Ne yazık ki ateşten gömlek sayılabilecek bu ağır vazifeyi yaparken karşılaştıkları zorlukları yeterince gündeme getiremiyor. Her meseleye 'sansür var!' cerbezesiyle yaklaşanlar, çoğu kez editörlere ait sorumluluğu yok edecek bir baskıya neden oluyor ve aslında bir çeşit tersinden sansür uyguluyor. Yayın sorumluluğu taşıyan insanlar 'aman bana sansürcü demesinler' düşüncesiyle kendi mesuliyet alanını boşaltıyor ve mağduriyetlerin kapısını açık tutmak zorunda kalıyor. Belki kendini kurtarıyor ama bir kısım değerleri ve insanları da kurban etmiş oluyor...

Cesur bir şekilde bazı sorular sormalıyız kendimize. Mesela demeliyiz ki hangi durumlarda yayın yönetimi köşe yazısına müdahale edebilir? En temel soru budur; buradan çıkacak cevap pusula özelliği taşıyacaktır. Bu sualin cevabını korkmadan ve dahi birtakım ilkeler eşliğinde verebilirsek, sansürün de önüne geçmiş oluruz. Müsaadenizle birkaç noktayı buraya kaydediyorum:

1- Bazı yazılarda (ve tabii ki bazı haberlerde) ciddi bilgi yanlışları yapılıyor. Marka haline gelmiş dünya gazeteleri bu probleme karşı çareler bulmuş; bazı editörlerin görevi bu tür hataları bulup düzeltmek. Hatta bazı önemli gazetelerde bu, gramer tashihinden anlatım bozukluğuna kadar uzanan geniş bir yelpazede yapılıyor. Yorum hatası, yazarın kendi özgürlük alanına girer ve kendini bağlar; ancak bâriz bilgi hatası yapılıyorsa; tabii ki bu yanlışların düzeltilmesi gerekiyor. Ayıp olmasa buraya en temel yanlışları liste yapmak bile mümkün. Düşünebiliyor musunuz; bir yazar, bir konu bir kişi ya da kitle hakkında yüzlerce yazı kaleme alıyor ve hepsinde çok açık bilgi hatasını tekrar ediyor; çıkıp bir Allah'ın kulu da 'hata yapıyorsun' diyemiyor... Niçin? Tabular uğruna yanlışlara katlanmak, okurun hakkına tecavüz değil mi?

2- Bazı yazılar eleştiri çerçevesini taşıyor, hakaretamiz bir kibre dönüşüyor. Bu haksızlığa maruz kalanın eli kalem tutuyorsa, seviyeyi düşürme endişesini de yeniyorsa, bir şeyler yazıp kendini savunuyor. Ya sütunları, köşeleri olmayanlar? Aciz duruma düşürülmüş fertler, kitleler, kurum ve kuruluşlar haklarını nasıl müdafaa edecek? "Efendim mahkemeye gitsinler" demek çözüm değil. Mahkeme kapısını çalmak hoş bir durum olmadığı gibi; yayın yoluyla kitlelere karşı rezil edilmiş kişiler mahkeme kararıyla topluma derdini tastamam anlatamıyor. Bugün Türkiye'de gazete(ci)ler, ayrımcılık gibi dünyanın en utanç verici suçunu işleyebiliyor; insanları aşağılıyor, ayrılıkları körüklüyor. Irkçılık da yapabiliyor, antisemitizm de yapabiliyor, İslamofobia da yapabiliyor. İnsanlar kılık kıyafetleri yüzünden aşağılanıyor, damgalanıyor... Bu yanlış tutuma hiçbir yayın yöneticisi ve hiçbir yayın ilkesi dur diyemeyecek mi?

3- Bu yazılar hukuken ceza gerektirecek özellikler taşıyor. Bu duruma basın yasasını iyi bilen kişiler (daha doğrusu yetkililer) göz yummak zorunda kalıyor. Niçin? Sansürcü yaftasını yememek için. Peki, hukuk çerçevesini aşarak yayın yapma hakkını kim, kime vermiş ve dünyanın hangi demokratik ülkesinde böyle özgürlük bezirgânlığı yapılmış? Yasada yanlışlık olduğunda, bütün gazeteciler ve meslek örgütleri ayağa kalksın, yeri göğü inletsin, buna kimsenin itirazı yok. Ancak birileri sürekli hakaret edecek, diğerleri sürekli tazminat ödeyecek; böyle bir şey olabilir mi, sürdürülebilir mi?

Türk medyası yol ayrımında. Ya aynaya bakma cesareti gösterip hatalarını müşahede edecek ve derdine devalar arayacak veya tırsak tavrı yüzünden kendi kendini yiyip bitirecek. Özgür medya, ilkeli olduğu müddetçe özgür kalabilir; aksi takdirde kapalı kapılar arkasında yapılan haklı eleştiriler orada mahpus kalır ve elâleme şirin görünme sevdasına bu meslek itibarını kaybeder...


14.Ocak.2008 07:16:23
yorum yaz gönder yazdır puanla
 
  
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 


Osman Yıldırım'dan korkunç mektup
80 dolara laptop!
Otomobil almanın tam zamanı
Uyuyarak oruç tutmak ne kadar doğru?
Namaza giderken kurşunladılar
Otobüs, belediyenin kazdığı çukura düştü
Başbakan Erdoğan Ankara'ya gitti
İtalya Milli Takımı sakatlıklarla sarsıldı
Hemzemin geçitte kaza: 2 ölü
Selçuk'ta kurtuluş şenlikleri
Asım Yıldırım
NEDİR ÇEKTİĞİMİZ BU ÇİLE-2
İstanbul’da yaşamak ve yaşatmak zordur!
A.Abdulkadiroğlu
AK PARTİ BÖYLE Mİ GİDECEK ?
Ya millet Ak Parti’ye olan güvenini kaybetmeye başlarsa. O zaman ne olacak ?
ahmet-selim
Ahmet Selim
HOCAEFENDİ'Yİ DİNLERKEN...
Cuma gecesi, bir TV kanalında, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin bir konuşmasına tesadüfen şahid oldum.
ali-bayramoglu
Ali Bayramoğlu
İKİ CUMHURBAŞKANI VE AÇILAN BARIŞ KAPISI
“Türkiye'ye rövanş için gelmeyeceğiz…” Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan dün maç sonrası stadyumda verilen resepsiyonda Abdullah Gül'e bunları söylüyordu.
engin-ardic
Engin Ardıç
TÜRK'ÜN RENGİ
Likya kıyısındayım, yani cennetteyim:
ergun-babahan
Ergun Babahan
BUZDA İLK ÇATLAK
Hasan Cemal'in sorusu üzerine küçük salonu dolduran genç gazeteciler sıralamaya başladı:
fehmi-koru
Fehmi Koru
TARİHİ MAÇI İZLERKEN
Alt tarafı bir futbol maçı işte...
mehmet-altan
Mehmet Altan
ERİVAN'DA HİLTON VAR MI?
Hava sıcak, televizyon açıktı. Maça daha vardı ve Ermenistansız yatmaz kalkmaz olmuştuk.
nuh-gonultas
Nuh Gönültaş
İKTİDAR İNSANI BOZAR!
Koltuk insanın mütevazılığını alır götürür. Onun için büyük ve muhterem zatlar iktidardan hep uzak durmuşlar, siyasetin insana kazandırdığı siyaseten güçten hiç hoşlanmamışlar.
mustafa-unal
Mustafa Ünal
TERÖRE KARŞI BAŞBUĞ PAŞA
Terör ülkenin en yakıcı sorunu... Gün geçmiyor ki Güneydoğu'dan şehit haberi gelmesin.
hamidullah-ozturk
Hamidullah Öztürk
BÖL, ÇARPIŞTIR VE KURTUL
Org. İlker Başbuğ, tıpkı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gibi makamına oturduktan hemen sonra Güneydoğu turu yaptı ve halkın arasına karıştı.