|
YASAK YOK Kİ KALDIRILSIN... 
Birileri ara sıra “Türban yasağından yararlananlar var, bundan dolayı devam ediyor” iddiasını seslendiriyorlar ya,
Bir an geliyor, insan, “Acaba doğru olabilir mi?” kuşkusuna kapılmadan edemiyor. Yasağın mağdurları mağrur sessizliklerini korurken, lehte-aleyhte onlar adına tartışanlar, basit bir konuyu dünyanın en çetrefil sorunu haline sokuyorlar.
Konu basit, uygulama, anayasal çerçeve içerisinde bir şeyin 'yasak' olabilmesi için gerekli hukukî dayanaktan mahrum çünkü... Anayasa, temel hak ve özgürlüklerin ancak yasayla sınırlandırılabileceğini öngörüyor (m. 13). Konuya ilişkin tek yasa maddesi, YÖK Yasası'nın geçici 17. maddesi ve orada da “Yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir” hükmü var. Bu durumda nasıl oluyor da üniversitelerde 'başörtüsü yasağı' uygulanabiliyor?
Bu soruya “Anayasa Mahkemesi kararı ile” dışında bir cevap vermek mümkün değil. Oysa yürürlükteki anayasamız, çok açık bir biçimde, Anayasa Mahkemesi'nin “Bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceğini” (m. 153) belirtiyor. Bu durumda, YÖK Yasası'ndaki ek 17. madde varken, kimse, Anayasa Mahkemesi'nin daha önceki bir yasa maddesiyle ilgili iptal kararının gerekçesini 'yasak sebebi' olarak kullanamaz.
Kullanır ve şimdi olduğu gibi üniversitelerde başörtüsü yasağını uygularsa, bu hukukî bir tasarruf sayılmaz. Hukuk devletinde keyfi uygulamalara yer yoktur.
Anayasa Mahkemesi, dava açıldığı halde, YÖK Yasası'nın üniversitelerde kılık kıyafeti serbest bırakan geçici 17. maddesini iptal etmemişti, bunu da unutmayalım.
Gerek yok, ama yine de bir ara özet çıkartalım: Kılık kıyafeti serbest bırakan bir yasa maddesi yürürlükteyken ve Anayasa Mahkemesi o maddeyi iptal etmemişken, daha önce iptal edilmiş bir başka maddeye atıfta bulunularak üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı hukukî değildir.
Konu bu kadar basit işte...
Böylesine basit bir konuyu içinden çıkılmaz hale getirip bir de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne onaylatmamız bizim iş bilmezliğimizden kaynaklanıyor.
Aslında yapılacak olan, uygulamada keyfiliğe son vermekten ibarettir. Uygulamayı üniversiteler sürdürüyor; YÖK de üniversiteler üzerinde baskı kurarak uygulamanın sürüp sürmediğini denetliyor. YÖK'ün üniversiteler üzerindeki baskısını sona erdirerek keyfi uygulamadan vazgeçmesi, üniversitelerin de yasağa kulak asmaması, sorunu ortadan kaldıracaktır.
Ortadan kaldıracaktır, çünkü ortada yasak uygulamak için hukuki, sosyal ve siyasal bir zemin yoktur.
Hukukî zeminin olmadığını anlattık, sosyal ve siyasal zemin boşluğu da meydanda: Yapılan bütün araştırmalarda halkın yüzde 80'e yakını “Üniversitelerde başörtüsü/türban yasağı kalkmalı” diyor; bu da, ülkede bu alanda bir sosyal mutabakatın var olduğunu gösteriyor. Bugünkü siyasal iktidar da, daha ilk gününden, yasaklara toptan karşı çıkan bir tavır sergiliyor; o sayede toplumda 'tabu' gözüyle bakılan neredeyse hiçbir konu kalmadı. İktidara yakışan, başörtüsü konusundaki keyfi uygulamaya son verilmesini sağlamaktır.
Aksi halde, “Yasaktan rant sağlayanlar var” diye düşünenler arasına ben de katılacağım.
16.Ocak.2008 09:04:32 |
|
|