EN SON HABER: (09:42) Güven ne zaman tesis edilecek?...     EURO: 1,8460 - 1,8470    DOLAR: 1,3690 - 1,3700
 

HALA SUSACAK MISINIZ?

Gülay Göktürk

'Siyasal simge' tartışmaları üzerine çok yazdım, çok konuştum. İkna olma niyeti ve kapasitesi olanlara bol bol yetecek kadar...

O yüzden bugün ne Başbakan’ın “Velev ki siyasal simge olsun” sözünün ne kadar doğru olduğunu yazacağım, ne de bu söz üzerine Ak Parti’yi suç üstü yakalamış gibi sevince kapılan ve taze bir coşkuyla türban taarruzuna geçen muhalefete çatacağım.

Bugün sözüm, türban yasağının yanlış olduğunu yıllardır için için bilen ama bir türlü açıkça ifade etmeyen; “laikçi” çevreleriyle, eşleriyle dostlarıyla ters düşmeyi göze alamadıklarından, “İslamcılar”la ittifak halinde görünmekten korktuklarından susmayı sürdürenlere...

Sözde çağdaş kadın örgütlerine, demokrat geçinen sivil toplum kuruluşlarına, “ilerici” aydınlara, “başı açık” milyonlara sitem etmek istiyorum bugün. Bakıyoruz, yeniden alevlenen türban tartışmalarında yine malum saflaşma... Bir yanda başörtülüler ve Ak Parti öbür yanda ise yeminli türban karşıtları, yani bir kısım medya, yüksek yargı mensubu, küçük bir grup STK ve CHP...

Peki toplumun büyük çoğunluğu nerede? Bütün anketlerde her yüz kişiden 70-80’ini oluşturan ve üniversitelerde türban serbestisini savunan koskoca kitlenin tutumunu ortaya koyabilme kanalları hiç mi yok?

On milyonlarca insan hiçbir sivil toplum örgütü tarafından temsil edilmiyor mu? “Yenileşme”den söz edip duran sol nerede? .

Baş örtme hakkını savunmanın solcu olmakla, ilerici ya da sosyal demokrat olmakla çelişmediğini, tam tersine bunun gereği olduğunu hâlâ içlerine sindiremediler mi? Bu saflaşma çoktan “yasakçılarla başörtülüler” saflaşması olmaktan çıkarabilir, “yasakçılar ve özgürlükçüler” saflaşması haline gelebilirdi, gelmeliydi.

Bu, türban sorununun çözümü açısından belirleyici öneme sahipti. Ama sadece bu da değil... Böyle bir gelişmenin pratik sonuçlarından daha önemli olan şey, solun ideolojik alanda yaptığı açılıma yapacağı katkıydı. Çünkü artık açıkça ortada ki, solda bir yenilenme yaşanacaksa eğer, bunun en temel unsurlarından biri doğru bir laiklik anlayışı; inanç ve ibadet özgürlüğünün temel bir özgürlük olarak içe sindirilmesi olmak zorunda. Zira, bugün demokrasinin en çetin konusu bu.

Şu anda sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada demokrasi tartışmalarının en çetin geçtiği; modernizmin en fazla çuvalladığı; Avrupa’nın en kararlı insan hakları savunucularının “sınıfta kaldığı” sınav bu noktada veriliyor.

Yıllar yılı “anti demokrasiye demokrasi tanınamaz” klişesiyle durumu idare eden “modernist” tutucular, hayatın getirip dayattığı hiçbir sorunu çözemez haldeler.

Avrupa’nın göbeğinde yaşayan 5 milyon Müslümanla ne yapacaklarını, neyi yasaklayacaklarını, neyi serbest bırakacaklarını şaşırmış bir halde birbirlerine bakıyorlar. İşte böyle bir tarihi süreçte, başörtüsü bir kez daha simge haline geldi: Özgürlükçü solla totaliter sol arasındaki ayırımın simgesi...

Türkiye’deki sol kanat içinde din ve inanç özgürlüğüne sahip çıkma yönünde bir değişim yaşanması; topyekun bir “aydınlanma” yaşanmasa bile, hiç değilse bir kanadın sol içindeki totaliter çizgiye karşı çıkıp özgürlükçü bir açılım yapması, solun kendi kaderi açısından son derece olumlu olurdu. Yakın geçmişte, solun bazı kesimlerinden, bazı büyük sendika ve derneklerden bu yönde bazı açılımlar gördük ve sevindik.

Ama ne yazık ki, bu tutumlar “namusu kurtarmak” için yapılan açıklamalar olmanın ötesine geçmedi. Bu kuruluşlar tutumlarını ısrarla ve yüksek sesle ortaya koymadılar; bir mücadele alanına dönüştürmediler; malum saflaşmayı kırmak ve özgürlükçü olup olmamak noktasında yeni bir saflaşma haline getirmek için hiçbir çaba göstermediler. Şimdi kritik bir aşamadayız.

Ak Parti türban sorununu Anayasa yoluyla çözmeye kararlı görünüyor. Onu bu haklı mücadelesinde yalnız bırakmamak kendine demokrat diyen, özgürlükçü diyen herkesin görevi. Yıllardır sözünü ettiğimiz “toplumsal konsensüs” ün bütün ifade kanallarını kullanarak, kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları aracılığıyla kendini somut bir biçimde ortaya koymasının zamanı.

Türban meselesinin Ak Parti’yle CHP ve devletin bir kesimi arasında bir hesaplaşmaya dönüşmesine seyirci kalırsak bunun bedelini demokrasimiz. Yani hep birlikte öderiz.


18.Ocak.2008 09:13:08
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ekim 05 BÜYÜK ACI VE ZAMANLAMA
Eylül 12 KONUYU KAYDIRMAYALIM
Eylül 10 BAŞBAKAN ÇILDIRMIŞ OLMALI
Ağustos 08 REKTÖR ATAMALARI
Temmuz 30 KAOS MU? ARTIK ÇOK GEÇ KALDINIZ...
Mayıs 14 YÖK’ÜN ÖSS TEKLİFİ
Mart 30 İLHAN SELÇUK'UN DERİN HAYAL KIRIKLIĞI
Mart 16 YARGI YOLUYLA DARBE TEŞEBBÜSÜ
Şubat 17 KİMİ 'BAŞI AÇIKLAR' DAN TARAFLILIK İTİRAFI
Şubat 15 1 NUMARA
Şubat 01 ÇENE ALTI FORMÜLÜ
Ocak 27 KEMALİST OLMAMA HAKKI
Ocak 20 REFORMLARA DEVAM EDEBİLMEK İÇİN
Ocak 18 HALA SUSACAK MISINIZ?
Ocak 13 SAMİMİYET MESELESİ
Aralık 26 ÇANLAR ÜNİVERSİTELER İÇİN ÇALIYOR?
Aralık 09 HASRETİ KÖRÜKLEMEK
Kasım 30 ANAYASA TARTIŞMALARI YENİDEN BAŞLARKEN
Kasım 21 DTP’NİN ELİNDEKİ REHİNE: DEMOKRASİ
Kasım 14 RUTİN DIŞI
Kasım 11 ŞAHİNLERE BİR ŞEYLER OLUYOR
 


Demirel son sözü söyledi
Yabancı bankaların kredi kazığı
Faturası 7 milyon EURO !
Üçlü istihbarata rağmen baskın gelmiş
Ödenek şikayeti ne kadar doğru?
Döviz güne nasıl başladı?
Küresel krizin Türkiye'ye faturası
6 komando tugayı, profesyonel oluyor
Dağlıca tartışılsa Aktütün’ü yaşamazdık
Çin restoranlarında melamin izleri bulundu
Metin Yıkar
BANA DOLARI SORUYORLAR
2002-2007 arası Dünya ekonomileri için lale devriydi.
Asım Yıldırım
GENELKURMAY 2. BAŞKANI DİYOR Kİ...
Bir yerlerde yanlış yapılıyor ama nerede?
Musa Savaş
CEBIT BİLİŞİM EURASİA FUARINA NASIL GİTMELİ?
Öncelikle biraz fuarın geçmişinden bahsetmek istiyorum.
ahmet-sahin
Ahmed Şahin
ŞEVVAL AYININ HATIRLATTIKLARI
Ramazan'dan sonra gelen Şevval ayı, bir kısım dinî olayların yaşandığı özel ve güzel bir aydır.
ali-bayramoglu
Ali Bayramoğlu
SARIKAMIŞ'TAN AKTÜTÜN'E…
Bir yazıda şehitlerin, hayatını kaybetmiş genç askerlerin önünde saygıyla ancak bu kadar eğilinir…
bulent-korucu
Bülent Korucu
PARA YOK, CAN VERELİM
Aktütün Karakolu'na yapılan saldırı yüreğimize ateş düşürdü.
cengiz-candar
Cengiz Çandar
BANA 'YENİ BİR ŞEY' SÖYLEYİN
Aktütün, Türkiye'nin "terörle mücadelesi"nde bir "dönüm noktası" olabilecek mi?
ekrem-dumanli
Ekrem Dumanlı
ASIL TUZAK BUDUR
Acımız büyük. 15 vatan evladı şehit edilmiş; nasıl yas tutmayasın.
fehmi-koru
Fehmi Koru
İŞİMİZ KOLAY DEĞİL
Demokrasiler zorlansalar da krizlere karşı tedbir alırlar.
mahir-kaynak
Mahir Kaynak
FARKLI BİR MODEL
Aktütün Karakolu’na yapılan menfur saldırı ve uğradığımız kayıpları değerlendirirken atıfta bulunduğumuz aktörlerin hepsi yerel.
mehmet-barlas
Mehmet Barlas
SATHI MÜDAFAA
Hedef alınan bir karakol değil ülkenin bütünlüğüdür
hasan-cemal
Hasan Cemal
YAZIK, TÜRKİYE’NİN MORALİ YİNE BOZULMAYA BAŞLADI!
Bilgisayarın başına oturuyorum. Omuzlarımda sanki bin ton yük.