|
ÇOK ÇALIŞMAMIZ LAZIM ÇOOOK! 
Ey sevgili halkım, siz bilmezsiniz bizim ne çok çalıştığımızı.
Bırakın bilmeyi ve görüp de takdir etmeyi bazen de, “siz yok mu siz!” diye başlayan sitem ve kızgınlık cümlelerini yüzümüze karşı kurarsınız.
Ama biz çok çalışırız, çalışırız da siz farkında olmazsınız.
Mesela; kendimizi bazen kanun yaparken buluveririz; bazen milletvekillerine, parti yöneticilerine doğrularımızı defalarca anlatmak zorunda kalırız, onlara ayak üstü de olsa, dakikalarca nasihat ederiz, olmadı üzerlerine baskı kurmaya çalışırız.
Çıkan kanunların uygulanıp uygulanmadığını denetlemek de bize düşer.
Bu yüzden zaman gelir alırız elimize gizli kamerayı, hastane hastane dolaşır, “çalışanlar kılık kıyafet kurallarına uyuyor mu, uymuyor mu, laiklik elden gidiyor mu gitmiyor mu?” denetleriz, gerekli mercileri uyandırırız.
Bazen tankları bile yürüttürürüz.
Evet evet, sırf siz Sincan cadde-sokaklarında yürüyen tankların fotoğrafını manşetten görün diye, “Tankları bir daha yürütebilir miyiz?”, “Bizim çocuklar – foto muhabiri yani- görüntü alamamış da…” diye ricacı oluruz ve tanklar ikinci kez yürür.
Of off! Ne çok iş var bu memlekette yapacak…
Çok çalışmamız lazım çoook!
Biz kim miyiz; anladınız anladınız evet, biz gazeteciyiz, televizyoncuyuz, uzun lafın kısası “medyayız, medya.”
“Hepsi tamam da şu kanun yapma işini anlamadık.” dediğinizi duyar gibiyiz..
Efendim onu da bir örnekle anlatalım;
Biliyorsunuz, Sayın Başbakan İspanya’da başörtüsü meselesini çözmekten filan bahsetti.
Memlekete dönüşünde de buna bazı partilerin de destek verebileceğini söyledi.
Ardından, Meclis’te grubu bulunan bir Parti, Anayasa’nın 10. maddesinin 4. fıkrasını değiştirerek; “devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetinin sunulmasında ve bu hizmetlerden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uymak zorundadır.” şeklinde olmasını teklif edeceğini açıkladı.
Bu değişikliğin amacının ne olduğu konusunda da sizi aydınlatalım;
Demek oluyor ki; “üniversite kamu hizmeti veren bir kurumdur, orada okumaya hak kazanan öğrenciye hiç kimse ‘başın açık veya kapalı buraya giremezsin’ diyemez, dolayısıyla isteyen her öğrenci uç noktalarda olmamak kaydıyla istediği kılık, kıyafetle eğitim-öğretim imkanından yararlanır.” diyor bu değişiklik.
Meclis’te basın bürolarının bulunduğu koridorda, dokuz-on kafadar kendi halimizde bu haberin iç acıtan burukluğunu paylaşmaya çalışırken, başörtüsü yasağını kaldırmak anlamına gelecek “Anayasa Değişiklik Teklifi” hazırlığı yapan, az önce bahsettiğimiz Parti’nin üst düzey yöneticisine rastladık.
Bu, Anayasa Değişiklik Teklifi’nin ucunun nereye varacağını anlatmak için Sayın Yetkili’yi uyarmaya çalıştık. Az dil dökmedik. Bu değişikliğin ardından İktidar Partisi’nin “liselerdeki öğrenciler için de başörtü takma serbestliği”ni gündeme getirebileceğini anlatmaya çalıştık.
Ama bu kutsal çabamızın sonucunu alacağımız konusunda tereddütlüyüz.
Anayasa’da bizim de bir fıkramız olsun diye az uğraşmadık ama bakalım sonucunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Ya işte böyle sevgili halkım; siz bilmezsiniz bizim ne çok çalıştığımızı.
Sözü fazla uzatmayalım, bu ülkede her iş bizi bekliyor;
Daha karşıdaki okulun bodrum katında toplu namaz kılan öğrencileri gizli kamerayla kaydedeceğiz;
Öğrencisine “Mahalle Baskısı” yapan okul yöneticilerini haber yapacağız;
Çağdaş bir müzenin lavabosunda abdest alırken yandaki modern hanımefendinin üzerine su sıçratan kadının izini sürüp, gerekirse bulmak için robot resmini çizdireceğiz, altına da “Wanted” notunu düştükten sonra şehrin en işlek caddelerindeki duvarlara astıracağız, ya da o kadar zahmete girmeye gerek yok, robot resmi gazetemizin bir köşesinde de yayınlatabiliriz.
Aslında biz çok çalışırız da, daha çok çalışmamız lazım çoook!
18.Ocak.2008 10:18:31 |
|
|