|
SESLİ AZINLIK VEYA YÜZDE 20 DAYATMASI 
Başörtüsü sadece AK Parti'nin sorunu mu?
Başörtüsü sadece AK Parti'nin sorunu mu? Üniversitelerde yasağın kaldırılması yüzde 47'nin talebi mi yalnızca? Tabii ki hayır. Bu rakamın üzerine MHP'yi de ekleyin. Diğer sağ partileri de... Oran yüzde 80'lere ulaşır.
Anketlerde de, 'Başörtüsü serbest olmalı mı?' sorusuna verilen cevaplara yakın bir rakam çıkar ortaya. Buna rağmen toplumsal sorunu yüzde 47'ye hapsetmeye çalışanlar var. 'Hayır, yasak devam etmeli, mümkünse genişletilmeli, yoksa rejim elden gider' diyenler yüzde 20 ile sınırlı. Sol partilerle yani. 22 Temmuz'da CHP ve DSP birlikte gitti sandığa. Birlikte aldıkları oy ortada. Her iki partinin tabanında hatırı sayılır oranda başörtüsü özgürlüğünü savunanlar olduğunu söylemek mümkün. 'Hayır yaptırmayız, zinhar olmaz, engelleriz' diyerek karşı çıkanlar, hatta bununla yetinmeyip sağa sola tehdit savuranlar yüzde 20 kadar ya var ya yok.
Azınlık olmalarına rağmen sesleri çok çıkıyor. Çözümsüzlüğü yüzde 20 ile dayatmaya kalkıyorlar. Yeniden alevlenen başörtüsü tartışmaları rakamlarla, oy oranlarıyla anlatılacaksa tek açıdan bakılmamalı. Başörtüsü toplumsal bir sorun. Herkes görüşünü ortaya koyabilir. Devletin kurumları, kimi hassasiyetlerini yansıtabilirler. Burada, neyi nasıl söyleyecekleri çok önemli. Yargıtay ve Danıştay'ın açıklamaları içerik ve üslup olarak görüş açıklamanın ötesinde. Hiç de şık olmadı. Yargıtay Başsavcısı'nın başörtüsü sorununun çözümünden yana tavır koyduğu gerekçesiyle AK Parti ve MHP'yi kapatma tehdidi anlaşılabilir gibi değil. Dün Milliyet'ten Taha Akyol, şakaya vurarak şöyle yazdı: 'Türban yasağının kaldırılmasını istemek parti kapatmak için bir sebep teşkil ediyorsa AKP'yi de, MHP'yi de kapatın! Bir tek CHP yeter.'
'1930'larda bir tek CHP yetiyordu da şimdi mi yetmeyecek?' Akyol'un tespiti yerinde. Başsavcı'nın bildirisine yansıyan ağır ifadeler eğer dava dosyasına dönüşürse sol kulvarda siyaset yapan bir iki parti dışında parti kalmaz Türkiye'de. Sağ partilerin hiç şansı yok. Hemen hepsi üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılmasını savunuyor. Müruruzamana uğramadıysa CHP lideri Deniz Baykal'ın yazılı ve görsel medya arşivlerinde 'Üniversitelerde başörtüsü serbest olmalı.' diyen açıklamaları bulunabilir. Açıkça söylemek gerekirse; eski defterler karıştırılırsa pekâlâ CHP bile riske girebilir. Dün Zaman'da CHP seçim otobüsünün bir fotoğrafı yer aldı. Altı ok ve sloganlarla çerçevelenen otobüsün tam göbeğindeki fotoğrafta başındaki örtü ve mantosuyla bir kadın dikkat çekiyor. Yine bazı şehirlerde CHP milletvekili adayları başörtüsünü savunan açıklamalar yapmıştı. Hatta aralarında başörtüsü dağıtanlar da vardı.
Üniversitelerde başörtüsü yasağı toplumsal bir sorun. Hemen her mahallede, her sokakta yasağın mağdur ettiği insanlar yaşıyor. Bunun toplumsal bir talep olarak siyasete yansımaması beklenemez. Kaldı ki siyaset, sorunları çözmek için var. Partiler bunun için faaliyet gösteriyor. Çözümün yeri belli... Orası da Meclis. Partilerin soruna eğilmesinden, çözüm arayışına girmesinden daha doğal ne olabilir? Hayret ki Yargıtay ve Danıştay, yayınladıkları bildiriyle buna karşı çıkıyor. Başörtüsü yargının konusu mu? Kuvvetler ayrılığını temel alan sistemin nasıl işleyeceğini bilmeyen yok. Yargı kendi alanını genişletmek isterken siyasetin sahasını daraltamaz. Yasama ve yürütmeyi yönetemez.
Toplum, sorununa siyasetten çözüm bekliyor. Buna karşılık yüzde 20'ler civarında sesli azınlık, çözümü engellemek için her türlü yolu deniyor. MHP ve AK Parti'nin çözüm için ortaya koydukları iyi niyet iradesi sözde kalmamalı. Her iki parti de birbirlerine çalım atmak, köşeye sıkıştırmak için değil çözüm için mesai harcamalı. Bazı MHP'lilerin 'AKP'nin oyuncağını elinden aldık' türü açıklamaları, çözüme hizmet etmiyor, tam tersine tıkanmaya davetiye çıkarıyor.
Benden hatırlatması... Bu saatten sonra siyasî hesaplarla çözümü tıkayan çok ağır bedel öder. AK Parti ve MHP'nin en zor sınavı... 20.Ocak.2008 09:57:27 |
|
|