|
GERİLİM,VEHİM VE MHP'NİN TEKLİFİ 
Başörtüsü neden gerilimle anılıyor? Cevabı basit.
Başörtüsü tartışmasının diline bakalım, sorunun simgesinin neden ‘gerilim’ olduğunu anlamaya çalışalım. Bırakın bugün olduğu gibi derinlikli ciddi teşebbüste bulunulma ihtimalini, çözüm için sıradan bir tartışma başladığında bile hep aynı itiraz yükseliyor; gerilim.
Başörtüsü neden gerilimle anılıyor? Cevabı basit. Çünkü başörtüsü yasağı gerçekten bir sorundur. Yapay, geçici, simgesel veya tesadüfen ortaya çıkmış değil gerçek bir sorun. Yapay bir sorunla uğraşıyor olsaydık kimse bu kadar gerilmezdi ve zaten sorunun ömrü de bu kadar uzamazdı.
Oysa ortada mağdur eden var, mağdur olan var; yasak planlaması var, uygulamayı takip iradesi var. Buna karşılık uygulamanın hukuki demokratik temelleri yok; en önemlisi de yasak bu ülkenin bileşenleriyle tamamen çelişiyor. Sözgelimi, İslam diniyle tarihi bir düşmanlık öyküsü olan toplumlarda benzer bir yasak olsa bu yine demokratik ve hukuki olmazdı ama en azından o toplumların dini, kültürel ve geleneksel potansiyelleriyle, kültürel genleriyle çelişmezdi. Türkiye’deki yasağın bütün değerlerle birden çelişmesi; toplumun bir demokrasi olmanın yanında aynı zamanda İslam olmasındandır.
İşe bu yüzden başörtüsü yasağı, A’dan Z’ye bütün unsurlarıyla gerçek bir sorundur. Sorunu dramatikleştiren ise, uygulamanın devamını isteyenlerin yasağı varlıklarının devamının teminatı olarak görmeleridir. Yasak kalkacak olursa ortaya bambaşka bir Türkiye tablosu çıkacağını zannetmeleridir. Başörtüsü ne kadar gerçek bir sorunsa bu iddia da o kadar gerçek bir ‘vehim’ dir. Üstelik, çıplak gözle ölçülebilecek bir vehim...
Ülkede yaşayan kadınların yüzde 70’den fazlası zaten başörtüsü takmaktadır ve yasak kalkacak olsa bile üniversitede örtünecek olan genç kızların oranı bu muazzam çoğunluğun belki de yüzde 1’i bile olmayacaktır.
Yani, örtünme Türkiye toplumumun belirgin ve tarihselliğe sahip bir olgusudur. Yasak üniversiteleri etkilemektedir ve kadınların büyük çoğunluğu, zaten şimdi de başlarını örtmektedirler. İddia edildiği gibi, örtünme bir rejim sorunu yaratıyorsa, bunu gidermek için kadınları örtünmeyen yeni bir halk bulmaktan başka bir yol görünmemektedir.
Bugün, yasağın kaldırılmasına karşı bilimsel, sosyolojik, kültürel, dini, demokratik veya laiklik dahil toplumun ortak değerlerinden herhangi birinden gerekçe gösteremeyen cephenin açmazı da buradadır. ‘Bu konuda yasa çıkartılamaz, anayasa değişikliği yapılamaz’ itirazını yükseltirken aslında ‘Vehimlerimizin üzerinde bir güç ihdas edilemez’ demektedirler.
Oysa, belki daha kolay yollarla çözülebilecekken konunun anayasa boyutuna taşınması da, toplumdaki uzlaşmayı görmezden gelen merkezdeki direnç sahiplerinin kabahatidir.
Yıllardır öylesine dramatik hukuki kararlar alındı ve akıl dışı siyasi yorumlar yapıldı ki sorunu çözecek olan kim olursa olsun; yasağı kaldırmak için geride açık kapı bırakmayacak; kimsenin insafına itimat etmeyecek kesinlikte bir düzenleme yapmak zorundadır.
Bu noktada, MHP’nin teklif ettiği anayasanın 10. maddesinde değişiklik de yeterli görünmemektedir. Yetersizlik MHP’nin niyetinden değil, yargı sistemimizin sicilinden kaynaklanmaktadır. Aksine MHP’nin teklifi sorunun çözümü için ileride çok daha iyi anlaşılacak bir kolaylaştırıcı etki yapmıştır.
Ancak geçmişteki örnekler bir yana, son günlerde yargı adına yapılan çıkışlardan sonra tek başına 10. maddedeki değişikliğin yetersiz kalacağı daha da açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bu maddenin eğitim konusunu kapsamıyor olması bir yana, değişiklik önerisindeki ‘kanun önünde eşiklik’ ibaresinin yarın ‘yasakta eşitlik’ şeklinde uygulanma ihtimali hiç de yabana atılmamalıdır. Sadece bu maddedeki değişiklikle yetinilecek olursa, ayrıca bir de kanun çıkartılması gerekecektir. O zaman, anayasa değişikliğinin anlamı yoktur.
AK Parti ve MHP sorunu anayasa değişikliğiyle çözmekte kararlı olduklarına göre; bu değişikliğin başka yoruma mahal bırakmayacak netlikte, tartışmaları bitirecek kesinlikte ve yarın ‘Anayasa bile değişti sorun yine çözülmedi’ dedirtmeyecek kalitede olması lazımdır.
Bu kez de başarılamazsa geriye yine yasak, vehim ve gerilim kalır.
21.Ocak.2008 10:03:28 |
|
|