|
KOMİK DURUMA DÜŞÜYORSUNUZ 
Bu tavırlarını bizzat görmesem, konuştuklarını kulaklarımla işitmesem mümkünü yok inanmazdım.
Mantık şu;
Hâkimin başı açık olmalı, aksi takdirde âdil davranamaz.
Hekimin başı kapalı olmamalı, yoksa erkek hastalara bakamaz.
Tapu idaresindeki memur da örtüsüz olmalı.
Şimdilik ona bir kulp takamıyorlar ama herhalde bulmak için çırpınıyorlardır.
Saygıdeğer okurlarım,
Samimiyetle soruyorum, cevap verin lütfen.
“Siz, böylesine anlamsız bir yasağı savunmak için bu kadar komik gerekçeler üretildiğine şahit oldunuz mu hiç?”
Yasağa kılıf olsun diye uydurulan saçmalıklar mı desek yoksa?
Tarafgirlik duygusu bağnazlık haline dönüştüğünde insan ne dediğini bilemez hale geliyor demek ki.
Bu tuhaf mantığa göre bir hâkimin adaletli olup olmamasını belirleyen ölçü başındaki örtü.
Bir hâkim adalet terazisini haksızlıktan yana tartmaya karar vermişse, bunun kılığıyla, kıyafetiyle, saç teliyle alâkası ne?
Bugüne kadar mahkemelerde başı açık görev yapan pek çok hâkimin tarihe geçen hataları olmamış mıdır?
Hatta mevcut bütün hâkimlerin başı açık olduğuna göre, şimdiye dek yargı aşamasında yapılan bütün hatalar “başı açık” hâkimler tarafından yapılmamış mıdır?
Buradan hareketle biri kalkıp “hâkimler başları açık olduğu için hakkımı yediler” dese, buna kim inanır?
Keramet kafanın içinde mi, yoksa örtüde, cüppede, pabuçta mıdır?
Başka bir garabet daha.
Başı örtülü doktor ya erkek hastaya bakmazsaymış -mış -mış -mış.
Kardeşim bunun baştaki örtüyle ne ilgisi var?
Başı örtüsüz nice doktorlar (şu veya bu sebepten dolayı) kadın - erkek bir sürü hastayı savsaklamıyor mu?
Tüm doktorların başı açık olmasına rağmen, bir sürü insan hastanelerde doktor ihmalinden, yanlış teşhis ve eksik tedaviden dolayı ölmüyor mu?
Şimdi kalkıp “başörtüsüz doktorlar insanları öldürüyor” demek kadar saçma bir şey olur mu?
Başörtüsü neşter mi, ilaç mı, serum mu?
Şu ulusalcılık cereyanından önce, Türkiye’nin sözde entelektüellerine biraz olsun hüsn-ü zannım vardı.
"İyi okuyorlar, kaliteli yaşıyorlar, ciddi bir eğitimleri var, filan…" diye düşünürdüm kendi kendime.
Fakat ulusalcılık cereyanı bizim entelleri fena çarptı.
Bütün yaldızları etrafa saçıldı.
Bu tavırlarını bizzat görmesem, konuştuklarını kulaklarımla işitmesem mümkünü yok inanmazdım.
Ne ki şimdi her tartışmada, her yazıda sapır sapır döküldüklerini gözlerimle görüyorum.
“Sırf bir imajdan ibaretlermiş, içleri tamamen kofmuş” diye düşünüyorum.
Bir ülkenin entellektüeli özgürlükleri savunarak ülkesini ileri taşır.
Bizdeki entel-danteller, özgürlüğe karşı nemrutun ateşine odun taşıyorlar.
Dünya yuvarlak diyen Galileo’yu giyotine itmeye uğraşıyorlar.
Dünya milenyumu devirmiş onlar orta çağ karanlığında yaşıyorlar.
Doğal olarak da komik duruma düşüyorlar. 22.Ocak.2008 02:18:14 |
|
|