|
DİN'DEN ŞİKÂYET, DİN ADINA CİNAYET 
Bütün yaşadıklarımızın manası, işte bu derin çelişkide saklı.
Türkiye’deki gayr-ı milli ulusalcılık cereyanının; bir arkadan çevirme operasyonu, sürüye kurt çağırma taktiği, sûret-i haktan görünüp ülkeyi parçalama projesi olduğunu, bu sütunlarda çeşitli defalar okudunuz.
ÖNCE ALTYAPI HAZIRLANDI
Ulusalcılık cereyanın retoriği, sayıları 100’ü aşmayan bir dizi kitabın kaleme alınmasıyla oluşturuldu.
İnternette dolaştırılan dezenformasyon dolu elektronik postalar, power point sunuları ve uyduruk haber-fotoğraflarla dolu sitelerle gelişti.
Ardından görsel ve yazılı medyadaki kimi organların, tümden yada parça parça operasyona dahil edilmesine sıra geldi. 24 saat ulusalcılık propagandası yapan, (ekseri uydu üzerinden izleyiciye ulaşan) çok sayıda TV kanalı kuruldu.
Hafif çılgın görünümlü, söyledikleri kulağa hoş gelen, ne var ki anlattıkları yaşadığımız dünyanın gerçekleriyle yakından uzaktan ilgili olmayan “gazeteci-yazarlar” türetildi.
Ve bütünüyle kitleyi etkilemeye yönelik bu psikolojik harp faaliyeti sonuç verdi.
SONRA MİTİNGLER BAŞLADI
İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da yüz binlerce kişi, sözde Cumhuriyet mitingi adı verilen organizasyonlarla sokağa döküldü.
Hükümete karşı, dindar insanlar aleyhine, zaman zaman da operasyona kâfi miktarda destek vermediği düşünülen medya gruplarına yönelik “hainli, satılmışlı, uşaklı” sloganlar atıldı.
Hoş bu organizasyonlarda kalabalığı arttırmak için çeşitli taktik ve stratejik uygulamalar da yapılmadı değil. Meydanlara gelen insanların önemli bir bölümü, neden orada bulunduklarının farkında bile değildi. Ama hakkını yememek lazım “operasyon” büyük ölçüde hedefine ulaştı.
DÜNYAYA VERİLEN MESAJ
Dünyada ‘Türk toplumu ülkenin gidişatında hiç memnun değil. Dindar hükümetten ve icraatından çok rahatsız. Patlama noktasına geldi’ görüşleri belirdi.
Ulusalcılık sakızını ağzından düşürmeyenlerin en çok kullandığı argümanlara gelince…
Hükümetin Türkiye’yi sattığı..
Gençliğin, misyonerlerin ağında kıvrandığı..
Ülkede 70 bin kilise ev bulunduğu..
Azınlıkların birer ihanet yuvası olarak faaliyet gösterdiği vs.
VE ACI OLAYLAR...
Derken ardı ardına cinayetler işlenmeye başladı
Bir rahip öldürüldü.
Ermeni asıllı bir gazeteci suikasta uğradı.
Ve bir kitapevinde insanların vücutları parçalandı.
İster sebep sonuç prensibi gereğince “olacağı buydu” deyin, isterseniz “bütün bunlar zaten bir kurguydu”, fark etmez. Ortadaki tablo buydu.
İşte tam bu noktada dünyanın kafası karışmaya başladı.
KAFALARIN KARIŞTIĞI YER
Kendilerini “ulusalcı” olarak tanımlayan ve Cumhuriyet mitinglerine katılan yüz binlerce insan şeriat ve gericilik tehlikesine karşı tepki koyuyordu.
Ama Hıristiyan rahibi, Ermeni gazeteciyi, misyoner olduğu iddia edilen kitapevi çalışanlarını öldürenler de yine aynı kaynaktan yani “ulusalcılıktan” besleniyordu.
Bu nasıl bir anlayıştı ki, bir yandan dincilikten şikayet ediyor, diğer yandan da din uğruna cinayetler işliyordu?
KRTİK SORU
Sizlere çok kritik bir soru sormak istiyorum:
Acaba ulusalcı mitinglerde Türk Bayrağı sallayan kaç kişi, Dink’in cenazesinde “hepimiz Ermeniyiz” pankartı taşıdı?
Bütün yaşadıklarımızın manası, işte bu derin sorunun cevabında saklı.
Bence Türkiye bir an evvel bu sorunun cevabını bulmalı.
24.Ocak.2008 00:43:01 |
|
|