|
BİZİM DEVLET HİÇ KISKANÇ DEĞİL 
Millet olarak çok mu kuşkucu olduk
Yoksa kuşku duymayı gerektiren bunca olay yaşadığımız için yeni olumlu gelişmelerin keyfini yeterince çıkaramıyor muyuz? İki ihtimalde de sonuç aynı kapıya çıkıyor: 'Ergenekon' operasyonunu hararetle destekleyen kalemler bile değerlendirmelerinde "Acaba sonuna kadar gidilebilecek mi?" sorusunu sormadan edemiyorlar.
Gerçekten de sonuna kadar gitme kararlılığıyla mı yapıldı bu operasyon; yoksa sürecin belli bir noktasında "Biz elimizden geleni yaptık, ama..." deyip bir kenara mı çekilecekler?
Hepimiz bugünlerde sergilenen kuşkuculuğun haklı sebepleri olduğunu biliyoruz: Siyasilerin evdeki hesabı çarşıya pek uymuyor bizde... Polis ile yargı aynı kaygıları pek az paylaşıyorlar... Askerî hassasiyetler kendini belli etmeye başladığında siviller pek saygılı oluveriyorlar...
Susurluk'taki kazadan sonra "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" dedik de ne oldu? Şemdinli'de yakalanan suçüstü manzarası ile bazılarımızın kapıldığı "Bu bir milâttır" coşkusu fazla uzun sürmedi. Haziranda başlayan Ümraniye çetesi operasyonu üzerindeki yayın yasağı sekizinci ayında, henüz ne olup bittiğini anlayamadık bile.
Böyle bir ortamda, bir general, birkaç emekli subay, avukatlar, bürokratlar, işadamları ve gazetecilerin gözaltına alınmasıyla başlatılan 'Ergenekon' operasyonundan büyük umutlara kapılmakta zorlanmamızda şaşılacak bir yön yok. Kimse sevincinin kursağında kalmasını istemez; erkenden sevinip çok koyu hayal kırıklığına uğramak sağlığa zararlıdır. Sütten ağzı yananın yoğurda ihtiyatla yaklaşmasından daha doğal ne olabilir?
Bugüne kadar kaçan fırsatlar kervanına, Ergenekon'la yakalanan, 'gayr-ı nizami yapılanma' manzarasını devlet içerisinden temizleme imkânı da eklenecek mi dersiniz? Ne kadar kutsal kavram varsa kullanıp ülkeyi gerektiğinde kaosa sürüklemekten çekinmeyen yapılanma, eğer elde edilen veriler doğruysa, yakın tarihimizde birbiri peşi sıra görülen siyasî altüst oluşların da sebebi. Kitle eylemleri, suikastlar ve cinayetlerin izini takip ettiğinizde bu yapının kapısına dayanıyorsunuz.
'Ergenekon' operasyonunun başlatılmasının sebebi, gazete manşetlerine yansıyanlara bakılırsa, ses getirecek bir dizi eylem hazırlığı zaten. Sekiz ay öncesinden izlemeye alınan yapının temel taşları son zamanlarda artık harekete geçmeye karar vermişler; ellerindeki hedef listesini karar vericilerden tetikçilere ulaştırma aşamasında iken duruma el koymuş polis.
Bu noktada devreye girilmeseydi hayata geçirilecek eylemler zinciriyle, ülkeyi karıştırmayı, siyasî bunalımlar çıkarıp demokrasiyi tökezletmeyi, devletin en yetkili kurullarında belirlenmiş politikaları baltalamayı hedeflemekteymiş bu yapılanma. Geçmişte birkaç kez yapmayı başardıkları türden altüst oluşları yeniden yaşatmayı planlıyorlarmış...
Belli isimlerle karşımıza çıkanlar peşine düşülen yapının bütünü müdür? Kuşku duyulan konuların en başında bu nokta geliyor. Emekli olmuş devlet unsurları, niyetlerini hayata geçirmede kendilerine atfedildiği kadar güçlü olamazlar. Bürokraside, siyasette, iş dünyasında, kendini 'sivil' gösterecek biçimde örgütlenmiş yapılarda, propaganda güçlerinde, halen faal unsurlarla doğrudan veya dolaylı bir işbirliği içinde bulunmaları şart. Kimlerle? "Kolları nereye kadar gidiyorsa oraya kadar" dendiğinde akla gelen her kurum soruşturmayı yürütenlere aynı anlayışı sergileyecek mi bakalım? Sergilemezse, bu sorun nasıl aşılacak?
Devlet kendi yetkilerini kullanma açgözlülüğü gösteren bu çete yapılanmasına artık tahammül etmemeli. İktidar doğası gereği 'kıskanç' olur; bizde bugüne kadar iktidarını 'derin' unsurlarla paylaşma konusunda hiç mi hiç kıskanç davranmadı devlet. Bu defa da mı öyle olacak?
Kendi hesabıma bir daha hayal kırıklığı yaşamak istemiyorum.
25.Ocak.2008 08:22:39 |
|
|