|
KURUYAN NEHİR 
Dünyadaki ekonomik dalgalanma sistemin sık rastlanan bir arızası olarak görülüyor ve düzeltileceği umuluyor.
Seyahate çıktığınızda arabanız arıza yapmış ve siz onu yolun kenarına çekip tamir ediyormuşsunuz gibi algılanıyor. Eğer sistemde bir değişme olacaksa bile bunun doğal bir evrim olacağı ve ekonomik ilişkilerde köklü bir değişimin olmayacağı düşünülüyor. Çünkü var olan sistem bir doğa kanunu gibidir ve herkes onun kurallarına uymak zorundadır. Değişmeler rüzgarın savurmasına, suların oymasına benzer değişiklikler yapar ama ana yapı aynen devam eder.
Dünyadaki finans sistemini şöyle özetleyebiliriz: Çin, Japonya ve benzeri ülkelerle petrol zenginlerinin tasarrufları özellikle ABD ve İngiltere’deki finans kurumlarında toplanıyor ve bunlar tasarruf açığı olan ülkelere yönlendiriliyor. Bu tasarrufların en büyük kısmını ABD kullanıyor ve sürekli olarak artan dış ticaret açığı bunlarla finanse ediliyor. Ülkemiz de bu kategoride yer alıyor.
Bu tasarruflar bir nehir gibi tek yönlü akıyor ve denize karışıyor. Nehrin geriye akması mümkün görünmüyor yani borç alan ülkelerin bunu geri ödemesi beklenmiyor. Nehir yağmurlarla besleniyor. Yani tasarruf fazlası olan ülkelerin insanları her gün bu fonlara eklemeler yapıyor. Üstelik bu durum değiştirilemiyor çünkü borç veren ülkelerin bundan vazgeçmesi ekonomilerini büyük bir daralmaya sürüklüyor.
Genel eğilim sistemi sorgulamamak ve görülen dalgalanmaları geçici bir arıza saymak yönündedir. Bazen hava şartları kötü gidebilir ve nehrin akışında düzensizlikler olabilir ama bir başka bahar her şeyin eski haline dönmesini sağlar deniyor.
Bir süredir şu sorulara cevap arıyorum: Tek taraflı fon akımına dayanan bu sistem devam edemez. Yerine nasıl bir sistem ikame edilecektir? Yeni yapı nasıl olacaktır ve bu insan iradesi dışında, gelişmelerin doğal sonucu mu olacaktır yoksa öngörülen ve her aşaması önceden planlanan bir sonuçla mı karşılaşacağız?
Gerçekte bu soru her konuda ve her zaman sorulan sorulara benziyor. Terörü teröristler mi yapıyor yoksa sistem içi aktörlerin uygulamaları mı? Savaşlar Hitler ve benzeri kötü adamların eseri mi yoksa bunları kaçınılmaz kılan sebepler var mı? Yani sosyal hayat doğal kanunlar gibi sadece kuralları belirlenmiş olarak ve kendi iç dinamikleriyle mi sürüyor yoksa onu yönlendiren bir irade var mı?
Yıllardır bu sorulara cevap aradım ve şu sonuçlara vardım: Borçlar ödenmeyecek ama değersiz kılınarak tasfiye edilecektir. Eğer birinden bir kilo ödünç buğday aldıysanız ya aynen iade edersiniz ya da bir gramın adını bir kilo ile değiştirirsiniz. İkinci olarak size sürekli kaynak sağlayan nehrin artık kuruyacağını hesaplar ve yeni bir sulama sistemi geliştirirsiniz. Yani tasarruf yaratan ülkelerden ithalatı keser ya kendi ülkenizde ya da kuracağınız yeni bir blok içinde denge oluşturursunuz. Petrolü kaynak yaratan konumda çıkarıp, enerji kaynağı olmak yerine, sadece bir hammadde olmasını sağlarsınız. Gelişmeler akışına bırakılmış değil insan iradesinin ürünüdür. 27.Ocak.2008 10:19:39 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|