EN SON HABER: (12:32) Buz ada Grönland bir zamanlar ...     EURO: 1,7520 - 1,7530    DOLAR: 1,1900 - 1,1910
 

KEMALİST OLMAMA HAKKI

Gülay Göktürk

Ama önce şöyle bir hatırlayalım: Atilla Yayla'nın suçu neydi; ne demişti?

Hatırlarsınız, Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi ve Liberal Düşünce Topluluğu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Atilla Yayla'nın, 2006 yılında AKP İzmir teşkilatının düzenlediği bir paneldeki sözleri nedeniyle başına gelmedik kalmamıştı.

Yayla bazı gazeteler tarafından "hain" diye suçlanmış, üniversitedeki görevinden el çektirilmiş ve hakkında Atatürk'ü Koruma Kanunu'na muhalefetten dava açılmıştı. Biz olayı neredeyse unuttuk. Ama Atilla Yayla hala yargılanıyor. Hem de 5 yıl hapis istemiyle. Bir önceki duruşmada yeni bir mütalaa veren savcı, konuşmanın halka açık yerde yapıldığını öne sürerek cezanın arttırılarak 5 yıla kadar hapis talep etti.

Şimdi , 28 Ocak Pazartesi günü, saat 10:25'te İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nde Yayla'nın beşinci duruşması yapılacak. Ve hepimiz, bir ifade hürriyeti sınavı haline gelen bu davada Mahkeme'nin ne tutum alacağını göreceğiz.

Ama önce şöyle bir hatırlayalım: Atilla Yayla'nın suçu neydi; ne demişti? Yayla aslında, yıllardır hepimizin yüzlerce kere tekrarladığı bir düşünceyi dile getirmişti. Bir: Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder, demişti. İki: Atatürk heykellerinin ve fotoğraflarının bu kadar çok oluşu normal değil, bunu Avrupalı da yadırgar, demişti. Doğrusu, bu konuşmadan sonra kopan fırtınayı anlamak zordu. Çünkü Kemalizm bu açılardan ilk defa eleştirilmiyordu Türkiye'de.

"Cumhuriyetin içinin demokrasiyle doldurulması" dendiğinde kastedilenin tam da bu olduğunu, Kemalizm'in totaliter karakterinin yıllardır birçok bilim adamı ve aydın tarafından eleştirildiğini bilmeyen yoktu. Ayrıca, her sokak başına bir Atatürk heykeli dikilmesinin, her duvara Atatürk resmi asılmasının ancak lidere tapınma kültürünü aşamamış 3. Dünya ülkelerine mahsus bir şey olduğu; Türkiye'ye yakışmadığı, kişi putlaştırılmasına bir son vermek gerektiği de az yazılıp çizilmemişti.

Kaldı ki, bu fikirler daha önce hiç söylenmemiş, hiç yazılıp çizilmemiş, dolayısıyla toplumun ilk defa karşılaştığı şok edici fikirler olsaydı da bir şey değişmezdi. Çünkü "İfade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilen ya da zararsız ya da ilgilenmeye değmez görünen 'bilgi' ve 'düşünceler' için değil, aynı zamanda devletin ya da nüfusun bir bölümünün aleyhine olan, şok eden, rahatsız eden düşününceler için de uygulanır. Bunlar 'demokratik toplum'un olmazsa olmaz unsurlarından olan; çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir." (Bir AİHM kararından) Haa, evet, bir de Atatürk için, Avrupalılara atfen kullanmış olsa bile, "adam" demek gafletinde bulunmuştu. Bu da yasakçıların en baş kozu oldu.

Yayla'nın Atatürk'ten "adam" diye bahsetmesinin doğru olmadığını ben de yazdım. Ama bunu yazarken asıl eleştirim onun Atatürk putlaştırmasının had safhada olduğu böyle bir toplumda daha dikkatli olması noktasındaydı.

Yoksa, eğer Türkiye normal bir ülke olsaydı; Atatürk de böyle "yarı-tanrı" konumuna getirilmemiş olsaydı; ulusal bir kahramana "adam" dedi diye bir profesörü beş yıl hapisle yargılamak, basında hain ilan etmek ya da derslerini elinden almaya kalkışmak, resmen delilik olarak görülürdü. Ama artık bu recm geleneğine bir son vermek lazım. Fikir insanlarının böyle "hain" ilan edilerek sindirilmeye çalışılmasına direnmek, fikir namusuna sahip insanları saldırı kampanyaları karşısında yalnız bırakmamak lazım. Bunun bir parçası da Atilla Yayla'nın davasını unutmamak; yargılanma sürecinde onun yanında olmak ve desteğimizi ortaya koymak...

Yayla'ya yönelik linç kampanyasının en ateşli anlarında, zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı "Kemalist olmayanları denizde boğarız" demişti; yani Kemalist olmayanları "denize dökülmesi gereken düşmanlar" olarak gördüğünü apaçık ortaya koymuştu.

O yüzden de bu davaya sahip çıkmak, aynı zamanda bu ülkede "Kemalist olmama hakkını" savunmak anlamını taşıyor. 21. yüzyılda, hala totalitarizmin bu kadar kaba saba bir biçimiyle mücadele etmek zorunda kalışımız gerçekten de acınası bir durum; ama ne yapalım ki bu da bizim gerçeğimiz...


27.Ocak.2008 11:35:28
yorum yaz gönder yazdır puanla

Puanlama: 0.0/10 (0 kişi katıldı)

  
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ağustos 08 REKTÖR ATAMALARI
Temmuz 30 KAOS MU? ARTIK ÇOK GEÇ KALDINIZ...
Mayıs 14 YÖK’ÜN ÖSS TEKLİFİ
Mart 30 İLHAN SELÇUK'UN DERİN HAYAL KIRIKLIĞI
Mart 16 YARGI YOLUYLA DARBE TEŞEBBÜSÜ
Şubat 17 KİMİ 'BAŞI AÇIKLAR' DAN TARAFLILIK İTİRAFI
Şubat 15 1 NUMARA
Şubat 01 ÇENE ALTI FORMÜLÜ
Ocak 27 KEMALİST OLMAMA HAKKI
Ocak 20 REFORMLARA DEVAM EDEBİLMEK İÇİN
Ocak 18 HALA SUSACAK MISINIZ?
Ocak 13 SAMİMİYET MESELESİ
Aralık 26 ÇANLAR ÜNİVERSİTELER İÇİN ÇALIYOR?
Aralık 09 HASRETİ KÖRÜKLEMEK
Kasım 30 ANAYASA TARTIŞMALARI YENİDEN BAŞLARKEN
Kasım 21 DTP’NİN ELİNDEKİ REHİNE: DEMOKRASİ
Kasım 14 RUTİN DIŞI
Kasım 11 ŞAHİNLERE BİR ŞEYLER OLUYOR
 
Hülya Avşar'a tepki yağıyor
Küçük'ün notu Doğan'ı ele verdi
Özal'ın rüyası gerçek mi oluyor?
CHP'li vekilden pes dedirten çıkış
Kare kare infaz !
1 Ekim'den önce sigortalı olun çünkü...
Tüyler ürperten telefon kayıtları !
Masonların karanlık planları belgelendi
Tuhaf isteğe tokat gibi cevap
Dağlıca'da bir şok daha - İZLE
C. Tayyar Kala
EDİBE SÖZEN KENDİNE YAPTI
İletişim profesörü Edibe Sözen’in AK Parti’ye katılımı inanılmaz derecede ses getirmişti.
Asım Yıldırım
KÖRLEŞMİŞ VİCDANSIZLAR
Bu nasıl bir insanlıktır? Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bu nasıl bir değer bilmezliktir?
Kemal Gülen
CEVİZ GÖLGESİNDEKİ KEFENSİZ ŞEHİTLER
Şehre girerken bile sessizliğin ve dinginliğin bütün ruhunuzu kuşattığını hissediyorsunuz.
ahmet-kekec
Ahmet Kekeç
BU NE TERBİYESİZLİK
Bir insan hem haddini bilmez, hem cüretkár, hem de asgari nezaket kurallarından yoksun olunca, ortaya böyle bir ‘sonuç’ çıkıyor.
engin-ardic
Engin Ardıç
KARA KARTAL MÜŞERREF
Pakistan'ın "müstafi" devlet başkanı Perviz Müşerref, paşalıktan gelme bir adam...
ismet-berkan
İsmet Berkan
BUGÜN AB İÇİN NE YAPTIN?
Babacan sürekli, en durgun denilen dönemde bile AB için neler yapıldığını anlatmaya çalışıyor.
samil-tayyar
Şamil Tayyar
BAŞSAVCI KONUŞMALI
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu’nın Kartal Savcısı olduğu dönemde Sedat Peker Kartal Cezaevi’nde yatıyordu. 4 yıl önce bir iddia ortaya atıldı.
mehmet-kamis
Mehmet Kamış
CHP'DEN DOĞRU MUHALEFET
CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu'nun Silivri'deki bir imar meselesini gündeme taşıması çok ilginç bir gelişme.
ahmet-turan-alkan
A.Turan Alkan
AHBABLARIMI KINIYORUM
"Hayvan keserek bayram yapılan bir dini aklım almıyor" lâfını bir araya getirmek büyük başarı.