|
BAŞÖRTÜSÜNDE 'SİMGE' SAFSATASININ SONU 
Başörtüsünü siyasi simge olarak kullanıyorsun diye baskı yapılıyor
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın İspanya'da bir soru üzerine söylediği .
'Başörtüsünü siyasi simge olarak kullanıyorsun diye baskı yapılıyor
Velev ki siyasi simge olsun, yasaklayabilir misin?' sözleri sadece tartışmayı değil, bir süreci de tetikledi. Başörtüsü meselesinde ilk defa çözüme bu kadar yaklaşıldı. MHP'nin çözüm odaklı tavrı süreci hızlandırdı. Başörtüsünde özgürlükçü tavır, seçimden önce MHP'yi CHP'ye eklemlemeye çalışan İlhan Selçukgilleri öfkeden zıplatan gelişmelerin sonuncusu oldu. MHP anamuhalefet partisi olmamasına rağmen aldığı inisiyatiflerle etkin muhalefet partisi konumunu güçlendiriyor. Hükümeti eleştireceği zaman en acımasızcasını yapmaktan çekinmeyen, ama kendi doğrularına yakın gelişmeleri de desteklemekten gocunmayan muhalefet partisi MHP. İktidar partisi, MHP'nin yapıcı muhalefet anlayışını değerlendirmeli.
Başbakan'ın 'siyasi simge olsa ne yazar' tavrı doğru yaklaşım. Demokratik ülkelerde siyaset varsa simgeleriyle birlikte vardır. Genel ahlaka ve diğer insanların haklarına aykırı olmayan her simge meşrudur. Bununla birlikte başörtüsünün siyasi simge olması, ispatı ve hatta savunulması zor bir safsatadır. Delili de geçtiğimiz pazar günkü Zaman gazetesi. Pazar ilavesindeki 'Başörtüsü tek renk değil, müşterenk!' haberi harika kurgusu ve güzel örnekleriyle simgecilerin tezini çürütüyor. Toplumun hemen her kesim ve siyasi görüşünün temsilcisi başörtülülerin, aslında tek ortak paydaları örtüleri. DTP liderinin kardeşi Nurcan Demirtaş ile MHP'li siyasetçi Hediye Akdere'yi bir araya getiren şey ne? Komünist dergi dağıttığı için gazetelere konu olan ve yoldaşlarının 'büyüyünce düzelir' dediği öğrenci H. Sırat ile başörtülü modacı Rabia Yalçın aynı torna tezgâhında üretilmiş olabilir mi? 31 yıllık akademisyenlikten sonra örtüsü için hocalığı bırakan sosyolog Prof. Dr. Ümit Meriç'i kim kandırmıştır acaba?
Başörtüsünün özgür irade ile her kesimden kadın tarafından tercih edilebilen dinî gereklilik olduğunu topluma bakan herkes görebilir. Görmek istemeyenlere yapabileceğimiz bir şey yok. Başörtüsünün bir baskı aracına dönüşme ihtimalini de yine toplum gerçekleri yalanlıyor. Başı açıklarla kapalıların bir arada yaşadığı binlerce aile örnek verilebilir. Demirtaş ailesi bunlardan biri. Bir kardeşleri DTP Genel Başkanı, diğeri Grup Başkan Vekili olan Demirtaşlar'ın üç kızından ikisinin başı açık. Başörtülü annenin açık kızı ya da tersi o kadar çok ki.. Aynı apartmanda yan yana oturan, kol kola pazara çıkıp beş çayını birlikte yudumlayan kadınlar da felaket tellallarının tekzipçisi. Üniversitelerde yasak olmadığı dönemlerde baskıya dair bir ipucu bile yok. Daha önce de yazdık; başını okul kapısında açan kızlar psikolojik olarak daha kolay gerilime geçer ve bu baskıyı yapabilirler. Başı açıklar da mağdurlarla dayanışma saikiyle baskıya ve yönlendirmeye daha açık dururlar. Bugün uygun ortamda baskı yaşanmıyorsa hürriyet ortamında olması için hiç sebep yok. 'Serbestlik gelirse başı açık kız kalmaz' sözü, bir hakaret aslında. Üniversite eğitimi alan bir genç bu kadar kişiliksiz olabilir mi? Türbanın Anadolu insanının başörtüsünden farklı olduğu tezi de ayrı bir garabet. Önce türbanı 'gerici başörtüsüne' alternatif olarak piyasaya sürdüler, şimdi türbanı öcü haline getiriyorlar. Bu bir yana, sanki Anadolu usulü bağlayanları okula alacaklar mı? Türkiye bu yapay tartışmayı da aşacak güce ve potansiyele sahip. Sadece kaybettiğimiz zamana yazık.
29.Ocak.2008 07:47:41 |
|
|