EN SON HABER: (00:01) İşte mahkeme raportörünün görü...     EURO: 1,9390 - 1,9410    DOLAR: 1,2540 - 1,2550
 

REKTÖRLER VAK’ASI



Bir süredir bazı üniversite rektörlerini izlerken korkuyorum.


Kızım olsa, bu rektörlere eğitim için nasıl teslim ederdim, diye düşünüyorum.

Gözlerinden ateş saçılıyor demeç verirken...

Birer siyaset aktörü haline gelmişler.

Kız çocuklarının başındaki örtüden siyaset çıkarmaya çalışırken, rektörlerimizin nasıl bir siyaset gayyasına düştüklerini görmüyoruz sanki.

Yasak kalkıp başörtülü öğrenci okul kapısına geldiğinde, sınıflara girdiğinde bu rektörler bu öfkeyle ne yaparlar?

Tarafsız kalabilirler mi?

"Çatışma çıkar" deyip duruyorlar.

Çatışmayı onların çıkarmasından ve öğrencileri bir ateşin içine atmalarından endişe ediyorum.

Bu öfke hali akla zarar.

Bilim akılla yapılır.

Bu öfke ile bilim yapılır mı?

Bu militan tavır, bu jakoben üslup üniversite dünyası ile nasıl buluşur, anlamak mümkün değil.

Öğrencisinin değerler yapısı ile böylesine karşı karşıya düşmüş, böylesine bağnaz bir dile yakalanmış bir bilim adamı mantığı nasıl hakim olabiliyor Türkiye üniversitelerine?

Hep YÖK vak'asından şikâyet edilir.

Bunun önemli ölçüde "Rektörler vak'ası" olduğunu düşünmek belki daha doğru.

Ya da tavuk yumurtadan çıkıyor, yumurta da tavuktan...

Birbirini üretiyor YÖK düzeni ile bu rektör prototipi...

Korkuyorum.

Bu zihniyette bir yönetimden asla bilim çıkmaz.

Korkuyorum.

Öğrenciler de rektörlerine benzerse ve Türkiye bir fanatizm cehennemine dönüşürse, diye korkuyorum.

Korkuyorum, bu rektör standardı ile nasıl bir akademik yapı oluşur, yukarıya doğru nasıl bir seleksiyon işler ve kimler neden tasfiye edilir, o akademik yapı içinde farklı düşünceler nasıl barınır, bu sorular ürkütüyor beni...

Rektörlerin başörtüsü karşıtlığı, neredeyse derin bir özgürlük karşıtlığı biçiminde anlaşılacak görüntüde.

İlaç niyetine, bir kere olsun, özgürlük için yollara düşseler.

"Bilime en çok özgürlük lazım" diye seslenseler. "Kılık kıyafet üniversite için sorun olmaz, bizim için kafanın içi önemli" diyebilseler. "Biz tırmanma gücü olanın yolunu, uçabilecek olanların kanatlarını kesmeyiz, bu memlekete yetişmiş insan lazım" diyebilseler.

Ah, o şefkati bir kere olsun gözlerinde görebilsek.

Çakmak çakmak gözleri, bir kere bile olsa her eğilimde öğrencinin başarısını kutlamak için açılsa...

Karşınıza "savaş baltaları"nı bilemiş ve eline almış bir topluluk çıkıyor sanki.

Ben korkuyorum, insanların korktuklarını hissediyorum.

1960'lardan beri üniversite çıkışları korkutuyor toplumu. "Çıkış" yani "huruç!"

Türkiye'nin, öğrenciyi üniversiteye almamak için kapıya güvenlik görevlisi koyan bir ülke haline gelmesi ne gariptir.

Türkiye, başörtüsüne özgürlük kadar acil biçimde bir üniversite reformuna ihtiyaç duyuyor.

Türkiye, militarize olmuş rektörlerden bir an önce kurtulmak istiyor ve yüreği, farklı eğilimlerdeki tüm öğrencilerini, her fikirden akademisyeni içine alabilecek genişlikte rektörlere ihtiyaç duyuyor.

Türkiye, üniversitelerin, sokakta cübbeleri ve "Ordu Göreve" pankartlarıyla yürüyen öğretim üyeleri ve, medyada millet iradesine meydan okuyan rektörlerle değil, uluslararası başarılarıyla gündeme geleceği günleri özlüyor.

Türkiye, siyasi kadrolar, ülkenin daha özgür insanlar ülkesi haline gelmesi için adım atarken, üniversitelerin, yasakçılıkta ayak diremek gibi garabetlere yönelmediği, özgürlüğü daha çok büyütmek için çaba gösterdiği bir zamanı özlüyor.

Özgürlükler söz konusu olduğunda rektörlerimizin önemli kısmı bin kere sınıfta kaldı.

Bu, üniversiteler açısından da, bu dönemlerde eğitim gören gençlerimiz açısından da bir talihsizliktir.

Şu günlerde Türkiye, bir kere daha rektörleri sınavdan geçiriyor.

Belki de öfkenin bu dozu, kaybedilecek koltuk kaygısındandır. Bu kaygının, ülkeyi böylesine bir anafor içine sürüklemesi ise, açık bir talihsizlik.


31.Ocak.2008 07:33:11
yorum yaz gönder yazdır oy ver
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Mayıs 09 AB İLE YANLIŞ DANS
Mayıs 07 AKP NEYE HAKİM?
Nisan 29 ÜZMEZ KİMİ BAĞLAR?
Nisan 23 CHP DEMOKRAT OLABİLİR Mİ?
Nisan 18 ABUKLUKLAR SÜRECİ
Nisan 12 İKİ KİŞİNİN ÖZEL SINAVI
Nisan 11 ÜÇ GENERALE ÇAĞRI
Nisan 10 BARROSO’YU DA KAPATALIM!
Nisan 08 ORDU NE DÜŞÜNÜYOR?
Nisan 05 BİZ BUNU NEDEN YAPTIK?
Nisan 04 MUHAFAZAKÂR KİTLELER DÖVÜLÜNCE...
Nisan 03 İDDİANAME VE SAVUNMA
Mart 26 AYM NASIL KURTULUR?
Mart 25 ERGENEKON'UN DERİNLİĞİ
Mart 22 “....MİLLET TEFERRUATTIR”
Mart 21 SAVUNMA STRATEJİSİ
Mart 20 VAZİYET-İ UMUMİYE DEYİNCE...
Mart 13 SENARYO MU ÇÖZÜM ARAYIŞI MI?
Mart 11 DEMİREL STANDARDI
Mart 08 OLMAZLARI KONUŞMAK...
Mart 07 SARIKAMIŞ'TAN KIBRIS'TAN BUGÜNE...
Mart 06 DANIŞTAY KARARINDA BİR BAŞKA BOYUT
Mart 05 ASKERİ BOYUTTAN DAHA ZOR OLAN...
Mart 01 26'NCISI OLACAK MI?
Şubat 29 DİN FAKTÖRÜ
Şubat 28 ÖCALAN SÜRECİ
Şubat 27 KEŞKE, KEŞKE, AMA...
Şubat 26 DTP-PKK KÖRLÜĞÜ
Şubat 23 OPERASYON REHAVETİ VE TEHLİKE
Şubat 22 MECLİS'E YOKLUK MÜHRÜ MÜ?
Şubat 21 BU YASAK SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?
Şubat 20 AK PARTİ'YE MESAFELİ DURUNCA...
Şubat 19 GERİLİM KİMİN İŞİNE YARAR?
Şubat 16 ASLA VE KAT'A!
Şubat 15 DEMİREL- CİNDORUK: ARAFTAKİLER
Şubat 12 CHP ARTI...
Şubat 09 FATMA NİNE'NİN SAÇININ TELİ
Şubat 08 'YASAK’TAN BAŞKA BİR SÖZ
Şubat 07 MİLLET LAİKLİK YORUMU YAPABİLİR Mİ?
Şubat 06 OSMAN ŞİRİN'İ VE BAYKAL'I DİNLERKEN...
Şubat 02 LAİK ŞEYHÜLİSLAMLAR
Şubat 01 GÜLÜNÇLÜĞÜ SORGULARKEN...
Ocak 31 REKTÖRLER VAK’ASI
Ocak 30 ATATÜRK'Ü KORUMAK!
Ocak 29 YA BU ÇETEYE NE DERSİNİZ?
Ocak 26 HANGİ "DERİN"LİKLE BOĞUŞUYORUZ?
Ocak 25 DERİN DEVLET BU MU?
Ocak 24 MHP VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 22 ASKER VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 19 HANGİ SEMBOLE KARŞISINIZ?
Ocak 18 ÇOK AYIP ALİ KIRCA!
Ocak 17 ÇARPITMA VE KIŞKIRTMA
Ocak 16 SİYASİ SİMGE VEYA DEĞİL
Ocak 12 SİYASİ ÇÖZÜM NE?
Ocak 11 ALEVİ SORUNUNU KİM ÇÖZECEK?
Ocak 10 BİR TEKLİF
Ocak 08 KAOSUN GÖBEĞİNDE DTP
Ocak 05 AMERİKA İLE EŞİT İLİŞKİ
Ocak 04 EN AZ 10 YIL DAHA MI?
Ocak 03 FAZIL SAY'IN MİLİTAN ÜSLUBU
Ocak 01 HELE ŞÜKÜR!
Aralık 29 TÜRKİYE’DEN PAKİSTAN’A BAKARKEN...
Aralık 28 KUNDAKLANAN ARAÇLAR KİMİN?
Aralık 27 O ZİHNİYETLE OLMAZDI
Aralık 26 KAÇ KİŞİ ÖLMELİYDİ?
Aralık 25 KİM SÖYLEMİŞ BUNLARI?
Aralık 22 YİĞİDİ ÖLDÜR, HAKKINI YEME
Aralık 18 DTP MESAJI ALDI MI?
Aralık 14 CHP’Yİ ELE GEÇİRECEKLER!
Aralık 12 TAM ZAMANI DİYORUM, ÇÜNKÜ...
Aralık 11 HEPİMİZ ÖKSÜZÜZ
Aralık 07 DEMİREL BİLE GEÇSE
Aralık 06 İFLAH OLMAZ BİR YOL
Aralık 05 BAŞÖRTÜSÜ: ANKETİN DOĞRU YORUMU
Aralık 04 AH BU JURNALLER
Kasım 30 İÇKİSİZ OLMAZ ABİ
Kasım 28 ŞİDDET VE KALP GÖZÜ
Kasım 27 ASKERİ YAKLAŞIM TEKLİYOR
Kasım 23 ZAMANLAMA
Kasım 22 'TEK'LERİN İRDELENMESİ...
Kasım 20 MUŞ-DİYARBAKIR HATTINDA İKİ GÜN
 



İşte mahkeme raportörünün görüşü
Böyle memur görülmedi!
Erdoğan seçilir, Gül Kalır
Tesettüre girmedim ama...
Bu kadarına da pes artık!
İşte T.Ö'nün yeni kanalının adı !
367'nin mucidine inanılması zor ödül!
Başbakan Hakan'a nasıl takıldı?
Paksüt neden telaşlandı ?
Abdülhamit'in indirilişi kutlanacak
Ahmet Böken
SATILIK DAVA
Son perdeyi izlerken sizin de içiniz kalktı mı?
Fatih Akalan
BİR “KADEH” YALAN
Hürriyet'in manşeti üzerine
Erhan Topal
PABUCU DAMA ATILMAYAN KAÇ KİŞİ VAR?
Dünya bir ekonomik bunalım içinde. Kriz senaryolarının ardı arkası kesilmiyor.
Bülent Korucu
PAKSÜT OLAYININ ÖNEMLİ AYRINTILARI
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, gündeme bomba gibi düştü.
Mehmet Altan
KRİPTO ŞİFRELERİ
Kripto, Fransızca bir kelime...
Şamil Tayyar
YSK BAŞKANI AÇIKLADI
Önceki gün AK Parti hakkındaki kapatma davasına bağlı olarak oluşacak siyasi senaryoları yazmıştım.
Tamer Korkmaz
DEVRİMCİ GENÇLERE BOMBA ATTIRANLAR
Deniz Gezmiş idamı hak edecek bir suç işlememiş olabilir ama Gezmiş bir milli kahraman da değildir.