|
ÖZGÜRLÜK KORKUSU 
Şifre 222A... 555K'dan kopya. Bu bir 27 Mayıs özentisi.
'İkinci ayın ikinci günü saat 2'de Anıtkabir'de' demek. Üniversitelerde başörtüsü yasağından yana olanlar Anıtkabir'e çıktı dün.
Cumhuriyet mitinglerini tertipleyen sol tandanslı sivil toplum örgütleri yine sahnede. Anıtkabir'e yürüyüşü onlar düzenledi. Katılımcıların profili cumhuriyet mitingleri kadar zengin değil. CHP toplantısı gibi. Ve mezhepsel renk hemen dikkat çekiyor. Sloganlar aynı; 'Türkiye laiktir laik kalacak'. Toplumun bir kesimi meydanda sadece. Giderek marjinalleşen bir kesim bu aslında. Sesli azınlık. Yüksek sesle konuşmasını biliyorlar. Medyanın özel ilgisine mazhar olduklarını televizyonların canlı yayınları gösterdi.
Sesleri gür, ancak toplumda azınlığı temsil ediyorlar. 22 Temmuz seçim sonuçları ortada. Sol, tarihinin en düşük oy oranına indi. Bir yanda yüzde 20'lerde dolaşan sesli azınlık, diğer yanda yüzde 80'lere dayanan sessiz çoğunluk. Anıtkabir görüntülerinin özeti bu. Adı sivil toplum örgütü olan kimi kuruluşların 'Özgürlüğe hayır' yürüyüşü yapması ne kadar ilginç. Yadırgamamak mümkün değil. Amaç özgürlük ortamından başörtülü kızların yararlanmasını engellemek. Yasağın devamına imkân sağlamak. 2008 Türkiye'sinde 'yasakların sürmesi için' miting yapanları da gördük.
Özgürlüklerden korkan sivil toplum örgütlerini herhalde başka bir ülkede görmek olası değil. Bazı kesimler tek yanlı özgürlükten yana. Başkasının solumasından rahatsız oluyorlar. 27 Mayıs özentisi sadece '222A' şifresiyle çıkmadı ortaya. Üniversitelerdeki hareketlenmeyi de bu kapsamda değerlendirmek pekala mümkün. Cuma günü Ankara'da toplanan Üniversitelerarası Kurul'un bildirisine yansıyan ifadeleri okudunuz gazetelerde. YÖK Başkanı'nın uyarısına rağmen bildiri üslup ve muhteva olarak siyasi içerikli.
Aslında toplantıya ilgi çok azdı. Rektörlerin dörtte biri ancak katıldı. Üniversitelerden gelen temsilciler sayesinde gerekli çoğunluk sağlanabildi. O da güç bela. Bildirinin yanı sıra toplantının şov ve gösteri boyutu da öne çıktı. Konuşmalar, değerlendirmeler hep yasaktan yanaydı. Dünyanın hiçbir ülkesinde üniversite ile yasaklar yan yana gelmez. Bu sadece Türkiye'ye mahsus görüntü olsa gerek. Azınlık da olsa kimi rektörler yasağın devamından yana sert tavır koydular.
'Kanunu uygulamayız, derse girmeyiz' diyenler bile çıktı aralarından. Nasıl yapacaklarsa... Rektörlerin başörtüsü üzerinden üniversitelerde gerilimi tırmandırmayı hedefleyen çıkışları 27 Mayıs'taki rollerine çok benziyor. 27 Mayıs kanlı darbesine giden yolun taşlarını üniversiteler döşedi. 27 Mayıs darbesinde üniversitelerin günahı büyük. Son günlerde katı tutumu nedeniyle isminden çok söz ettiren Prof. Celal Şengör'ün bir gazeteye verdiği demeçte '27 Mayıs'ı üniversiteler yaptı' dediğini hatırlatmak isterim.
Çağdaş dünyadaki örneklerinin aksine Türkiye'de üniversiteler bilimsel çalışma ve buluşlardan ziyade siyasi olaylarla adından söz ettiriyor. Bu da bize özgü bir üniversite anlayışı. Sokakların, meydanların yasaklar adına doldurulması üzüntü verici. Bu özgürlük korkusu niye; anlamak mümkün değil. Allah'tan her türlü kışkırtmaya rağmen sağduyuyu elden bırakmayan ve özgürlüklerden yana tavır koyanlar toplumda ezici çoğunlukta.
Üniversite bildirisi ile 222A yürüyüşünün, 27 Mayıs veya 28 Şubat öncesini çağrıştırdığı doğru. Ancak benzer sonucu beklememek lazım. Dün Murat Yetkin köşesinde yazdı: '222A'nın hatırlattığı bir söz var. Karl Marx, Napoleon Bonaparte'ın Fransa'da yönetime bir kez daha el koyuşunun ardından şöyle yazmış: Tarih tekerrür eder; ama ilk seferinde trajedi, ikincisinde komedi olarak'. Bu kez yaşananların biraz komediye benzediği söylenebilir. 03.Şubat.2008 08:03:51 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|