EN SON HABER: (00:01) İşte mahkeme raportörünün görü...     EURO: 1,9390 - 1,9410    DOLAR: 1,2540 - 1,2550
 

OSMAN ŞİRİN'İ VE BAYKAL'I DİNLERKEN...



Kendileri Yargıtay Başkanvekili... Konuşmaları medyaya "Yargıdan da büyük tepki" diye yansıyor.

Oysa onu dinlerken, çok da özenli bir konuşma yapmadığını hissediyorsunuz.
Sonuç itibariyle iki Yargıtay üyesi yaş durumundan emekliye ayrılacak, o da, Yargıtay Başkan vekili olarak şirinlik tarzında birkaç söz söyleyecek. Zaten öyle başlıyor konuşmaya... Önce nostaljik birkaç cümle... "Bizim zamanımızda, yani 1960'larda, üniversitelerin önü böyle miydi ya... Böyle kapılarda "inancım gereği" diye bağıranlar var mıydı? Ne oldu bizim üniversitelerimize? vs...

Ama bu ifadelerden manşet çıkmaz. Daha dişe dokunur şeyler lazım. Sayın Başkanvekili onu da ihmal etmiyor. Güncel tartışmadaki rolünü, işte şu dişe dokunur cümle ile üstleniyor: "Yasama, laiklikle ilgili düzenleme yapamaz." Bu laf hiç de fena değil. Bundan manşet çıkar. Tabii içini sorgulamazsanız. Sayın Başkanvekili, sözün bir yerinde Meclis'i "Yasalaşma kültürünü sorgulama"ya çağırıyor. Ama sanırım, kendi söylediklerini pek sorgulamıyor. Şimdi şu laik demokratik düzeni bir anlayalım:

Meclis seçilmiş insanlardan oluşan temsili bir yasama organı. Yani kanun yapacak. Ancak Meclis, kendisini laiklikle bağlamış. Laiklik ilkesine göre kanun "yukardan" gelmeyecek. Yani "İlahi - tanrısal" buyruklar kanunlar için kaynak oluşturmayacak. Akıl ve bilim kaynak olsun denmiş.

Akıl da bilim de insan için. "Tanrı - İnsan ilişkisi nedir ne değildir?" sorusu ayrıca tartışılacak bir soru. Şimdilik onu tartışmayalım. Biz önceki muhakemeye devam edersek, Meclis'in yasama organı olması, laikliğin içeriğine de Meclis'in karar vermesini gerektiriyor. Zaten de öyle olmuş. Şimdi geldiğimiz noktayı düşünelim: -Yasama laiklikle ilgili düzenleme yapamaz!

Ne demek bu? Meclis iradesi, laiklik adına "İlahi - tanrısal" olanı dışladığına göre ve bu yetki ile donatılmış olan Meclis laiklikle ilgili düzenleme yapamayacağına göre, laiklik "Tanrısal"dan öte bir anlam kazanıyor. Laikliği, Meclis'in de üstünde bir irade koruyor.

Hatta milletten de üstün bir irade! Meclis kendi iradesi ile sistemin kalbine yerleştirdiği şey üzerinde mütalaa yapamaz hale geliyor. Nasıl bir irade bu acaba? Siz anlayabiliyor musunuz? Şöyle bir şey değil mi? Meclis bir kutsal yapı oluşturuyor ve sonra ona dokunmaktan korkuyor. Bir tür tabulaştırma. Evet, işte böyle, Türkiye'de tartışılan bazı şeylerin üstünü kazıdığınızda altından acayip mantık silsileleri çıkıyor.

Bir başka ihtimal, laikliğin, Meclis'ten, yani millet iradesinden farklı ve üstün bir başka irade tarafından sistemin kalbine zorla yerleştirildiği ve Meclis'in buna boyun eğmek zorunda kaldığı ihtimalidir. Acaba hangisi? Ya da bu soru anlamsız mı? Bu soru anlamsızsa, Meclis, kendi yaptığı bir kutsala dokunma korkusuna mı büründürüldü? Sayın Başkanvekili o nostaljik iklimde bir şey daha söylüyor:

"Laiklik ilkesinin doğrudan veya dolaylı yeni düzenlemelerle zayıflatılmasının kesinlikle kabul edilmez olduğu..." Bu ifadeleri okuduktan sonra aklınıza gelen sorular şunlar değil mi? -Acaba laikliğin doğrudan zayıflatılması nasıl olur? -Dolaylı zayıflatılması nasıl olur?

Aslında Türkiye uygulamasında "laikliğin doğrudan zayıflatılması" konusu bile net değildir. Büyük oranda keyfiliğe açıktır. Buna bir de "dolaylı zayıflatılma" ihtimalini ilave ettiğinizde, ortaya, tamamen keyfi bir değerlendirme ortamı çıkıyor.

Türkiye'nin laiklik ekseninde tartıştığı şeylerin çok büyük kısmının bu keyfilik ortamının ürünü olduğunu söylemek mümkün. Meclis'in, daha özgürlük yanlısı bir laiklik yorumuna yönelmesi bile, laikliğin zayıflatılması ihtimaliyle alakalandırılıyorsa, varın siz gerisini hesap edin. Meclis bile kuşku odağı haline getirilebiliyor ise, başörtülü bir "kızcağız"ın esamisi mi okunur? Ez geç. Yaşasın laiklik! Yaşasın tabumuz! Haddini bil millet!

BAYKAL’I DINLERKEN...

Baykal'ın dünkü Grup konuşmasının birinci bölümü, "İslam'da bir başörtüsü emri vardır" şeklinde kurulmuştu. Burada islami alana büyük saygı ile yaklaştı. İkinci bölümde bu emrin bir anayasa emri haline getirilmek istendiğini ifade etti, bunun laiklikle bağdaşmadığını söyledi, üçüncü bölümde ise, "Üniversitede bu emri uygulamak laiklik için tehlikedir" e geldi.

Yani birinci bölümdeki "islami emir" vurgusu havaya uçtu. Birinci bölümde Antalya Müftüsü, son bölümde laiklik misyoneri oldu. Sonuçta ortaya Türkiye'ye özgü bir çözümsüzlük anıtı çıktı. Baykal, her şeyi "Yasak hemşerim"e göre düzenlemişti. Ne denir? CHP grubunda ayakta alkışlandığına göre bu çözümsüzlük anıtı onlara kutlu olsun, denir.


06.Şubat.2008 08:52:50
yorum yaz gönder yazdır oy ver
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Mayıs 09 AB İLE YANLIŞ DANS
Mayıs 07 AKP NEYE HAKİM?
Nisan 29 ÜZMEZ KİMİ BAĞLAR?
Nisan 23 CHP DEMOKRAT OLABİLİR Mİ?
Nisan 18 ABUKLUKLAR SÜRECİ
Nisan 12 İKİ KİŞİNİN ÖZEL SINAVI
Nisan 11 ÜÇ GENERALE ÇAĞRI
Nisan 10 BARROSO’YU DA KAPATALIM!
Nisan 08 ORDU NE DÜŞÜNÜYOR?
Nisan 05 BİZ BUNU NEDEN YAPTIK?
Nisan 04 MUHAFAZAKÂR KİTLELER DÖVÜLÜNCE...
Nisan 03 İDDİANAME VE SAVUNMA
Mart 26 AYM NASIL KURTULUR?
Mart 25 ERGENEKON'UN DERİNLİĞİ
Mart 22 “....MİLLET TEFERRUATTIR”
Mart 21 SAVUNMA STRATEJİSİ
Mart 20 VAZİYET-İ UMUMİYE DEYİNCE...
Mart 13 SENARYO MU ÇÖZÜM ARAYIŞI MI?
Mart 11 DEMİREL STANDARDI
Mart 08 OLMAZLARI KONUŞMAK...
Mart 07 SARIKAMIŞ'TAN KIBRIS'TAN BUGÜNE...
Mart 06 DANIŞTAY KARARINDA BİR BAŞKA BOYUT
Mart 05 ASKERİ BOYUTTAN DAHA ZOR OLAN...
Mart 01 26'NCISI OLACAK MI?
Şubat 29 DİN FAKTÖRÜ
Şubat 28 ÖCALAN SÜRECİ
Şubat 27 KEŞKE, KEŞKE, AMA...
Şubat 26 DTP-PKK KÖRLÜĞÜ
Şubat 23 OPERASYON REHAVETİ VE TEHLİKE
Şubat 22 MECLİS'E YOKLUK MÜHRÜ MÜ?
Şubat 21 BU YASAK SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?
Şubat 20 AK PARTİ'YE MESAFELİ DURUNCA...
Şubat 19 GERİLİM KİMİN İŞİNE YARAR?
Şubat 16 ASLA VE KAT'A!
Şubat 15 DEMİREL- CİNDORUK: ARAFTAKİLER
Şubat 12 CHP ARTI...
Şubat 09 FATMA NİNE'NİN SAÇININ TELİ
Şubat 08 'YASAK’TAN BAŞKA BİR SÖZ
Şubat 07 MİLLET LAİKLİK YORUMU YAPABİLİR Mİ?
Şubat 06 OSMAN ŞİRİN'İ VE BAYKAL'I DİNLERKEN...
Şubat 02 LAİK ŞEYHÜLİSLAMLAR
Şubat 01 GÜLÜNÇLÜĞÜ SORGULARKEN...
Ocak 31 REKTÖRLER VAK’ASI
Ocak 30 ATATÜRK'Ü KORUMAK!
Ocak 29 YA BU ÇETEYE NE DERSİNİZ?
Ocak 26 HANGİ "DERİN"LİKLE BOĞUŞUYORUZ?
Ocak 25 DERİN DEVLET BU MU?
Ocak 24 MHP VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 22 ASKER VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 19 HANGİ SEMBOLE KARŞISINIZ?
Ocak 18 ÇOK AYIP ALİ KIRCA!
Ocak 17 ÇARPITMA VE KIŞKIRTMA
Ocak 16 SİYASİ SİMGE VEYA DEĞİL
Ocak 12 SİYASİ ÇÖZÜM NE?
Ocak 11 ALEVİ SORUNUNU KİM ÇÖZECEK?
Ocak 10 BİR TEKLİF
Ocak 08 KAOSUN GÖBEĞİNDE DTP
Ocak 05 AMERİKA İLE EŞİT İLİŞKİ
Ocak 04 EN AZ 10 YIL DAHA MI?
Ocak 03 FAZIL SAY'IN MİLİTAN ÜSLUBU
Ocak 01 HELE ŞÜKÜR!
Aralık 29 TÜRKİYE’DEN PAKİSTAN’A BAKARKEN...
Aralık 28 KUNDAKLANAN ARAÇLAR KİMİN?
Aralık 27 O ZİHNİYETLE OLMAZDI
Aralık 26 KAÇ KİŞİ ÖLMELİYDİ?
Aralık 25 KİM SÖYLEMİŞ BUNLARI?
Aralık 22 YİĞİDİ ÖLDÜR, HAKKINI YEME
Aralık 18 DTP MESAJI ALDI MI?
Aralık 14 CHP’Yİ ELE GEÇİRECEKLER!
Aralık 12 TAM ZAMANI DİYORUM, ÇÜNKÜ...
Aralık 11 HEPİMİZ ÖKSÜZÜZ
Aralık 07 DEMİREL BİLE GEÇSE
Aralık 06 İFLAH OLMAZ BİR YOL
Aralık 05 BAŞÖRTÜSÜ: ANKETİN DOĞRU YORUMU
Aralık 04 AH BU JURNALLER
Kasım 30 İÇKİSİZ OLMAZ ABİ
Kasım 28 ŞİDDET VE KALP GÖZÜ
Kasım 27 ASKERİ YAKLAŞIM TEKLİYOR
Kasım 23 ZAMANLAMA
Kasım 22 'TEK'LERİN İRDELENMESİ...
Kasım 20 MUŞ-DİYARBAKIR HATTINDA İKİ GÜN
 



İşte mahkeme raportörünün görüşü
Böyle memur görülmedi!
Erdoğan seçilir, Gül Kalır
Tesettüre girmedim ama...
Bu kadarına da pes artık!
İşte T.Ö'nün yeni kanalının adı !
367'nin mucidine inanılması zor ödül!
Başbakan Hakan'a nasıl takıldı?
Paksüt neden telaşlandı ?
Abdülhamit'in indirilişi kutlanacak
Ahmet Böken
SATILIK DAVA
Son perdeyi izlerken sizin de içiniz kalktı mı?
Fatih Akalan
BİR “KADEH” YALAN
Hürriyet'in manşeti üzerine
Erhan Topal
PABUCU DAMA ATILMAYAN KAÇ KİŞİ VAR?
Dünya bir ekonomik bunalım içinde. Kriz senaryolarının ardı arkası kesilmiyor.
Bülent Korucu
PAKSÜT OLAYININ ÖNEMLİ AYRINTILARI
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, gündeme bomba gibi düştü.
Mehmet Altan
KRİPTO ŞİFRELERİ
Kripto, Fransızca bir kelime...
Şamil Tayyar
YSK BAŞKANI AÇIKLADI
Önceki gün AK Parti hakkındaki kapatma davasına bağlı olarak oluşacak siyasi senaryoları yazmıştım.
Tamer Korkmaz
DEVRİMCİ GENÇLERE BOMBA ATTIRANLAR
Deniz Gezmiş idamı hak edecek bir suç işlememiş olabilir ama Gezmiş bir milli kahraman da değildir.