|
İDO’NUN YAPTIĞINI CHP’Lİ YAPMAZ 
Sizce de İDO, kendi kalesine gol atan bir defans oyuncusuna benzemiyor mu?
BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMALARI VE İDO’NUN KENDİ KALESİNE GOL ATMA MAHARETİ
Malumunuz gündem başörtüsü.Yasağın kalkmasını isteyen ya da devamını insan haklarına aykırı görenlerin ezici bir çoğunluğa sahip olduğunu herkes biliyor.Biliyor da, şu tartışmaların yaşandığı dönemde “yasak devam etmeli” diyenlerin sesi yine daha çok çıkıyor.
Yasakçı tutumda diretenlerin gerekçelerini tekrar etmeye gerek var mı bilmem. Ama dilerseniz birkaç tanesini gülümsemek için hatırlayalım. “Başörtüsü takınca sınavlarda kopya çekmek kolaylaşırmış.” “Üniversitelerde bölünmeler olurmuş, gerginlik yaşanırmış”, “Laiklik tehlikeye girermiş”, “Mahalle baskısı artar, başı açık olanların özgürlüğü kısıtlanırmış” vesaire, vesaire, vesaire…
Konumuz bu gerekçelerin ne kadar mantıklı ya da sosyolojiye, psikolojiye ve hukuka, dahası akla uygunluğunu tartmak değil. Herkes katılır ya da katılmaz bilemem. Kanaati acizanemce -hani birileri, hesabı başka olmasına rağmen, insanın gözünün içine baka baka yalan söyleyip, arkasından da sırıtarak güler ya- bütün bu gerekçeler, koca bir milleti göstere göstere kandırmaya çalışmaktan başka bir şey değil. Neyse…
Dedik ya, meselemiz o değil. Bu yazımızın asıl konusu bütün bu dram-komedinin nasıl olup da bu kadar yüksek perdeden oynandığını bulmak. Ve nasıl olup da, 70 küsur milyona karşı, birkaç yüz bin kişilik başörtüsü karşıtları korosunun seslerini daha fazla duyurabildiklerini tahlil etmek.
Bu sorunun cevabı üç maddede gizli. Kadrolaşma, propaganda ve iletişim araçlarını iyi kullanmadaki maharet. Hadi bir tane de biz ekleyelim. Başörtüsüne taraf olanların kendi kalesine gol atma alışkanlığı.
Kadrolaşmayı zaten biliyoruz. Köşe başlarını tutmuş devler zamanı geldiğinde konuşuyor ve gündem oluyorlar. “Başörtüsüne özgürlük Laiklik ilkesine aykırıdır” demeleri yetiyor. Neden diye sormak istiyorsunuz, ağzınız açık kalıyor.
İyi de propaganda yapıyorlar hani. Ellerine bayrakları, Atatürk posterlerini alıp yürüyorlar. Mağdur olacağız deyip bas bas bağırıyorlar. Bu ülkede yıllarca kız öğrencilerin üniversite kapılarından çevrildiği, ikna odalarında örtüsünün çıkarılmaya çalışıldığı,yani -somut, nesnel, elle tutulur ne derseniz deyin-, açık bir baskı, zorlama ve dışlamaya maruz kaldıkları gerçeğini unutup, bu insanların, “bizim başımızı da örttürürler” çığırtkanlıklarına acıyasınız geliyor.
Seslerinin bu kadar çok çıkmasının en büyük sebebi ise medya tabi. Orada da kadrolaştıkları için, başörtüsü aleyhinde birileri hapşırsa haber yapılıyor, programlar tertipleniyor. Bizim memlekette bir laf vardır. “Keller yağırlar birbirini ağırlar” derler. O misal, sunucu konuğuna pas çıkarıyor, konuk da al da at denilen topu bu milletin kalesine gönderiveriyor.
Eeee adamlar zamanında çalışmış, devlette, medyada, üniversitelerde köşe başlarını tutmuşlar. Eski Adalet Bakanları’ndan Mehmet Moğoltay'ın dediği gibi “ellerindeki koltuklara diğer partilerden adam çağırıp oturtacak değillerdi ya.” Hadi bir neyse daha…
Gelelim, eklediğimiz dördüncü maddeye. Başörtüsü karşıtlarının “laiklik elden gidiyor” “bizim de başımızı örttürecekler” çığırtkanlıklarının gündem haline gelmesine, başörtüsüne özgürlük getirmeye çalışan kesim de yardımcı oluyor.
Bir yandan “başörtülü kızlarımız artık üniversitelere girmeli” deyip bir yandan da, karşıt kesimin propagandasına aracılık eden kişi ve kurumlar var. Bunların yaptığına, demokratlık mı demek lazım, işgüzarlık mı yoksa cehalet mi bilemem. En iyisi ben yazayım bunlara ne demek gerektiğine siz karar verin.
Başörtüsüne yasal düzenleme yapmaya çalışan kim? AK Parti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi kimde? AK Parti’de. Günde binlerce yolcu taşıyan İDO? O da AK Parti’nin kontrolünde. İDO’nun seferleri sırasında salonda hangi televizyon kanalı açık biliyor musunuz?
Ben söyleyeyim. Başörtüsü karşıtlarının ve o deniz otobüslerine binen binlerce vatandaşın inancıyla alay edenlerin buluşma yerine dönen, günün her saatinde rutin olarak başörtüsü düzenlemesine ve hükümete ağır eleştirilerin yayınlandığı, bir kısım haber kanalları.
Siz olsanız gözünüzün içine baka baka inançlarınızla alay eden birilerini evinizde konuşturur musunuz ya da bunu yapana ne dersiniz? Sizce de İDO, kendi kalesine gol atan bir defans oyuncusuna benzemiyor mu? 06.Şubat.2008 17:00:54 |
|
|