|
LAİKÇİLİĞE DEĞİL LAİKLİĞE DESTEK VAR 
Geçen hafta Türkiye halkının değerleri ve eğilimleri ile ilgili iki önemli araştırmanın ön bulguları açıklandı.
Bahçeşehir Üniversitesi'nin yeni kurulan Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer, yönetiminde yer aldığı "Dünya ve Avrupa Değerler Araştırması"nın (DDA) Türkiye ile ilgili son (2007) bulgularını açıkladı. AB Komisyonu'nun yılda iki kez düzenli olarak yaptırdığı Avrupa Barometresi (AB) araştırmasının Türkiye sonuçları da belli oldu.
İki araştırmanın ortak bulgularından biri, "hayatından memnun/mutlu" olanların oranının yüksekliği. DDA'ya göre, bu oran 2001-2007 arasında % 59'dan 86'ya tırmanmış; AB'ye göre de 2005'te % 73'ten, 2007'de % 81'e çıkmış. DDA'ya göre hanesinin maddi durumunu tatminkar bulma ölçüsü (10 üzerinden) 2000'de 4,26'dan 2007'de 5,99'a yükselmiş. AB'ye göre Türkiye'de "işlerin iyiye doğru gittiğini" düşünenlerin oranı % 48 ile Avrupa ortalamasının (% 34) hayli üzerinde. Ülke ekonomisinin "çok ya da oldukça iyi" durumda olduğunu düşünenlerin oranı % 46; gelecek yıl "daha da iyi" olacağını düşünenlerin oranı da % 34. AKP'nin giderek yükselen oy grafiğini, ekonomi dışı etkenlerle açıklamaya çalışmak galiba beyhude bir uğraş. Kurumlara güven konusunda bulgular kısmen örtüşüyor, kısmen çok farklı. DDA'ya göre % 74, AB'ye göre de % 84 ile Türkiye'de en çok güvenilen kurum, ordu. Burada hatırlanması gereken husus, hemen bütün ülkelerde ordunun güven duyulan kurumların başında gelmesi. Ancak (AB bulgularına göre) Türkiye'de orduya güven AB ortalamasının (% 71) hayli üzerinde, ama Finlandiya'nın (% 91) gerisinde. Bulguların çarpıcı bir şekilde farklılaştığı soru, Türkiye'de hükümete ve meclise duyulan güvenle ilgili. DDA'ya göre bu oranlar sırasıyla % 27 ve % 23 iken, AB'ye göre % 63 ve % 64. Bu fark nasıl açıklanabilir, bilmiyorum. DDA'nın belki şaşırtıcı gelecek bir bulgusu ise Türkiye'de yargıya güvenin (% 63) Avrupa ortalamasının (% 53) hayli üzerinde oluşu. TV ve basın olarak medyaya güvenenlerin her iki araştırmada da % 30'lar düzeyinde kalmasında herhalde şaşılacak bir yan yok.
DDA bulguları Türkiye yurttaşlarının demokratik değer ve tutumları konusunda hem olumlu, hem de olumsuz sonuçlar veriyor. "Demokratik bir ülkede yaşamak ne kadar önemli?" sorusuna verilen cevapların ortalama puanı (10 üzerinden) 9,09. Türkiye'de demokrasiye verilen puan ise sadece 6,01. Yani demokraside gidilecek çok yolumuz olduğu konusunda yaygın bir mutabakat var. Demokrasinin en büyük destek verilen unsurları şunlar: Yasalar önünde eşitlik (8,97), Yargı bağımsızlığı (8,80), Kadın ve erkeğe eşit hak (8,73), İfade özgürlüğü (8,66) ve Laiklik (8,44).
Kadın-erkek eşitliğine ve laikliğe verilen yüksek puanlar yanında, "Yönetimde dini kurallara yer verilmemesi"ne oldukça yüksek destek (7.08), Türkiye'de "din-devlet ayrılığı ve inanç özgürlüğü" anlamında laikliğin hayli güçlü bir şekilde benimsenmiş olduğunu, bu konuda kaygılanmak için bir neden bulunmadığını düşündürüyor. Ama laikliği "dinden uzaklaşma" olarak anlayanlar (Laikçilik) açısından durum bir miktar "kaygı verici" olabilir. Zira "Din önemlidir" diyenlerin oranı 1990-2007 arasında % 85'ten 92'ye, "Dindarım" diyenlerin oranı da % 75'ten 83'e yükselmiş...
"Etnik çeşitlilik zenginliktir" fikrine verilen puanın oldukça yüksek oluşu (7,06), Kürt yurttaşlara tanınacak kültürel hakların ülkeyi bölünmeye götüreceği düşüncesinin toplumca benimsenmediğine işaret ediyor. Nitekim etnik çeşitliliğin bütünlüğe "kesinlikle zarar vereceğini" düşünenlerin oranı % 4'ü geçmezken, "kesinlikle zenginlik katar" diyenler % 16'yı buluyor.
DDA'nın kaygı verici bulguları ise, her zamanki gibi hoşgörüyle ilgili olanlar. "Komşu olarak istenmeyenler"in başlıcaları (% olarak) şöyle sıralanıyor: Eşcinseller (88), AIDS'liler (78), Nikahsız çiftler (65), Ateistler (63), Yahudiler (55) Aşırı solcular (52), Aşırı sağcılar (48), Hıristiyanlar (44)... "Tesettürlü" komşu istemeyenler bile var: % 9. 12.Şubat.2008 07:02:20 |
|
|