|
'LAİK KESİM'İ ANLAMAYA ÇALIŞMALIYIZ 
Bugün herkese, gelin empati yapalım diyorum.
Bizi, laik-laik olmayanlar, Cumhuriyete sahip çıkanlar-Cumhuriyetin kazanımlarını yok etmek isteyenler diye karpuz gibi ortadan ikiye bölmek isteyenler var. Dün de izah ettim, biz toplum olarak durduk yere "hadi gelin artık bölünelim" diye tutturmuş değiliz.
O zaman bu ülkenin makul çoğunluğu olarak bu oyunu nasıl bozacağız? Gerginlik çıkaranlara nasıl direneceğiz? Yükselen tansiyonu aşağıya nasıl çekeceğiz?
Mesela toplumun giderek muhafazakârlaşması, buna paralel AK Parti'nin de tam da böyle bir süreçte iktidar olması yüzde 70-80'imizi endişelendirmiyor, kaygılandırmıyor; ama yüzde 20 -isterse yüzde 10 olsun- bir kesim insanımız da samimi olarak ciddi endişeler duyuyor. Özellikle medyanın büyütmesi, sürekli gündemde tutması, CHP'nin de kışkırtıcı, kutuplaştırıcı politikalarıyla bu endişeleri artıyor, daha da ötesi tedirgin oluyorlar. "Bunlar çoğalıyor, bizim yaşam alanlarımızda da karşımıza çıkıyor, bu nereye varacak, kuşatılıyor muyuz?" diye bir hissiyata kapılıyorlar. Bu psikoloji, onların hassasiyetini artırıyor, alınganlıklarını öne çıkarıyor. Bu arada yalan haberlerle, münferit olayları şehir efsanesine dönüştüren fısıltılarla iyice huzursuz ediliyorlar. (Böyle bir insafsızlığı hem de yıllarca yayın yönetmenliğinde bulunmuş bir köşe yazarı dün Hürriyet'te maalesef hiç sıkılmadan, mesleğin etik kurallarını çiğneyerek yaptı. Neymiş Harbiye'de bir taksici başı açık diye bir bayanı arabasına bindirmemiş, Gültepe'de bir ev sahibi on gün sonra bir de bakmış ki kiracılar başı açık insanlar, evden çıkarıvermiş. Ve "olay aynen böyle, birinci elden"miş.. miş.. miş... O bayan, taksinin plakasını almış mı? O ev sahibi kim, onu da söyleyin diğer gazeteler bir araştırsın bakalım.) Bakınız, kendilerini laik insanlar olarak kabul eden bu insanların dinle bir problemi yok. Büyük çoğunluğu "biz de inanıyoruz, biz de dinimize saygılıyız, biz de başörtülü annelerin, halaların, teyzelerin olduğu, namazların kılındığı evlerden geliyoruz" diyorlar. Samimiyetlerinden şüphe edilemez bu insanların. Üstelik, kendilerini abuk sabuk adamların, kavga çıkartmak isteyenlerin ve provokatör tiplerin temsil ediyor olmasından da rahatsızlar.
Muhafazakâr çoğunluğun, "ama yok böyle bir şey, endişelerinde haklı değiller" itirazı yapması bir fayda temin etmez. Bu insanlar böyle bir hisse kapılmışlar, endişeli ve tedirgin bir haldeler. Onları anlayışla karşılamak mecburiyetindeyiz. Alınganlıklarını dikkate almak zorundayız. Hissiyatlarına saygılı davranmak zorundayız. Bu da daha fazla ilgi, daha fazla yakınlık, daha fazla anlayış göstermekle mümkün.
Sayın Başbakan ikidir konuşmasında bu samimi insanları ayrı tuttuğunu ifade ederek çok isabetli bir şey yapıyor. Kanaatimce daha bir üzerinde durmalı, daha kuvvetli vurgu yapmalı ve ona göre yeni davranışlar sergilenmelidir.
Artık sağduyulu alternatif bir medya var. Yukarıda örneğini verdiğim münferit olaylarla ilgili iddiaların derhal üzerine gidilmeli, yalan ve tertipler açığa çıkarılmalıdır. Üniversitelerde provokasyon ihtimali çok ciddi bir tehlikedir. Birtakım sözde derneklerle bu tür tahrikler için önceden hazırlıklar yapanları biliyoruz. Önceki günden itibaren kışkırtıcı pankartlarla onlar da devreye girdi. Üniversite yönetimlerinin ve emniyet güçlerinin teyakkuzda olması gerekir.
Demokrasi yürüyüşümüzde her köşe başında karşımıza yeni kutuplaşmalar, gerginlikler çıkacaktır/çıkarılacaktır. Birbirimizi dinlemeyi, anlamayı başarabilirsek, diyalog ve hoşgörüyü hâkim kılabilirsek, oynanan bütün oyunları bozabiliriz.
Bunun için de tek silahımız var, birbirimizi sevmek. Yüreklerimizi sevgiyle doldurmak.
Deneyebiliriz ve başarabiliriz...
15.Şubat.2008 09:34:49 |
|
|