|
DEMİREL- CİNDORUK: ARAFTAKİLER 
Yavuz Donat "Bir zamanlar size de 'idam sehpası' hatırlatılırdı", diye başlıyor sormaya
1965'te tek başınıza iktidara geldiğiniz seçimin kampanyasında, önünüze 'Menderes'in akıbetini unutma' anlamında bir not bile yollanmıştı.
" Çok nazik bir soru: Ne diyorsunuz? Belki de Baykal'ın Başbakan'a yönelik sözleri üzerine Başbakan'dan yana bir "empati" bekliyor. Cevap ne olmalı? O, Başbakan'ın "Biz beyaz çarşafla çıktık yola" sözlerini "Acındırma" olarak tanımlıyor ve "Acındırmaya gerek yok" diyor. "Halk bölündü, fevkalade ıstırap içindeyim" temasına devam ediyor.
O, yani 9'uncu Cumhurbaşkanı Demirel. 28 Şubat'tan bu yana üstlendiği yeni misyon icabı olsa gerek, böyle zamanlarda hemen kapısı çalınıyor, üç - beş cümle ile koroya dahil ediliyor. Doğan Holding Production'un belirlediği roldeki dünkü replikleri şöyle:
"Dinin talepleri başını örtmekle bitmez. Yarın ilk ve ortaokulda türban istenecek, sonra kamu gelecek. Karşı devrim korkusu vardır. İran olur muyuz? Endişe budur." Aslında başka yerlerden gelmiş. Başka rollerden gelenin vuruşu daha yıkıcı oluyor herhalde ki, o ve yol arkadaşı Cindoruk, sürekli sahneye çıkarılıyor. Mesut Yılmaz da, yan rollerde sahne alıyor. Ama "mazi" peşini bırakmıyor insanın. Tıpkı Yavuz Donat gibi, bir başkası da hatırlatıyor Demirel'e mazisini...
Yılmaz Özdil soruyor: "536 imam hatip lisesinin 327'sini tek başına açarak, erişilmesi adeta imkansız bir rekor kıran kimdir? "H·kim kılınacak olan şeyler, İslam'ın getirdiği ana kaidelerdir, sünneti seniyyedir" diyen kim? "İmam Hatipler, imam yetiştirsin diye açılmadı. Dinini bilen doktorlar, avukatlar, mühendisler olsun diye açıldı" diyen toplum mühendisi kim?
"Müslüman bir ülkede, dinini bilen insanlardan niye korkuluyor ki" diye soran mütedeyyin isyank·r kim? "Türkiye, laikliği dinsizlik olarak anlamış" diyen felsefe insanı kim?" Kim sizce bunları yapan? Bunları Başbakan Erdoğan ne yapabilir, ne söyleyebilir. Özdil'in yazısında altta sıralanan beş isim içinde Süleyman Demirel yanıp sönüyor. "İrticanın üç ayağından biri" Demirel'di vaktiyle İnönü'nün muhalefet dilinde...
Diğer ikisi Ticanilik ve Nurculuk'tu. O zaman Demirel de muhalefet karşısında cansiperane çırpınır, kendisinin "siyasal İslamcı" olmadığını anlatmaya çalışırdı. Doğrusu da buydu. Ne Menderes siyasal islamcıydı, ne Demirel, ne de Özal. Belki hepsi, ülke insanının "Öz yurdunda garip, öz vatanında parya" olma hissini değiştirmeyi amaçlayan adımlar atmışlardı. Ama hepsi, "irtica" ile, "Cumhuriyet'i yıkmak"la, "karşı devrim" cilikle suçlanmışlardı. Şimdi o cenahta, o "karşı devrim" suçlamasını tüketiyorlar.
Taban nerede? Tabandan çoktan koptular. Oysa insanda "vefa" diye bir his olmalı. Size uzun siyaset yıllarınızda güç veren kitlelerin hassasiyetlerine saygı duymalısınız. 28 Şubat'tan bu yana çok kötü rollerde arzı endam ediyorlar.
CHP çizgisine monte olmuş bir eski demokratlık... Bunun adı Araftır. Araf ise, yalnızlık demektir. Bir süredir DYP - Demokrat Parti eksenindeki toplumsal tükeniş, bu "Araf tükenişi"dir. Demirel şu ifadeyi anlayacaktır: "Müzebzebine beyne zalik. La haülai velailahaülai..."
Ama orada da rahat edemeyeceklerdir. Çünkü onlara hep, aynen Yılmaz Özdil'in üslubuyla "Siz değil miydiniz?" diye sorulacaktır. Hani "Değişenler"den hep "Değişimin hikayesi" isteniyor ya... Bu, Demirel kuşağından da istenecektir. -28 Şubat'ta neyi bıraktın, neyi yüklendin? Ve neden? Ben Demirel, Cindoruk ve Yılmaz görüntülerine her baktığımda "Araf'taki yalnız adamlar" ın dramını görmekteyim. İşin kötüsü bu yalnızlık günden güne derinleşecek. 15.Şubat.2008 10:06:43 |
|
|