|
GERÇEK NİYETİNİZ NE? AÇIKÇA SÖYLEYİN.. 
Necip Türk basınının yine irtica hastalığı nüksetti.
Hafiyeliğe soyunan basınımız “Türban” üzerinden dindara saldırmaya başladı.
Bari verdikleri haberler doğru olsa! 12 yıllık gazeteceyim ama hala meslektaşlarımın nasıl olup da oturdukları yerden yalan haber yazdığını kavrayabilmiş değilim.
Gazetecinin yüz binlerce insanı bile bile yanıltacak bir yalan haberi nasıl yazdığını merak ediyorum.
Günah defterlerinde o kadar çok yalan haber olmasına rağmen bazen bizler bile bunlara inanabiliyoruz; çünkü bir insanın bu kadar kolay ve basit bir şekilde yalan söyleyebileceğini tahmin edemiyoruz.
Yazdılarsa vardır bir doğruluk payı diye düşünebiliyoruz.
Bizim olanca iyi niyetimize rağmen medya hala yalan pompalamaya devam ediyor.
Sözü fazla uzatmadan iki basit örnek vereceğim sizlere.
Malumunuz, medyamız özgürlükler çerçevesinde üniversitelerde serbest bırakılan başörtü düzenlemesini hala hazmedemedi. Bundan dolayı “türban” haberleri ya da “mahalle baskısı” haberleri süslüyor sayfaları.
İlk örneğim Ak Merkez’deki namaz kılma olayı.. Birkaç gün önce gazete sayfalarına yansıyan habere göre bir bey ve hanım Ak Merkez’de ulu orta yerde namaz kılmışlar.
Fotoğraflar secde de iki kişiyi gösteriyor. Görünürde iki kişinin namaz kıldığı doğru ama aklı başında bir Müslüman neden AK Merkez’de hem de böylesine tartışmalı bir zamanda namaz kılsın ki?
Bu fotoğrafın altında sui niyet aramayalım da ne yapalım. 28 Şubat sürecini çok iyi takip eden birisi olarak o çaylak dönemimizde olup bitenlere pek anlam veremiyor, müslümanların basiretsizliğine bağlıyorduk. Oysa çok geçmeden o dönemin kahramanlarının maskeleri bir bir düştü. Sadece 28 Şubat sürecinde yaşadığım tecrübeler bile Ak Merkez’deki fotoğrafın niyetini anlamama yetiyor, artıyor bile.
Gelelim ikinci olayımıza..
Mersin’in Tarsus ilçesinde biri ilköğretim okulu, diğeri lise iki kızın bacağına kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler tarafından yanıcı madde döküldü. Bir çok medya organında bu haber “mini eteğe mahalle baskısı” diye verildi.
Oysa, yalancının mumu yatsı olmadan söndü. Bir defa kızlar mini etekli değil, okul üniformalıydı. Bunu Cihan Haber Ajansı’nın muhabirlerine konuşan olayın kahramanı kızlardan, kamera görüntülerinden ve emniyet yetkililerinin açıklamalarından öğreniyoruz.
Çarpıtılan haberde 'görgü şahidi' olarak verilen Eda Özpolatın da olayın şahidi olmadığı ortaya çıktı. Özpolat kızlardan birinin kaçarak girdiği kuafördeydi olayı orada anlatılanlardan duymuştu. CHP Kahramanmaraş milletvekilinin kızı olan Özpolat kızların eteklerinin de kısa olmadığını söyledi.
Düpedüz provokasyon olduğu belli olan bir olayı necip medyamız “mini eteğe mahalle baskısı” şeklinde verdi. Hem de yalan haber olduğunu bile bile..
Bu örnekleri çeşitlendirebilir ve çoğaltabiliriz..
Başörtüsü üzerinden dine ve dindara saldırma haberleri daha devam edecek. Bu tür yalan ve çarpıtma haberlerin ardı arkası kesilmeyecek..
Mahalle baskısı diyerek asıl baskıyı kendileri yapacak
Dertleri din ve dindarlar. Ama bunları açıkça söyleyemiyorlar! Bari biraz yürekli olup da başörtüsünü bahane etmeyip dertlerini direkt söyleyebilseler!
16.Şubat.2008 08:43:53 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|