|
İŞİN DOĞRUSU 
Başörtüsüyle ilgili yeni düzenleme sonuçta yine Anayasa Mahkemesi önüne gidecek.
Öyle veya böyle. Ancak, yeni düzenleme Ak Parti ile MHP'nin işbirliğinin ürünü iki anayasa maddesi değişikliğinden ibaret kalırsa farklı bir durum ortaya çıkacak, işin içine YÖK Yasası'nın geçici 17. maddesinde değişiklik girerse daha farklı... Türk anayasa hukuku her halükârda bu konuyla bir kez daha sınanacak.
MHP'lilerin bastırması ve bazı çevrelerin zorlamasıyla Ak Parti bazen "Geçici 17. madde de değişsin" noktasına hayli yaklaşıyor. Şimdilerde yine öyle bir noktadayız. Ak Parti yönetiminden hukukçular, 'çene altı formülü' diye bilinen tanımlamadan vazgeçmişler, "Yasada neyin serbest olduğu değil, neyin yasaklandığı belirtilir" keşfine uygun yeni bir tanımlama peşindeler. Uzlaşabilirlerse MHP'yle, geçici 17. madde değişecek...
Biz şimdiden sonucu söyleyelim: Geçici 17. madde ne biçimde değişirse değişsin, velev ki tek bir sözcük ilâvesiyle yetinilsin, konu Anayasa Mahkemesi önüne mutlaka götürülecek ve bugünün şartlarında oradan eski kararların teyidinden başka bir karar çıkmayacaktır: Yasağın sürmesini sağlayacak yeni bir kafa karışıklığı...
MHP üniversitelerde türban/başörtüsü yasağının kalkması konusunda samimiyse, bunu Meclis'ten geçen iki anayasa maddesi değişikliğinden öteye götürmemelidir. Serbestinin üniversite dışında yerlerde yaygınlaşmasının ve eşarp dışında örtülerin kullanılmasının önüne başka yöntemlerle geçilebilir.
Konu gerçekleştirilen iki anayasa maddesi değişikliğinden ibaret kalsa bile, CHP, Anayasa Mahkemesi'ne gideceğini bildirdi. Her durumda Anayasa Mahkemesi önüne gidileceğine göre, yasağı bütünüyle kaldırmak için yasa da değiştirilse daha doğru olmaz mı? İyi niyetle bu soruyu soran da var.
Anayasa mahkemeleri iki alanda yetkisiz: Kendisini yasama kuvveti (parlamento) yerine koyarak yasal düzenleme yapamıyor, bu bir... Bir de, parlamentonun yaptığı anayasa değişikliğini esastan inceleyemiyor... YÖK Yasası'nın geçici 17. maddesi bugünkü halinde kaldığı sürece Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü konusunda yapabileceği fazla bir şey yok. CHP'nin başvurusu üzerine toplanacak olan Anayasa Mahkemesi, yapılan değişiklikleri 'şekil yönünden' incelemekle yetinmek zorunda kalacaktır. Yetkisi o kadar çünkü.
Bu hukukî görüşün Anayasa Mahkemesi üyeleri tarafından da paylaşıldığı önceki gün Resmi Gazete'de yayımlanan bir kararla ortaya çıktı. CHP'nin benzer bir konuyla ilgili yaptığı başvuruyu inceleyen mahkeme talebin reddine karar verdi. Ret kararının gerekçesinde konumuza ilişkin satırlar yer alıyor.
Okuyalım: "Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini belirleyen Anayasanın 148. maddesinde, Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaların esas yönünden denetimine yer verilmediği gibi, bunların biçim yönünden denetimleri de, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlı tutulmuştur."
Hürriyet'ten Oktay Ekşi karar gerekçesine bu satırlardan sonra eklenen "Yaptırımı iptal olarak belirlenmiş bu hususlar dışında denetim olanağı bulunmayan tali kurucu iktidar iradesinin hukuksal geçerliliği üzerinde daha ileri bir tartışma yapmak için iptal nedenlerinden daha ağır bir hukuka aykırılığın varlığı zorunludur" cümlesini ters yorumlamış, ama gerçek apaçık ortada: Mahkeme, 'kurucu iktidar iradesi' dikkate alınarak yapılabileceğin azamisini, 'daha ileri bir tartışma yapmak' olarak belirlemiş... O kadar...
Anayasa Mahkemesi benzer bir karar verip CHP'nin başvurusunu yeniden reddettiğinde yasak kalkmış olacak mı? Yasak, aslına bakarsanız, Meclis'ten çıkan kararın Cumhurbaşkanı Gül tarafından onanıp Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte kalkmış olacak. Anayasa Mahkemesi kararını beklemeye gerek kalmadan...
Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Sami Selçuk, dün, yasağın uygulanmamasını sağlayacak adresi isabetle gösteriyordu: Rektörler... Dedikleri doğru değil mi: "Sayın rektörler, bugüne dek yanlış bir sanının katı bir önyargıya dönüşmesine göre karar verdiniz. Yasama organını Anayasa değişikliğine zorladınız. / Lütfen bilginizi, uygulamanızı gözden geçiriniz. Unutmayınız. Gerekçeler buyurmaz, sadece görüş bildirirler. / Uyup uymamak koşullara göre sizin takdirinizdedir. / Takdirinizi ılımlı/anlayışlı/bilgece kullanırsanız, ülkeyi yersiz ayrışmalardan, üzücü çatışmalardan kurtarabilirsiniz. / Bu, sizin elinizdedir."
Bundan sonra görev YÖK'ün ve rektörlerin
21.Şubat.2008 08:06:02 |
|
|