|
PKK'YI HİMAYE EDEN DE ZARAR GÖRÜR 
Türk ordusu, sınırın ötesine geçerek Irak'a girdi. Kara harekâtı sürpriz mi?
Hayır, bekleniyordu. Hava operasyonlarının yararlı, ancak yeterli olmadığı terör uzmanlarının ortak görüşüydü. Nihai sonuç için mutlaka kara harekâtıyla desteklenmeliydi.
Şimdi yapılan o. İlk sinyali Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Moskova yolunda verdi. 'Kara harekâtının opsiyon olarak masada durduğunu' hatırlattı. Hükümetin isteği doğrultusunda rekor oyla Meclis'ten geçen tezkere kara harekâtını da içeriyordu. Genelkurmay Başkanlığı, her türlü operasyon için siyasî irade tarafından yetkilendirildi. Büyük çaplı operasyonun işaretleri belirmişti. Son günlerde başkentte 'kapalı kapıların ardında bir şeylerin döndüğü' hissediliyordu. Türkiye ile ABD arasında terörle mücadele kapsamında sürdürülen görüşmeler iyice yoğunlaşmıştı. Ankara, üst düzey ABD yetkililerini ağırlarken Genelkurmay İkinci Başkanı Ergin Saygun'un ABD ve Bağdat temasları dikkat çekiciydi. Olağan dışı bir gelişme beklentisi yüksekti. Havayı iyi koklayanlar için bu harekât sürpriz olmadı.
Zamanlama konusunda 'biraz erken oldu' diyenler çıkabilir. İklim şartlarının zorlaştırıcı etkisinden söz edenler olabilir. Nitekim söyleyenler var. Harekâtın bahar öncesinde gerçekleşmesinin yararı ortada. Bilindiği gibi kışın uyuyan bölücü terör, havanın ısınmaya başladığı bahar aylarında kanlı yüzünü tekrar gösterir. Havanın ardından karadan başlayan operasyonun, örgütün bahar eylemlerinin önünü kesmeyi amaçladığı aşikar. Harekâtı konuşurken öncesindeki faaliyetleri göz ardı etmemek lazım. Hükümet uluslararası kamuoyunu hazırladı. Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Babacan, baş döndürücü diplomasi trafiği yürüttü. 5 Kasım tarihli Beyaz Saray zirvesini dönüm noktası olarak kaydetmek gerekir. Havadan ve karadan sınır ötesi operasyonun taşları döşendi. Bugün uluslararası camiadan sert tepki gelmiyorsa bunun sebebi diplomasi alanında yürütülen çalışmaların başarısındandır. Türkiye, bugüne kadar terör örgütünü hedef alan 20'nin üzerinde sınır ötesi harekât yaptı. Kısmen sonuç da aldı. Ancak örgütü çökertecek, bir daha belini doğrultamayacak darbeyi vuramadı.
Son operasyonu, öncekilerden biri gibi görmek doğru mu? Hayır. Terörle mücadelede yeni bir sürecin içindeyiz. Bölücü örgütle sadece askerî alanda mücadele etmiyoruz. Uluslararası desteği büyük çapta kesildi. ABD ve Avrupa'dan birçok ülke PKK'yı 'terör örgütü' ilan etmekle kalmadı, bunu politikaya dönüştürdü. Kara harekâtı, örgütün yok olmaya doğru hızla gittiği dönemde gerçekleşti. Buradan alacağı darbeyi telafi etme şansı eskiye oranla çok daha güç. Bölgede tabanını yitirdi. Eskiden olduğu gibi belini doğrultması artık kolay değil. Bu, sıfır eylem demek değil tabii. Bir örgüt, yok olurken hatta can çekişirken de eylem yapabilir. Ama bu eylemler akıbetini değiştirmez.
Herkesin merak ettiği soru, Türk askerinin Kuzey Irak'ta ne kadar kalacağı. PKK dışında hedefleri olup olmadığı. İlk dakikadan itibaren verilen mesajlar çok net. Hiçbir muğlaklık söz konusu değil. Hem hükümet hem de Genelkurmay, harekâtın 'bölücü terör örgütüyle' sınırlı olduğunu dosta düşmana ilan etti. Türkiye'nin, kardeş gördüğü Kuzey Irak halkıyla bir sorunu yok. Bölgedeki oluşumlardan rahatsızlık duyuyor elbette. Kürt liderlerin, özellikle Mesud Barzani'nin söz ve davranışları can sıkıcı...
Türkiye'nin telkinlerine rağmen Barzani, PKK'yı 'terör örgütü' olarak tanımadı. Harekâtın temel amacı Irak'ın kuzeyinde yuvalanan bölücü teröristler olmakla birlikte, doğrudan olmasa bile terör örgütünü himaye eden, eylemlerine zemin hazırlayan kişi ve gruplar dolaylı yoldan zararını görür. Daha açık söylemek gerekirse, operasyonun bir ucu Barzani'ye de dokunur. O da bunun farkında. Son harekâtın öncekilerden çok farkı var. Bu, sonuçlara da yansıyacak. Pekala 'yeni bir dönüm noktası' olarak görülebilir. Dualarımız Mehmetçiğin başarısı için... En az hasarlı zafer için...
24.Şubat.2008 10:15:51 |
|
|