EN SON HABER: (01:17) Bu işte bir ''Çapan''oğlu var...     EURO: 1,9050 - 1,9070    DOLAR: 1,4120 - 1,4140
 

UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ

Ekrem Dumanlı

Bir ülke ne zaman içine kapansa kendi gölgesine esir olur.

Hele söz konusu Türkiye gibi büyük değişimler yaşayan bir ülke ise ve hemen her tartışma cepheleşmelere neden oluyorsa... Ufuk daralır, vizyon küçülür, huzur kaybolur.
Artık herkes 'öteki'nden şüphe duymaya, endişe etmeye başlar. Halbuki iç boğuşmalar içinde debelenirken, dışta çok önemli gelişmeler yaşanıyordur. Farkına yeterince varılamayan oluşumlar en sonunda gelir, içe kapanmış toplumu kıskıvrak yakalar. Ancak artık iş işten geçmiş, fırsatlar boşu boşuna harcanmıştır.

Son birkaç yılın en hararetli tartışma konularına bakar mısınız lütfen. Laiklik çerçevesinde yaşanan ayrışımlar, yalan yanlış haberlerle yürütülen irtica kampanyaları, cumhurbaşkanlığı seçiminin rejim krizine dönüşmesi, cumhuriyet mitingleri vesilesiyle uçurumun derinleştirilmeye çalışılması... Bu arada 'mahalle baskısı' üzerine sarf edilen iç enerji kaybı ve beyhude bir kavga uğruna harcanmış aylarımız, günlerimiz var. Bir ara Türkiye'nin İran'a mı Malezya'ya mı benzeyeceğine dair laubali tartışmalara da şahit olduk. Öyle zamanlar oldu ki akıldan noksan bir zavallının genç kızlara kezzap atması bile rejim tehdidi dosyasına eklendi; daha doğrusu öyle bir yanlış aktarım söz konusu oldu. Neyse ki zanlı bulundu ve hasta olduğu anlaşıldı. Öğrenildi ki meselenin de mini etekle, 'yaşam tarzına müdahale' ile herhangi bir ilgisi bulunmuyor.

Ömrümüzü heba eden keskin tartışmalardan geriye ne kaldı? Koca bir hiç! Ruhlarımız yorgun, umutlarımız solgun. Çünkü hayatın gerçeklerinde var olmayan sorunlar üretildi, abartıldı, ambalajlandı ve en çelik ifadelerle servis edildi. Bunun en çarpıcı misali başörtüsü tartışmalarıdır. Sokakta yaşanmayan bir problemi Türkiye'nin en kritik konusu haline getirmek için ya toplumdan çok kopuk olmak lazım; ya da meseleye art niyetle yaklaşmak. Başı açıklarla kapalılar aynı evde, aynı ailenin fertleri olarak yaşıyor mu yaşamıyor mu? Komşuluk yaparken en küçük problemle karşılaşmayan insanları birbirine düşürmek için hangi akıl dışı sebep uyduruluyor ki başörtüsü bir ayrışma nedeni haline geliyor? Başörtüsü konusunda çok basit bir sorum var: Şu ana kadar medyanın başını çektiği sert tartışmalardan kim zararlı çıkmıştır? AK Parti mi? Kesinlikle hayır. Farzımuhal, son anayasa değişikliği bir şekilde engellense bile, AK Parti başörtüsü gibi müzminleştirilmiş bir problemi çözmek için elinden geleni yaptığını ispat etmiş olacak ve fatura bu özgürlüğü kısıtlayanların elinde kalacak. Başka açılardan eleştirilebilir; ancak son tartışmalardan siyaseten kârlı çıktığı ortada. MHP mi zararlı çıkar bu süreçten? Tabii ki hayır! Şu ana kadar MHP'nin 'İslami duyarlılığı azalıyor, o yüzden eski tabanında kaymalar var' diyenleri şaşırtacak şekilde MHP başörtüsü yasağını insan hakları ve eğitim hakkı olarak gördü ve siyaseten puan kazandı. CHP mi kaybeden saflarında? Bunun cevabı da aynı: Hayır! Bu tür tartışmalara bayılıyor CHP kurmayları; çünkü yeni söylem geliştirmek ya da yeni bir çözüm paketi oluşturmaktansa rejim tartışmalarıyla saflarını sıklaştırmayı tercih ediyor CHP. Yeni projeler söz konusu olduğunda üç cümleyi yan yana getirmeyen bazı yetkililer, rejim tartışmaları açıldığında Şekspir gibi konuşmaya başlıyor, Cicero gibi belagat ve fesahatin sınırlarını zorluyor...

Demek ki siyaseten zararlı çıkan yok!

Aylardır süren hengame ve keşmekeşten zararlı çıkan bu ülkedir, bu ülkenin evlatlarıdır! Bu genel zarar tablosunun dağılımına iyi bakmak gerekiyor. Mesela medya iyi bir sınav vermedi bu tartışmalarda. Birimizin pusulası şaşınca hepimizin pusulası şaşıyor çünkü. Mesele sert bir üsluba kaydıkça herkesin bir dayanma gücü var; bazı patlamalar, çatlamalar oluyor. Yanlışı yanlışla düzeltmek yanlışın boyutlarını genişletiyor. Ve maalesef 'mağdur' durumundaki insanlar en büyük zararı görüyor. Mesela başörtüsü tartışmalarının en büyük mağdurları başörtülü çocuklar oldu. Onlardan bahsedilirken takınılan tavır ve kullanılan dil, bu çocuklara potansiyel suçlu muamelesi yapıyor. Mağduriyet giderilirken bile mağduriyetler artıyor...

Başa dönecek olursam, demem o ki biz içeride birbirimizi yerken dışımızda yeni dünyalar kuruluyor, yeni oluşumlar meydana geliyor ve Türkiye önemli fırsatları kaçırıyor. Etrafınıza bakın lütfen, her an her şeyin hızla değiştiğini göreceksiniz. Dengeler değişiyor, yeni ittifaklar kuruluyor. Enerji meselesi üzerinden yapılan hesap(laşma)lar Türkiye'yi yakından ilgilendirmiyor mu mesela? Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesi ne anlama geliyor? ABD seçimlerindeki hareketlenme Türkiye'nin kaderinde ne kadar rol oynar? Avrupa Birliği ülkelerindeki denge sarkacı ve onun yeni yönelişleri bu ülkeyi ne kadar etkiler?

Gazetelerin sayfalarına ibret nazarıyla bakın lütfen. Göreceksiniz ki bu güzel ülkenin başına gelen, feci bir ufuk daralmasıdır. Dış haberlerin arka sayfalara atılması boşuna değil. Birinci sayfalara konuk edilen dış haberler sayfası ise pespaye magazin sayılabilecek cinsten ayrıntılara bağlı. İçerideki her polemik 'ölüm kalım meselesi' gibi algılanır, hemen yanı başımızda cereyan eden hadiselere bile kulaklar tıkanırsa memleketin tansiyonu düşmez. İçerideki konuların öncelik sırası doğru sıralanabilse problem bu kadar derin olmayabilir. İşsizlik, ekonomik zorluklar, istihdam alanlarının artırılması gibi konuları bir kenara bırakıp sabahtan akşama türban gibi, irtica gibi konulara odaklanmak ve sosyal gerçekliği ezip geçecek kadar hırçın bir ayrışma yoluna başvurmak yaralayıcı ve üzücü sonuçlar doğuruyor. Türk medyasının bilgi birikimi, asli meselelere dönüldüğünde, yapay gündemden sıyrıldığında daha etkili ve inandırıcı bir çizgi yakalayacak. Yeter ki şu daracık ufuklara sıkışıp kalmayalım; gerisi kolay...
-------------------------------------------------------------------

Sansür dediğiniz bu mu?


Bir haftadır bazı insanlar, Alev Alatlı'ya Zaman Gazetesi'nin sansür yaptığı iddiasını tekrar edip duruyor. Yapılan tenkitlerden anladığım çok net bir şey var: Sansürün ne demek olduğunu insanlar bilmiyor. En acısı da bazı gazeteciler bilmiyor ya da bilmezden geliyor. En temel soru şudur: Her yazıyı gazete yöneticileri basmak zorunda mıdır? Bunu defalarca ve açıkça yazdım: Hayır! Dileyen 14 Ocak 2006 (Gazetecilik adına kritik bir muhasebe) tarihli yazıma bakabilir. O dönemde ne Alatlı meselesi vardı ortada ne de sansür suçlaması. Kural şudur: Gazete, bir yazıyı çeşitli açılardan incelemek zorundadır. Editörler, kendilerine ulaşan bir yazıda genel yayın ilkeleri açısından mahzur görmüyorsa ve makalede hukuki bir problem yoksa yayınlayabilir. Aksi takdirde yayıncı sorumluluğunu hiçe saymak gerekir. Dünyanın her yerinde kural budur; bunun ötesini söylemek bilgi eksikliğidir.

Gelelim Alev Alatlı meselesine. Önce şu gerçeğin altını çizmek lazım: Sayın Alatlı haftada üç-beş yazı kaleme alan periyodik bir yazarımız değil; ancak kaleme aldığı yazılar beş seneyi aşkın bir süredir bu gazetede neşrediliyor. Bu süre içinde çok kritik yazılar kaleme aldı ve herhangi bir problem yaşanmadı. Alev Alatlı denince köşe bucak kaçanların bile Alev Hanım'a bir anda tutkulu bir şekilde sahip çıkıyormuş gibi yapmalarını hayretle karşıladım. Şimdi Alatlı'yı savunuyormuş gibi yapanların bu insana iki satır yer vermediklerini, yok saydıklarını unutmak bu işi bilenlere çok acı veriyor olmalı. En çok da Alev Alatlı çekiyor olmalı bu acıyı.

Bahsi geçen yazıya gelince. Yazı eline ulaştığında editör arkadaşımız bazı itirazlarda bulunmuş. Olabilir; bir yorum editörünün görevi arasında bu tür değerlendirme yapmak da vardır. Sebebini izah ederken de yayın ilkemizden bahsetmiş. Her neyse. Konu bana intikal ettiğinde Alev Hanım'a yazıyı görmediğimi; gerçekten sıkıntılı bir durum yoksa yazıyı basabileceğimi söyledim. Akşamüstü yapılan bir konuşmaydı bu ve yazıyı basma kararı versek bile ancak bir gün sonrasında uygulayabileceğimiz bir durum söz konusuydu. Biz yazıyı okuma ve değerlendirme fırsatı bulamadan bir internet sitesinde yayınlanmış. Üzüldüm; en çok da Alev Hanım'a kırıldım. İnanıyordum ki aramızda bir yazı yüzünden kopmayacak kadar köklü bir sevgi ve saygı var. Yanılmışım. Daha kararımızı vermeden yazıya 'sansür yapıldı' diye jurnallendik. Bunca yıl bastığımız ve bazılarına 'aykırı' gelen yazıları bilmeden Alatlı üzerinden kampanya yapıldı. Tekrar söylüyorum; sorumlu bir yayıncı dışarıdan yazı kabul ederken 'bu yazıyı yayınlamıyorum' deme hakkına da sahiptir; bunun aksini söylemek köşe yazılarını ilahi metinler derecesinde görmek anlamına gelir ki 'tabulara karşı çıkan' yazıların ta kendisi tabu olur çıkar...

Lütfen elimizi vicdanımıza koyalım ve manzaraya şöyle bir bakalım: Zaman gazetesi Türkiye'nin en sesli gazetesidir. Bu kadar birbirinden farklı, bu kadar birbirine zıt dünya görüşünün toplandığı bir başka gazete var mı bu ülkede? Yöneticilik dönemi sansürcülükle geçmiş birileri, en kritik dönemde yazarlarını feda etmiş birileri, televizyonunda çalıştırdığı yazarının köşesini olaylarla kapatan birileri, yazarını ofisboylarına kovduran birileri vs. şimdi kalkmış bizi sansürcülükle suçluyor. İnsan önce oturur Zaman yazarının listesine bir göz atar; bu kadar zengin bir kadronun bir gazetede yer almasından kıvanç duyar ve eleştirilerini ona göre yapar. Ali Bulaç, Şahin Alpay, Elif Şafak, Ahmet Selim, Ahmet Turan Alkan, Hilmi Yavuz, Hüseyin Gülerce, Mümtaz'er Türköne, İhsan Dağı, Nedim Hazar, Selim İleri, Ahmet Şahin, Bejan Matur, Nihal Bengisu Karaca, Eser Karakaş... Liste uzayıp gidiyor. Allah aşkına bu çeşitliliğin topuğuna erememiş bazı yayınlara ne oluyor ki yukarıda macerasını kısaca özetlediğim bir tanecik yazı üzerinden fırtına koparılıyor...


25.Şubat.2008 07:27:41
yorum yaz gönder yazdır puanla
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[1 adet yorum gelmiştir]    
delidüş 26.Şubat.2008 00:02:10

anlayana
ÇOK GÜZEL YAZMIŞSIN EKREM ABİ ANLAYANA İSVRİSİNEK SAZ ANLAMAYANLARA
AHIRLAR AZ....!

 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ekim 08 İSTİFA ETMESİNİ BİLMEK
Ekim 07 ASIL TUZAK BUDUR
Ekim 06 1 MİLYON ZAMAN İÇİN KAMPANYAMIZ BAŞLIYOR, HAZIR MIYIZ?
Eylül 30 ANNESİZ BAYRAMLAR
Eylül 29 KAFAYI KUMA GÖMMENİN FAYDASI YOK
Eylül 25 İBRETLİK BİR TABLO
Eylül 22 GAZETELERİ BOYKOT ÇAĞRISI
Eylül 15 YANLIŞ HESAP, YANLIŞ SÖYLEM
Eylül 11 BUNDA YADIRGANACAK NE VAR?
Eylül 08 MEDYA AYAK UYDURUNCA
Eylül 04 DAR GÖMLEK
Eylül 01 ÇATIŞMA DEĞİL, BARIŞMA VESİLESİ
Ağustos 26 TEHLİKELİ BİR DURUM
Ağustos 25 SPORDA YENİ DÖNEM BAŞLARKEN...
Ağustos 19 ALEVİ-SÜNNİ GERİLİMİNE DUR DEMEK
Ağustos 18 AYNADAKİ AKSİNE SECDE EDENLER HANGİ GERÇEĞİ GÖREBİLİR Kİ!
Ağustos 11 BU SESE KULAK VERMEK ŞART
Ağustos 04 BİR KERE DAHA UÇURUMUN KENARINDAN...
Temmuz 31 HUKUK DA KAZANDI DEMOKRASİ DE...
Temmuz 29 BOŞUNA ÇIRPINIYORSUNUZ!
Temmuz 28 BARİ BUNDAN SONRA KÖSTEK OLMAYIN...
Temmuz 22 KAPATILSA NE OLUR KAPATILMASA NE OLUR?
Temmuz 21 SUÇ KİMDE?
Temmuz 15 KAOSLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞMAK
Temmuz 14 ERGENEKON: YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU
Temmuz 10 GLADYO'NUN MAHARETİ
Temmuz 07 ERGENEKON'DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Temmuz 01 MHP'NİN KADERİ
Haziran 30 ANLAMAYANLAR İÇİN BİR DAHA TİRAJ GERÇEĞİ
Haziran 25 HAK YERİNİ BULDU
Haziran 23 BU MUDUR TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİ!
Haziran 16 YAFTACI KAFAYLA NEREYE KADAR?
Haziran 12 TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMEK ZORUNDA
Haziran 10 KRİZ FIRSATA NASIL DÖNÜŞÜR?
Haziran 09 DEREDE BOĞULMAK
Haziran 03 EMPATİ OLMADAN ASLA!
Haziran 02 BU DA SİZE DERS OLSUN!
Mayıs 30 BÖCEK
Mayıs 29 NE İMAMI TANIYORLAR NE ÖĞRETMENİ
Mayıs 27 ŞAŞIRIP KALDINIZ DEĞİL Mİ?
Mayıs 26 TANRILIK KOMPLEKSİ
Mayıs 20 SAYGISIZLIĞIN ASIL SEBEBİ
Mayıs 19 HATA YAPMAK ALIŞKANLIK HALİNE GELİRSE...
Mayıs 15 MEYHANE BASKISI
Mayıs 13 ABESLE İŞTİGAL
Mayıs 12 MAALESEF ACI GERÇEK BU: BİR HAFTA DAYANAMAZSINIZ
Mayıs 08 NE HAKKINIZ VAR?
Mayıs 06 AH BU ÖNYARGI, AH BU ÖNYARGI!
Mayıs 05 MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜNE DE BAKMA CESARETİ
Mayıs 01 BUGÜN BİR DAMLA KAN AKARSA
Nisan 29 SAĞCI BÜROKRATLAR NEDEN DAHA KORKAK OLUR?
Nisan 28 MEDYA DİN DÜŞMANI MI?
Nisan 24 TÜKENİŞ
Nisan 22 YAKINDA KAPANMAMIŞ PARTİ KALMAYACAK GALİBA
Nisan 21 BU FOTOĞRAFA DİKKATLİ BAKIN LÜTFEN
Nisan 17 TEKZİPLER NEREDE?
Nisan 14 KESKİN VİRAJLAR
Nisan 08 OKLAHAMA'DAN GÖRÜLEN ACI BİR GERÇEK
Nisan 07 YAYIN YÖNETMENİNE 1 NİSAN ŞAKASI
Nisan 01 KARAR VERİN, HANGİSİ ETİK?
Mart 31 KIRILMA NOKTALARI ÜZERİNE KÜÇÜK NOTLAR
Mart 27 YA VATANDAŞ DEMOKRASİDEN ÜMİDİNİ KESERSE?..
Mart 25 VAHİM SUÇLAMALAR
Mart 24 FAKAT'SIZ DEMOKRASİ Mİ; TAKATSİZ DEMOKRASİ Mİ?
Mart 20 AŞIRI UÇLARA SAVRULANLARIN GÖREMEDİĞİ GERÇEK
Mart 18 YAZIK OLUYOR...
Mart 17 ŞİMDİ TAM SAĞDUYU ZAMANI!
Mart 15 YENİ BİR DEMOKRASİ SINAVI BAŞLADI...
Mart 11 YOUTUBE ÜZERİNDEN İFTİRA KAMPANYALARI
Mart 10 ASKER NEDEN YALNIZLAŞIYOR?
Mart 06 ASKERLE POLEMİK
Mart 03 ÇILGINLIĞIN BU KADARI DA FAZLA!
Şubat 28 DEĞMEZ, İNANIN DEĞMEZ!
Şubat 25 UFUK DARALMASI VE ÖNEMLİ BİR DİRENİŞ
Şubat 19 CUMHURİYET MİTİNGCİLERİNE ÇAĞRI
Şubat 18 MECLİS'E SAYGI LÜTFEN!
Şubat 14 ANLAMA GAYRETİ
Şubat 11 BAŞÖRTÜSÜ MÜ TEHLİKELİ, ÇETELER Mİ?
Şubat 07 ÇARPAR SİZİ BU KİTAP!
Şubat 05 DUY ARTIK BU ÇIĞLIĞI
Şubat 04 PROVOKATÖR MEDYA
Ocak 31 YÜREĞİNİZ YETİYORSA...
Ocak 29 2009'DA DARBE
Ocak 28 ERGENEKON'DAN GERÇEK ÇIKIŞ ANCAK BÖYLE OLUR!
Ocak 22 DÜŞÜN YAKASINDAN BU MİLLETİN
Ocak 21 MÜSAİT BİR YERDE İNECEK VAR!
Ocak 17 HİÇBİR MESELE BÖYLE ÇÖZÜLMEZ
Ocak 15 DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞİŞİM ANLAŞILAMAYINCA
Ocak 14 GAZETECİLİK ADINA KRİTİK BİR MUHASEBE
Ocak 10 ANLAMSIZ BİR KISKANÇLIK
Ocak 09 GÜL'ÜN ZİYARETİ İLE NE DEĞİŞİR?
Ocak 08 DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR ZİYARET
Ocak 07 'KÜRT SORUNU'NUN ÇÖZÜMÜ BU FOTOĞRAFTA!
Ocak 03 TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN EN YAKIN TEHLİKE
Ocak 01 EN İYİSİ SİZ KALIN, BİZ GİDELİM..
Aralık 31 NE ÇETİN SINAVLARLA GEÇTİ...
Aralık 27 ÖNCÜ DOKTORLAR NEREDE?
Aralık 25 DOKTORLARA SİTEM
Aralık 24 KÜRT SORUNUNDA YENİ TEHLİKELER, YENİ UMUTLAR
Aralık 13 BURASI ANADOLU, BURDAN KAÇIŞ YOK
Aralık 10 MEDYADA YENİ BİR DÖNEM
Aralık 06 TOPLU İĞNENİN UCUNDAKİ ÖRTÜ
Aralık 04 ETNİK PARÇALANMA ÜZERİNE KORKUNÇ SENARYOLAR
Aralık 03 GAZETECİ DEDİĞİN, ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLECEK
Kasım 26 İLETİŞİMCİLER, LÜTFEN BU OLAYI KAYDEDİN
Kasım 20 İMTİYAZLI SINIF DA NE DEMEK?
Kasım 19 GAZETECİ TÜMGENERALLER
Kasım 15 BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI
Kasım 12 CENAZE EVİNDE DÜĞÜN YAPMAK
 


Bu kadarına da pes yani - İZLE
Sergen Yalçın'ın yeni görevi belli oldu
439 hakim ve savcının görev yeri değişti
Bu işte bir ''Çapan''oğlu var
Altın Portakal'da ilk ödüller sahiplerini buldu
Hükümet'ten ilk GOLF mesajı
Sonunda icat edildi !
PKK'ya bir darbe daha
CHP'lilerin Vali'ye ilginç SU tuzağı
En sert tepkiyi CHP'li vekil verdi
Ahmet Böken
HAİN TERÖRÜN YAPMAK İSTEDİĞİ
Dağlıca’ya, Güngören’e, Aktütün’e saldırıp, canlarımızı alan hain terör diyor ki;
Nadir Kılıç
2000’İN ÜZERİNDEN 8 YIL GEÇTİ
Diyarbakır’daki saldırının ardından kimse polisin neden bu kadar açık hedef olduğunu sormadı.
A.Abdulkadiroğlu
SİZİN HİÇ KÖYÜNÜZ BASILDI MI ?
Şu Televoleleri hatırladınız mı ? İşte o zamanlar OHAL vardı.
Remzi Ketenci
BUNDAN SONRASI SİZE EMANET...
Devlet bütün kurumları ile hain saldırının kodlarını çözmeye çalışıyor. Belki çözülüp çözülmediğini bir çoğumuz öğrenemeyeceğiz.
ali-bayramoglu
Ali Bayramoğlu
PKK'NIN ANA GIDASI…
Kürt meselesi terörle alev aldı. Sorun ve sıkışıklık ortada…
bulent-korucu
Bülent Korucu
DTP'Yİ KAPATIN GİTSİN!
Ey Anayasa Mahkemesi üyeleri, aslında size acımıyor değilim.
huseyin-gulerce
Hüseyin Gülerce
GOLF, GENELKURMAY'I YIPRATIR MI?
Türkiye'de çok önemli bir ilk yaşanıyor. İlk defa Silahlı Kuvvetler, medyanın tamamı tarafından eleştiriliyor.
mehmet-altan
Mehmet Altan
SAĞIR SULTAN MI?
Hürriyet Gazetesi’nin 16. sayfasındaki ‘Namazda ateş’ bölümünde yazanı beraberce okuyalım:
mehmet-barlas
Mehmet Barlas
KRONİK KRİZ OLUR MU?
Krizlerimizi kronik hastalık gibi sürekli hale getirmeyelim
samil-tayyar
Şamil Tayyar
EVET PAŞAM GİTMELİYDİNİZ
Önce bu bilgileri özetle hatırlayalım.
umur-talu
Umur Talu
TERSİNDEN SORULAR
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, sivil uzmanları da toplayıp şu soruların cevabını hakikaten arıyorsa...
hasan-cemal
Hasan Cemal
SAYIN BAŞBAKAN, KANLI TUZAĞIN ARDINDAKİ MANTIĞA TESLİM OLACAK MISINIZ?
Diyarbakır'da güpegündüz yeni bir terör eylemi: