|
İTİRAZCILAR DA KABUL EDİYOR: YASAK KALKTI 
Herhalde herkesi hukuk nosyonundan ve akıldan mahrum sanıyorlar.
Öyle olmasaydı, Cumhurbaşkanının imzası ve Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla yürürlüğe giren, YÖK Başkanının da rektörlere hatırlattığı üzere üniversitelerde uygulanmakta olan 'türban/başörtüsü' yasağını sona erdiren anayasa değişikliğine bu biçimde karşı çıkarlar mıydı?
YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan, anayasa değişiklikleri yürürlüğe girince, rektörlere, “Yasak kalktı” uyarısında bulundu. YÖK Genel Kurulunun aralarında hukuçuların da bulunduğu dokuz üyesi ise onun bu görüşüne karşı çıkıyor. Ama gerçekten ancak 'safsata' sözcüğüyle karşılanabilecek, kendi içinde muazzam çelişkilerle dolu bir gerekçeyle.
Üniversitelerdeki yasak “Türk Anayasa Mahkemesi'nin içtihatlarıyla oluşturulan hukukî (bir) durum” imiş; şimdi bu kaldırılmak isteniyormuş...
Dokuz YÖK üyesinin 'hukukî mütalalası' evrensel literatüre geçecek değerde. Okuyalım: “YÖK Başkanlığının yaptığı bu yorum ve değerlendirme, öncelikle bu değişiklikle Anayasa'nın 42. maddesine eklenen, 'Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanılmasının sınırları kanunla belirlenir' amir hükmüne açıkça aykırı düşmektedir. Çünkü, bu hükümle kılık kıyafet dahil, yüksek öğrenim hakkını sınırlayan sebepleri belirleme yetkisi 'münhasıran kanun koyucuya' tanınmıştır. Dolayısıyla, bu düzenlemenin de 'mutlaka kanun' ile yapılması Anayasal bir zorunluluktur.”
Çok doğru bir mütalaa bu. Anayasa açıkça temel hak ve özgürlüklerin ancak kanun ile sınırlandırılabileceğini öngörüyor. Bu gerçekten anayasal bir zorunluluk. Peki de, şimdiye kadar uygulanan yasak hangi kanun maddesine dayanıyordu?
Bu sorunun cevabını bizim gibi o dokuz üye de biliyor aslında. YÖK ve rektörler “Yasak var” dediği için sürdürülüyordu yasakçı uygulama. YÖK Başkanı Prof. Özcan'ın yaptığı, seleflerinin yanlışını düzeltmekten ibaret. Meclis'in iki maddeyi özgürlüklerden yana takviye etmesi de kendisine böyle bir fırsat sağlıyor.
YÖK'ün yasaktan yana dokuz üyesi üniversitelerde kılık kıyafetle ilgili yasal bir düzenleme olmadığını sanıyor; vahim olan nokta burası. Böyle bir boşluk bulunduğunu sandıkları o kadar açık ki... Dedikleri şu: “Yasama organı söz konusu yasayı çıkarmadan ne Yükseköğretim Kurulunun ne de üniversitelerin bu konuda düzenleme yapma yetkisi yoktur. 'Hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı' Anayasa'nın 6. maddesinin amir hükmü gereğidir. Bu nedenle, Anayasa'nın söz konusu hükümleri uyarınca YÖK Başkanlığınca yapılan bu açıklama yetki saptırılması niteliğinde olup hukuken yok hükmündedir.”
Oysa, YÖK Başkanı Prof. Özcan kendi yasalarında (YÖK Kanunu) bulunan ve halen yürürlükte olan geçici 17. maddeden haberdar; o madde “Yüksek öğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir” diyor... Buradan ve dokuz itirazcı üyenin açıklamasından çıkan sonuç şu oluyor: YÖK'ün ve rektörlerin bugüne kadar uyguladıkları ve bazı rektörlerin bundan sonra da uygulayacaklarını açıkladıkları yasak, anayasadan alınmayan bir yetkinin kullanılması anlamına geldiği için tam bir 'yetki saptırması' teşkil ediyor.
Bu, hiç kuşkunuz olmasın, Türk Ceza Kanununun birden fazla maddesinde karşılığı bulunan olağanüstü ciddi bir anayasal suçtur. Yasak kalktığı halde “Biz yasakçılığa devam ederiz” diyenler bu suçu işliyorlar.
Rektörler bizi ve uyarılarımızı dinlemiyorlar, bari “Yasak devam etsin” hissini versin diye dokuz YÖK üyesinin yaptığı açıklamayı doğru okusunlar.
26.Şubat.2008 07:33:44 |
|
|