|
MEDYAYA ACİL KAOS ARANIYOR! 
Ellerini ovuşturarak üniversitelerde olay çıkmasını bekliyorlar. Ama olmuyor, olmuyor, olmuyor.
Üniversitelerde özgürlükleri genişleten yasa teklifi kabul edilince “HOŞ GELDİN KAOS” diye manşetler atmışlardı. Kaosun Türkiye’ye nasıl yansıyacağını da yine satırlarından kan damlayan gazetelerden okuduk.
Güya üniversitelerde öğrenciler kamplara bölünecek, gerilim ve kavgalar çıkacaktı. Yükselen tansiyon sokağa da taşacak ve millet birbirine girecekti. Sonrası malum.
İşte bu gazeteciler böyle bir süreci HOŞ GELDİN reveranslarıyla karşılıyorlardı. Sonra ne oldu?
Yasa Mecliste onaylandı, ardından gelen ilk eğitim gününde onlar üniversite kapılarına koştu. Günlerce yazıp çizdikleri, eşkalini verdikleri kaosu görüntülemek için.
…
Görüntüleyemediler.
Başörtülü gençlerimiz, bugüne kadar nasıl yaptılarsa, üniversite kapılarında yine aynı şeyi yapıp öyle girdiler derslerine. Gerginlik değil, özgürlük istediklerini iyi niyetleriyle bir kere daha gösterdiler.
Cumhurbaşkanı’nın yasa değişikliğini onaylamasından sonra da yine o gazeteciler koştu üniversitelere. Hem de başörtülü öğrencilerden saatler önce. Bu defa kesindi. Bekledikleri kaosu görecekler ve göstereceklerdi.
Çünkü bazı rektörler başörtülü öğrencileri yine almayacak, öğrenciler de yasal haklarını kullanabilmek için asabileşeceklerdi. Belki tartışmalar, kavgalar çıkacaktı. Hele bir de başörtüsü karşıtı öğrenciler de olaya müdahil olursa…
Emin olun bunu çok istediler. Kimin canı yanacak, kimin annesi babası ağlayacak umurlarında bile değildi. Ellerini ovuşturarak beklediler kaosu.
Beklemeye de devam ediyorlar.
…
Beklerken boş mu duruyorlar? Hayır.
Günlerdir yaptıkları ortada. Her üniversite kapısında bir yığın gazeteci. “Başörtülüler okula saçlarını açıp mı girecekler yoksa açmadan mı” hafiyeliği yapıyorlar.
Tamam yapsınlar.
Ama bunu yaparken başörtülülere bir vebalı, bir uzaylı gibi davranıyorlar.
İşte önceki gün Muğla Üniversitesi’nde yaşananlar.
Başörtülü öğrenciler, okula örtümüzle gireceğiz demiyor, ısrar da etmiyor. Kapıları zorlayan, görevlilerle tartışan yok. Ama sözde habercilerimizi bu tatmin etmiyor tabi. Bir şeyler olmalı ki “kaos manşetlerinin” altını doldurabilsinler. Öyleyse buyurun size gazeteci provokasyonu.
Kızların okula girebilmek için hazırlandıkları kabinlerin kapı aralıklarından, pencerelerinden görüntü çekiliyor. Öğrencilerin yolları kesiliyor, bir zanlı gibi sorgulanıyor, taciz ve tahrik ediliyorlar. Hiç abartısız ağlatana kadar bu işkence devam ediyor.
İçlerinden biri kızıp (başörtülü olduğundan değil bakın, insan olduğundan) bir şey yapsa, akşam seyreyleyin alemi. Haber bültenlerinde ve gazetelerde, “Muğla Üniversitesi’nde başörtüsüyle içeri alınmayan öğrenciler, gazetecilere saldırdı” deyivereceklerdi.
Ama olmadı. Ümidim bundan sonra da olmayacak.Niye biliyor musunuz? Başörtülü öğrencilerin edebinden, sabırlarının enginliğinden ve bu medyanın iyi niyetli olmadığını bildiklerinden.
Beyler…
Hani medya etiği, kişisel hak ve özgürlüklere saygı, RTÜK kuralları? Nerede RTÜK, Gazeteciler Cemiyeti? Bu ülkenin yasaları, soyguncunun, vurguncunun, hırsızın, arsızın, sarhoşun, katilin gözaltındayken fotoğraflanıp, görüntülenmesine ve bunların yayınlanmasına izin vermezken, sadece okumak isteyen kız öğrencilere bu reva mı?
Bu ne yaman çelişki?
Sahi mahalle baskısı dediğiniz neydi?
27.Şubat.2008 10:29:47 |
|
|