EN SON HABER: (00:01) İşte mahkeme raportörünün görü...     EURO: 1,9100 - 1,9110    DOLAR: 1,2290 - 1,2300
 

EĞİTİMİ HAPSETMEK



Dünyada genel olarak uygulanan eğitim sistemi, belirli yaş gruplarına belli bir sene ve disipline göre paket bilgilerin ve davranışların kazandırılması şeklinde karşımıza çıkıyor.

Dünyada genel olarak uygulanan eğitim sistemi, belirli yaş gruplarına belli bir sene ve disipline göre paket bilgilerin ve davranışların kazandırılması şeklinde karşımıza çıkıyor. Kitle eğitiminin esas alındığı bu sistemde belli bir plan ve program dâhilinde, kontrollü bir şekilde eğitim ve öğretimi uygulama düşüncesi yatıyor.

Peki, gerçekten de bu sistem istisnasız herkes için uygulanabilecek bir sistem mi?

Şu anki uygulama öğrencilerin büyük bir çoğunluğu için doğru ve yerinde bir uygulama olabilir, ancak gelişim yapısı, algılama, anlamlandırma ve pratiğe dökme becerisi ve hızı farklı olan, normalin ötesinde (pozitif anlamda) özellikler taşıyan bir kısım öğrenciler için verim alınabilecek bir sistem olmaktan uzak. Bu özellikleri taşıyan öğrenciler ne yazık ki kitleye kurban ediliyor. Eğitimde standartlaşma adı altında farklı ve özgün becerilere sahip nice öğrenciyi heba ettiğimiz su götürmez bir gerçek.

Öğrenci merkezli eğitim diyoruz, ama bunu öğrencinin araştırarak, sorarak, gözlem yaparak, öğretmenin yol göstermesiyle bilgiyi elde etmesi çerçevesinde tanımlıyoruz. Hâlbuki bunun ötesine geçilip sadece öğrenme biçimi olarak değil, öğrenme hızına bağlı olarak da öğrenci merkezli hale getirilmelidir sistem.

Tekrar belirteyim; kitle eğitimi için şu anki sistem makuldür (bazı eksikleri olsa da, temel mantık doğrudur); ancak dahi nitelikleri olan, üstün yeteneklere sahip öğrencileri neden on iki sene aynı sıralara ve arkadaşlara mahkûm edelim ki! Öğrencinin kapasitesi yeterliyse sekiz senede bitirmesini engellememizin mantıki bir cevabı var mı? Neden her öğrenciye aynı büyüklükteki elbiseyi giydirmeye çalışıyoruz? Bu şekilde eğitimi standartlara hapsetmiş olmuyor muyuz?

Osmanlıda Enderun sistemini incelediğimizde eğitimde zaman ve mekân sınırlamasının olmadığını görmekteyiz. Yani her öğrenci kendi seviyesine göre ayrı eğitim almış, ilerleme hızına göre dersler işlenmiş ve sınav yapılmıştır. Öğrenciler zaman kıskacına alınmadan, bir sınıfa mahkûm olmadan kendi öğrenme hızına göre ilerleyebilme şansını yakalamıştır.

Maddi külfeti fazla olan bu sistemi özel okulculuk anlayışı içerisinde uygulamayı göze alacak çok fazla teşebbüs olacağını zannetmiyorum, ama en azından buna niyetlenmiş olanlara Milli Eğitim Bakanlığı’nın her açıdan destek olması gerektiği düşüncesindeyim.

Ülkemizi yönetecek, dünya ile yarışacak, bilimsel buluşlara imza atacak dahi nitelikte öğrencilerin şimdiden bu sisteme göre belirlenip seçilmesi ve yetiştirilmesi ülkemizin geleceği adına çok önemli olsa gerek. Bazı okullarda bir sınıf düzeyinde (dahi sınıfı, özel derece sınıfı) uygulamalar var. Ancak orada uygulanan sistem de zaman ve mekân kıskacından kurtulabilmiş değil.

Türkiye gibi genç nüfusu fazla olan ve bu durumu avantaja çevirebilecek bir ülkede tek tip bir eğitim anlayışı belki de binlerce dahi çocuğun kalabalıklar içinde yok olmasına, zekâ ve yeteneklerinin körelmesine ya da bu özelliklerin kapasitesi ölçüsünde kullanılamamasına neden olmakta.

Türkiye’nin şansızlığı fikir üretmesi, sistemi sorgulaması, yeni sistemler üzerine kafa yorması gereken, isimlerinin önünde koca koca sıfatlar bulunan bir kısım zevatın giyim-kuşamla, kılla, tüyle, başörtüsüyle uğraşmaktan bu işlere vakit bulamamalarıdır!

Elimizdeki insan kalitesini en verimli şekilde nasıl değerlendirebilirimin derdini taşıyan; öğrencilerimi (din, dil, ırk, düşünce, giyim ayrımına tabi tutmaksızın) bilgiyle nasıl donatabilirim sorusunun devamlı zihnini meşgul ettiği eğitimcileri bekliyor ülke. En basit ölçme değerlendirme ilkesini göz ardı ederek “Başörtüsünden dolayı belki de hak ettiği notu vermem” cümlesini sarf eden zihniyetin üniversite yönettiği bir ülkede işimizin çok da kolay olmadığı aşikâr. Öğrencilerine çocuğu gibi şefkatle bakmasını bir kenara bırakın (çünkü bazıları için lükstür bu bakış) eşit ve tarafsız davranma ilkesini bile saplantılarına kurban edecek kadar sıhhatli düşünemeyenler var üniversitelerde.

İdeolojik kalıplarla sıkıştırılmış beyinlerin, içi dolu fikirlerden öte sloganvari cümlelerle kısırlaştırılmış düşünce kabızlığını aşmamız, özgürlüğüyle yaşamayı öğrenmiş, sorumluluk sahibi, donanımlı gençlerle olacaktır. Biz ümitvarız…


29.Şubat.2008 11:44:35
yorum yaz gönder yazdır oy ver
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[1 adet yorum gelmiştir]    
selim 29.Şubat.2008 15:38:40
katılıyorum...
zeki insanların önü tıkanıyor...
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Mayıs 14 ÖSS HAMURUNU YOĞURMAYA DEVAM…
Mayıs 05 VE ŞEHİR, İNSANLIĞI ESİR ALDI…
Nisan 29 2009 MODEL ÖSS
Nisan 22 DİN VE DİNDARLA BARIŞIK BİR SOL
Nisan 12 RUHLARIMIZ ÇOK GERİLERDE KALDI!
Mart 19 KİRALIK HAYATLARDA TÜKETİLEN BİR ÖMÜR
Mart 13 EMANET MELEKLER…
Mart 08 MAÇ OYNANIRKEN KURALLARI DEĞİŞTİRMEK
Şubat 29 EĞİTİMİ HAPSETMEK
Şubat 20 İDEOLOJİK KAYGILAR, KAYBOLAN NESİLLER
 



İşte mahkeme raportörünün görüşü
Böyle memur görülmedi!
Erdoğan seçilir, Gül Kalır
Tesettüre girmedim ama...
Bu kadarına da pes artık!
İşte T.Ö'nün yeni kanalının adı !
367'nin mucidine inanılması zor ödül!
Başbakan Hakan'a nasıl takıldı?
Paksüt neden telaşlandı ?
Abdülhamit'in indirilişi kutlanacak
Ahmet Böken
SATILIK DAVA
Son perdeyi izlerken sizin de içiniz kalktı mı?
Fatih Akalan
BİR “KADEH” YALAN
Hürriyet'in manşeti üzerine
Erhan Topal
PABUCU DAMA ATILMAYAN KAÇ KİŞİ VAR?
Dünya bir ekonomik bunalım içinde. Kriz senaryolarının ardı arkası kesilmiyor.
Bülent Korucu
PAKSÜT OLAYININ ÖNEMLİ AYRINTILARI
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, gündeme bomba gibi düştü.
Mehmet Altan
KRİPTO ŞİFRELERİ
Kripto, Fransızca bir kelime...
Şamil Tayyar
YSK BAŞKANI AÇIKLADI
Önceki gün AK Parti hakkındaki kapatma davasına bağlı olarak oluşacak siyasi senaryoları yazmıştım.
Tamer Korkmaz
DEVRİMCİ GENÇLERE BOMBA ATTIRANLAR
Deniz Gezmiş idamı hak edecek bir suç işlememiş olabilir ama Gezmiş bir milli kahraman da değildir.