|
26'NCISI OLACAK MI? 
Operasyon ve sonrasına ilişkin "derinden akan" bir kuşku var.
Bu kuşkunun en belirgin yansıması "Bugüne kadar 24 kere sınır ötesi operasyon yapıldı, sonuç alınamadı.
Bu 25'incisi. Bakalım daha kaç operasyon yapılacak?" gibi cümlelerle ifade ediliyor. Ayrıca kuşkular, "Askerin inisiyatifi yeniden ele alması, Hükümetin ipin ucunu kaçırması, bölgede olağanüstü durumdan rant sağlayanların bundan vazgeçmeyeceği, dolayısıyla olağanüstü halin devamı için sürekli gerilimler oluşturulacağı" yorumlarına kadar uzanıyor. Acaba böyle mi olacak?
Bu operasyon, 24'ün ve 26'nın arasındaki bir "zevahiri kurtarma eylemi"nden ibaret mi olacak? Bu tarz "kuşkucu" yaklaşımların harekatın "Vatan savunması" diye ifade edilebilecek olan "etik değeri" ni zaafa uğratacağı muhakkak. Bu yönüyle, operasyona ilke olarak karşı çıkanların negatif propagandası olarak sayılabilirse de, sağlıklı cevaplarının verilmesi de gerekiyor. Ben, farklı bir yaklaşımı öngörüyorum.
Yaşananları önceki günkü yazımda "Öcalan'ın yakalanma süreci" diye nitelendirmem bu yüzden. Benim öngörüm, bir mantık silsilesine dayanıyor. Yani "öyle olmalı" diyorum. Türkiye'de evet, derin örgütlenmeler var ve bunlar, provokasyonlar yapıyor. Bu noktada en "milli meseleler" bile malzeme olarak kullanılabiliyor. Onun için "kuşku"nun üzerini bir kalemde çizmek zor. Ama, Türkiye'de çok farklı oluşumlar da var ve bunların asla derin provokasyonlara zemin hazırlayamayacağını dikkate almamak da sağlıklı değil.
Yani Türkiye - Amerika - Avrupa, Hükümet - Genelkurmay, MİT - Emniyet, herkes bir olmalı ve Türkiye'yi bir çamurun içine sürüklemeli... Olan bu mudur? Bu noktada en azından Hükümetin, ve başka sebeple değil, en azından kendi sağlığı açısından, farklı bir konsept geliştirmesi akla gelmez mi? "Bu iş teröristin kökünü kazınmakla bitmez. Bölge için ekonomik, sosyal, kültürel bir paketin hayata geçirilmesi zarureti var." diyen bu Hükümet değil mi?
Bölge insanı ile Ak Parti'nin kurduğu iletişim tam da böyle bir zımni uzlaşmayı ihtiva etmiyor mu? Hükümet, bir askeri operasyona, bölgedeki insani hamlenin önünü kesmeye devam eden terör olgusunu izale etmek için girişmiş olamaz mı?
Bir askeri operasyon için bütün dünyada müthiş bir diplomatik çaba sergiledikten sonra, işin bir kere daha aynı kısır döngüye sürüklenmesini kabul edebilir mi? Ortadoğu gibi, yarın ne olacağı belli olmayan ve zaten bataklığa dönmüş bir coğrafyada, Türkiye için en büyük tehlikenin, sınırlarında güvenlik sancısı yaşamak olduğu bilinirken, ve Hükümet, daha yola çıkarken, "Komşularla sıfır gerilim" politikasını öngörmüşken, bir ayağının terör bataklığında kalmasına razı olur mu? İkinci defa Hükümet görevini üstlenen bir parti, önünde mahalli seçimler dururken, artı bir üçüncü dönem görev üstlenme hesabı yaparken, bölge ile kurduğu iletişimde yara açacak bir "komplo" ya izin verir mi?
Buna izin verirse "Akılsızlığına doyma" diye bir karşılık göreceğini bilmez mi? Ekonomik alanda boğuşan bir Hükümet, bölgenin ekonomiye sürekli kan kaybettiren bir durumda kalmasını kabul edebilir mi? Hükümet, bölge halkı ile kurduğu iletişimin, askeri bir yaklaşımla mümkün olmadığını, bunda daha çok "moral ilişki"nin etkili olduğunu, artı, bölge halkının Hükümetten Ankara (yani Devlet) adına "insani bir hamle" beklediğini bilirken, operasyonun hemen ardından, hatta operasyona paralel biçimde, bölgeye yoğun bir insani hamle yapmaması mümkün mü?
Ve bir de şu: Bunca operasyonu yapacaksınız, ondan sonra da terör örgütünün, bölgede - dünyada yeniden toparlanmasına göz yumacaksınız. Oradan kaçanlar, Avrupa'da, Afrika'da, bilmem nerede yuvalanacak, toparlanıp yeniden saldıracaklar? Bunun adına ne denir? Bütün bunları, Asker'in "Sadece askeri operasyon yetmez, terörle mücadele sosyal, kültürel, ekonomik hamlelerle paralel yürütülmeli" gibi bir temel yaklaşımının ışığında düşünürsek, işin varıp, hükümetin basiretine kaldığı açık açık görülecektir.
Hükümet bütün bunları ıskalarsa, o başta işaret ettiğimiz "kuşku"lar için uygun bir zemin oluşabilir. Ama hükümetler en hayati meseleleri "ıskalamak" için kurulmaz. "Harekat durdu" iddiasından sonra başlıktaki soruya yeniden gelirsek şu söylenebilir: -Evet 26'ncısı olabilir, ama birbirini besleyen süreçler halinde... Çünkü bu sürecin terörü bitirme süreci olması kaçınılmazdır. 01.Mart.2008 08:50:46 |
|
|