EN SON HABER: (00:01) İşte mahkeme raportörünün görü...     EURO: 1,9390 - 1,9410    DOLAR: 1,2540 - 1,2550
 

DANIŞTAY KARARINDA BİR BAŞKA BOYUT



Danıştay, anayasal açıdan zorunlu olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleriyle ilgili bir karar verdi.

Kararda, AİHM'nin bu yöndeki kararına da atıfta bulunarak, bu muhtevası içinde, Alevi çocuklarının bu derslere girmesinin zorunlu olmadığına hükmetti.

Medya, tabii olarak kararın bu yönünü öne çıkardı. Velileri istemediği takdirde Alevi ailelerin çocukları Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine girmeyebilecek. Kararın bu boyutu şüphesiz çok önemli. Ama ben, kararın bir başka boyutunu da, en az bu boyutu kadar önemli buluyorum. Aslında o boyut, AİHM'nin kararında da vardı ama o zaman da es geçildi. Peki o boyut ne? O boyut, hem AİHM'nin hem Danıştay'ın, "Aile tercihi"ne vurgu yapması...

Kararın gerekçesinde aynen şu ifadeler yer alıyor: "Devletin, eğitim ve öğretimle ilgili olarak üzerine düşen görevleri yerine getirirken, müfredatta yer alan bilgilerin nesnel ve çoğulcu bir şekilde aktarılmasına dikkat etmesi ve ebeveynlerin dini ve felsefi kanaatlerine saygı göstermesi gerekmektedir." Şu cümleyi bir kere daha okuyalım:

"Devletin, eğitim ve öğretimde üzerine düşen görevleri yerine getirirken .........ebeveynlerin dini ve felsefi kanaatlerine saygı göstermesi gerekmektedir." Bu cümleye kim itiraz edebilir? Demokratik bir ülkede, bundan daha tabii ne olabilir? İşin özeti "Devlet eğitim işinde toplumun dini ve felsefi kanaatlerine özen göstersin" ise bundan ala yaklaşım mı olur? Ama hadi gelin, Türkiye'de bu ilkenin nasıl işlediğine bir bakalım. Bu yargı hükmü, "Alevi" bir vatandaşımızın başvurusu üzerine oluştu.

AİHM'nin bu yöndeki kararı da, yine bir alevi vatandaşımızın başvurusu üzerine oluşmuştu. Peki aynı başvuruyu "Sünni" bir vatandaşımız yapsaydı AİHM'den ve Danıştay'dan aynı yönde bir karar çıkar mıydı? 8 yıllık kesintisiz eğitimin mantığı tam da şu yargı kararının mantığının yüzde yüz tersi değil midir? Yani; -Devlet alsın vatandaşın çocuğunu, 15 yaşına, yani buluğ yaşına kadar eğitsin, kendi değerlerini empoze etsin ve devlet şablonuna göre biçimlenmiş bir insan tipi ortaya çıksın.

Kur'an eğitiminin verilmesi için bile yaş sınırı konmadı mı bu süreçte? Bu mantığın biraz arkasında da şu derin yaklaşım durmuyor mu? Çocukların hangi değerlerle eğitileceğinin tercihini ana-babaya bırakırsan onu ya davulcuya verirler, ya zurnacıya....

Türkiye'de eğitim, başlı başına toplumu dönüştürmenin, yani ana-babaların dini inanç ve felsefi kanaatlerini yeniden biçimlendirmenin, o olmayacaksa, en azından çocukları onların etkisinden kurtarmanın bir vasıtası değil mi? Hadi soralım: Bugün bir ebeveyn çıkıp, "Ben sizin 8 yıllık zorunlu eğitim sürecinde verdiğiniz kimlik, kişilik değerlerini sağlıksız buluyorum. Benim dini ve felsefi kanaatlerim bunları onaylamıyor" diyebilir mi? Ya da böyle bir dava yargıda nasıl sonuçlanır?

Bir okuyucum aradı. "Karma eğitim sebebiyle ben kızımı ilköğretime göndermek istemiyorum" dedi. Ne yapıyoruz bu durumda?

İyi, madem ebeveyn olarak istemiyorsunuz, sizin için daha uygun formüller üretelim mi diyoruz? Hayır! Ne yapıyoruz? Çatır çatır ceza kesiyoruz. Karma eğitimi dayatıyoruz. Müfredatımızı dayatıyoruz.

Amerika'da bile karma eğitimden vazgeçiliyor şeklindeki haberler, bizdeki tabucu zihniyet için hiçbir anlam taşımıyor.

Bu "ebeveyn tercihi" noktasında çok önemli bir başka husus daha var. O da başörtüsü yasağı ile ilgili. Genel saplantı "Başörtüsü üniversitede serbest olsun, orta öğretimde olmasın" şeklinde değil mi? Peki neden? Mantığı ne bunun? Mantık şu: Üniversiteye gelen bir genç kız, kendi kararını verebilir.

Oysa orta öğretimde "aile baskısı" olur. Kız çocuklarını aile baskısından korumak için, orada başörtüsü yasağı sürmeli. Çarpık denkleme bakın: Toplumun bir kesimi söz konusu olduğunda "Aile tercihine saygı" diye formüle edilen şey, diğer toplum kesimi söz konusu olduğunda "Aile baskısına hayır" a dönüşüyor. Devletin misyonu bazı çocukları ana baba baskısından kurtarmak, bazılarının ise ana baba tercihine saygı göstermek şeklinde ortaya çıkıyor.

Bu çarpık mantık, Avrupa'da pişiyor, bize düşüyor. Bu mantıkla Sünni ailenin "değer aktarımı" tamamen devletin tekeline giriyor. Avrupa'da, bu işin taa derinliklerinde "İslam karşıtlığı"nın bulunduğunu düşünmek yanlış değil. Peki Türkiye'de ne var bu işin derinliklerinde? İslam'ı nereye koyacağız, sorusu var. Ne kadar İslam olmalı sorusu var. Laikliğin hangi İslam'a izin verdiği sorusu var. Yani derin, çok derin kuşku var... Bu durumda Türkiye'nin hayati sorusu şu:

Niye kuşku duyuyoruz toplumun İslam'la ilişkisinden ve tüm sistemi, neden bu kuşku üzerine bina ediyoruz? Son söz: Ben Alevi ailelerin hassasiyetlerine saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum. Ama aynı şekilde Sünni ailelerin hassasiyetlerine de saygı duymak, hem hukuk devletinin ve hem demokrasinin gereğidir.


06.Mart.2008 08:27:23
yorum yaz gönder yazdır oy ver
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[1 adet yorum gelmiştir]    
hami 06.Mart.2008 12:41:16
danıştay sen işini yap
danıştay anayasa mahkemesi anayasadan çıkarılsın kapatılsın
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Mayıs 09 AB İLE YANLIŞ DANS
Mayıs 07 AKP NEYE HAKİM?
Nisan 29 ÜZMEZ KİMİ BAĞLAR?
Nisan 23 CHP DEMOKRAT OLABİLİR Mİ?
Nisan 18 ABUKLUKLAR SÜRECİ
Nisan 12 İKİ KİŞİNİN ÖZEL SINAVI
Nisan 11 ÜÇ GENERALE ÇAĞRI
Nisan 10 BARROSO’YU DA KAPATALIM!
Nisan 08 ORDU NE DÜŞÜNÜYOR?
Nisan 05 BİZ BUNU NEDEN YAPTIK?
Nisan 04 MUHAFAZAKÂR KİTLELER DÖVÜLÜNCE...
Nisan 03 İDDİANAME VE SAVUNMA
Mart 26 AYM NASIL KURTULUR?
Mart 25 ERGENEKON'UN DERİNLİĞİ
Mart 22 “....MİLLET TEFERRUATTIR”
Mart 21 SAVUNMA STRATEJİSİ
Mart 20 VAZİYET-İ UMUMİYE DEYİNCE...
Mart 13 SENARYO MU ÇÖZÜM ARAYIŞI MI?
Mart 11 DEMİREL STANDARDI
Mart 08 OLMAZLARI KONUŞMAK...
Mart 07 SARIKAMIŞ'TAN KIBRIS'TAN BUGÜNE...
Mart 06 DANIŞTAY KARARINDA BİR BAŞKA BOYUT
Mart 05 ASKERİ BOYUTTAN DAHA ZOR OLAN...
Mart 01 26'NCISI OLACAK MI?
Şubat 29 DİN FAKTÖRÜ
Şubat 28 ÖCALAN SÜRECİ
Şubat 27 KEŞKE, KEŞKE, AMA...
Şubat 26 DTP-PKK KÖRLÜĞÜ
Şubat 23 OPERASYON REHAVETİ VE TEHLİKE
Şubat 22 MECLİS'E YOKLUK MÜHRÜ MÜ?
Şubat 21 BU YASAK SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?
Şubat 20 AK PARTİ'YE MESAFELİ DURUNCA...
Şubat 19 GERİLİM KİMİN İŞİNE YARAR?
Şubat 16 ASLA VE KAT'A!
Şubat 15 DEMİREL- CİNDORUK: ARAFTAKİLER
Şubat 12 CHP ARTI...
Şubat 09 FATMA NİNE'NİN SAÇININ TELİ
Şubat 08 'YASAK’TAN BAŞKA BİR SÖZ
Şubat 07 MİLLET LAİKLİK YORUMU YAPABİLİR Mİ?
Şubat 06 OSMAN ŞİRİN'İ VE BAYKAL'I DİNLERKEN...
Şubat 02 LAİK ŞEYHÜLİSLAMLAR
Şubat 01 GÜLÜNÇLÜĞÜ SORGULARKEN...
Ocak 31 REKTÖRLER VAK’ASI
Ocak 30 ATATÜRK'Ü KORUMAK!
Ocak 29 YA BU ÇETEYE NE DERSİNİZ?
Ocak 26 HANGİ "DERİN"LİKLE BOĞUŞUYORUZ?
Ocak 25 DERİN DEVLET BU MU?
Ocak 24 MHP VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 22 ASKER VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 19 HANGİ SEMBOLE KARŞISINIZ?
Ocak 18 ÇOK AYIP ALİ KIRCA!
Ocak 17 ÇARPITMA VE KIŞKIRTMA
Ocak 16 SİYASİ SİMGE VEYA DEĞİL
Ocak 12 SİYASİ ÇÖZÜM NE?
Ocak 11 ALEVİ SORUNUNU KİM ÇÖZECEK?
Ocak 10 BİR TEKLİF
Ocak 08 KAOSUN GÖBEĞİNDE DTP
Ocak 05 AMERİKA İLE EŞİT İLİŞKİ
Ocak 04 EN AZ 10 YIL DAHA MI?
Ocak 03 FAZIL SAY'IN MİLİTAN ÜSLUBU
Ocak 01 HELE ŞÜKÜR!
Aralık 29 TÜRKİYE’DEN PAKİSTAN’A BAKARKEN...
Aralık 28 KUNDAKLANAN ARAÇLAR KİMİN?
Aralık 27 O ZİHNİYETLE OLMAZDI
Aralık 26 KAÇ KİŞİ ÖLMELİYDİ?
Aralık 25 KİM SÖYLEMİŞ BUNLARI?
Aralık 22 YİĞİDİ ÖLDÜR, HAKKINI YEME
Aralık 18 DTP MESAJI ALDI MI?
Aralık 14 CHP’Yİ ELE GEÇİRECEKLER!
Aralık 12 TAM ZAMANI DİYORUM, ÇÜNKÜ...
Aralık 11 HEPİMİZ ÖKSÜZÜZ
Aralık 07 DEMİREL BİLE GEÇSE
Aralık 06 İFLAH OLMAZ BİR YOL
Aralık 05 BAŞÖRTÜSÜ: ANKETİN DOĞRU YORUMU
Aralık 04 AH BU JURNALLER
Kasım 30 İÇKİSİZ OLMAZ ABİ
Kasım 28 ŞİDDET VE KALP GÖZÜ
Kasım 27 ASKERİ YAKLAŞIM TEKLİYOR
Kasım 23 ZAMANLAMA
Kasım 22 'TEK'LERİN İRDELENMESİ...
Kasım 20 MUŞ-DİYARBAKIR HATTINDA İKİ GÜN
 



İşte mahkeme raportörünün görüşü
Böyle memur görülmedi!
Erdoğan seçilir, Gül Kalır
Tesettüre girmedim ama...
Bu kadarına da pes artık!
İşte T.Ö'nün yeni kanalının adı !
367'nin mucidine inanılması zor ödül!
Başbakan Hakan'a nasıl takıldı?
Paksüt neden telaşlandı ?
Abdülhamit'in indirilişi kutlanacak
Ahmet Böken
SATILIK DAVA
Son perdeyi izlerken sizin de içiniz kalktı mı?
Fatih Akalan
BİR “KADEH” YALAN
Hürriyet'in manşeti üzerine
Erhan Topal
PABUCU DAMA ATILMAYAN KAÇ KİŞİ VAR?
Dünya bir ekonomik bunalım içinde. Kriz senaryolarının ardı arkası kesilmiyor.
Bülent Korucu
PAKSÜT OLAYININ ÖNEMLİ AYRINTILARI
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, gündeme bomba gibi düştü.
Mehmet Altan
KRİPTO ŞİFRELERİ
Kripto, Fransızca bir kelime...
Şamil Tayyar
YSK BAŞKANI AÇIKLADI
Önceki gün AK Parti hakkındaki kapatma davasına bağlı olarak oluşacak siyasi senaryoları yazmıştım.
Tamer Korkmaz
DEVRİMCİ GENÇLERE BOMBA ATTIRANLAR
Deniz Gezmiş idamı hak edecek bir suç işlememiş olabilir ama Gezmiş bir milli kahraman da değildir.