EN SON HABER: (00:01) İşte mahkeme raportörünün görü...     EURO: 1,9390 - 1,9410    DOLAR: 1,2540 - 1,2550
 

SARIKAMIŞ'TAN KIBRIS'TAN BUGÜNE...



1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nda Türk Silahlı Kuvvetleri isteseydi Ada'nın tamamını işgal edebilirdi.

Hatta o günlerde, "Ada'nın tamamı işgal edilirse, sonradan pazarlık gereği çekilmek zorunda kalırsak, daha geniş bir pazarlık marjı bulunur" gibi makul düşünceler de seslendirilmişti.

Yanlış bilmiyorsam, Başbakan Yardımcısı Erbakan da bu görüşteydi. Muhtemelen askerin içinde de bu görüşü benimseyen komutanlar vardı. Ama harekât, bir noktada durduruldu. Sebebi gayet açıktı: Uluslararası denklem, daha ilerisine gitmeye imkân vermemişti. Uluslararası denklem deyince de akla başta Amerika ve Avrupa'nın geldiği bilinmekteydi. Ayrıca Başbakan Ecevit, gene uluslararası kamuoyunu dikkate alarak, harekâtın adını "Barış Harekâtı" koymuş ve Türkiye'nin Ada'yı işgal gibi bir niyetinin bulunmadığını açıklamıştı. Buna rağmen, harekâttan sonra "Dost Amerika"nın ambargosu gelecek ve Türkiye, uzun süre bunun bedelini ödeyecekti. Bugün de bu bedel AB ile ilişkilerde ödenmeye devam ediliyor.

Şu bir gerçek: Bütün askeri harekâtlar, sadece "askeri yapabilirlik"le değil, harekâtın diplomatik yansımalarını da hesap etmek zorunda. Çünkü savaş ile diplomasi arasındaki ilişki, ihmal edilmez bir ilişkidir. Bu açıdan bakıldığında Kuzey Irak harekâtı ile ilgili "siyasi hedefler" konusunda muhalefetin "parça bırakma" yaklaşımları uçuk değerlendirmeler olarak kalıyor.

Türkiye, Sarıkamış'ta donarak can veren askerlerini hiçbir zaman unutmamıştır. Hayali hedeflerle, gerçeklerin çatışmasının kazdığı mezardır Sarıkamış. Bir soru: Kış ortasında ve yoğun kar-tipi içinde yapılan Kuzey Irak harekâtı üç-beş gün daha sürse ve harekâta katılan askerlerden onu, yirmisi, yüzü değil, şöyle birkaçı hayatını soğuktan donarak kaybetse idi, bunun Türkiye'deki yansımaları ne olurdu? Bunun bedeli, hükümete ve askere mi kesilirdi, yoksa "İçeride parça kaldı, gidince işi bitirmeliydik" diyenlere mi? -Harekâtın siyasi sorumluluğu hükümetin üzerindedir, bu doğru.

Ama, bu işin bütün safhalarının Hükümet- Asker birlikteliği ile yürütüldüğü, özellikle harekâtın sevk ve idaresinin Asker'de olduğu da biliniyor. Sonuçta, askeri harekâtla ilgili muhalefet çıkışlarının varıp Askeri hedef alması da kaçınılmaz. Bu durumda Asker'in, suçlamaları üzerine alması ve cevaplaması neden yadırgansın? Hele "Amerika istedi ve çekildiniz" şeklindeki bir suçlamayı, gerçeğin bununla hiç alakası bulunmadığını biliyorsanız, neden reddetmeyeceksiniz? -İş, "Sen sus, biz hükümetle hesaplaşalım" noktasına geliyor. Hesap şu:

"Ortada 'Amerikan densizliği' ile gerçekleşen sakil bir görüntü var, biz buradan hükümeti yiyebilir, harekâtın başarısının hükümete artı puan getirmesine engel olabiliriz." Diğerleri, yani "İçeride parça kaldı" ya da "PKK'ya itibar kazandırdınız" suçlamaları fasaryaydı. Fasarya ama uçuk hayalleri kullanan bir fasaryaydı. Bu hesabı, Genelkurmay Başkanı "Üniformamı çıkarırım" gibi çarpıcı bir restle bozdu. Bütün kızgınlık buna... Muhalefet şuna mı inanıyor: "Amerika hükümete baskı yaptı, hükümet de Askere baskı yaptı ve Asker, daha ileri gidebilecekken çekildi!"

Bu mu iddia? Bu iddiayı sadece hükümet yalanlasa yeterli olur muydu? Askeri harekâtın amacını yok edecek nitelikte bir baskı olur da, Asker bir şey söylemez miydi? O askerin komutanı, siyasi iradenin zaafına kurban mı verirdi emrindekileri? Bu hükümet için nasıl düşünülebilir, Asker için nasıl düşünülebilir? -Asker, muhalefetin, harekâtla ilgili yanlış hesabını boşa çıkardı.

Bunu, herkes bilir ki, AK Parti'yi ve hükümeti kurtarmak için yapmış olamaz. Burada Asker'in hükümetten çok kendini savunma hissi ile hareket ettiği açıktır. Ama kendini savunurken, hükümetle ilgili iddiaların da boşa çıktığı ve muhalefetin açık düşme gibi bir konuma sürüklendiği bir vakıadır. -Ya demokratik bir zeminde Askermuhalefet çatışması nasıl bir şey? Tabii ki olmaması gereken bir şey. Hele muhalefet partilerini "Seviyesiz, hainlerden daha zararlı" gibi ithamlara maruz bırakmak yenir yutulur değil. Ama Türkiye'de olağan bulunuyor. "Olağan"lık, TSK'nın, rejimle ilgili çıkışlarıyla meşrulaştırılmış bir durum idi. Ve genellikle, "iktidar"a ve "Sağ iktidarlar" a karşı meşrulaştırılırdı.

AK Parti hükümetine karşı bir "Asker tavrı"nın sotada durması da olağan karşılanmıştı. Son hadisede farklı olan, MHP ile, daha çok da CHP ile ilişkilerin sarpa sarmasıdır. Ve belki bundan da daha sarsıcı görülen, AK Parti ile Asker ilişkilerinin "Düzelme" ihtimali taşıyacak gibi görülmesidir. Bazı sütunlarda "Fazla kimsemiz yok..." gibi ağıt-öfke karışımı yazılar görüyorum: "Son olaylar-tartışmalar bize bir şey öğretti" diye başlayıp "Kimsemiz yok"a geliyor köşeler.

"Orduyu bile kaybettik, kimsemiz yok" gibi okunacak satırlar bunlar. Vaktiyle, Org. Özkök döneminde de ağıt-öfke karışımı yazılar çıkardı. İktidarı dövmesi beklenen Genelkurmay Başkanı, "Demokratik takılmış" ve hazmedilememişti. "Genç subaylar" rahatsızlanmıştı! Bugün iyi bir noktadayız. CHP'nin de "Askersiz siyaset"e yelken açacağı zamanların ümidini besleyebiliriz. Yaşadığımız şey, herhalde bir musibet-bin nasihat meselesi gibi bir durum olmalı.


07.Mart.2008 08:33:29
yorum yaz gönder yazdır oy ver
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Mayıs 09 AB İLE YANLIŞ DANS
Mayıs 07 AKP NEYE HAKİM?
Nisan 29 ÜZMEZ KİMİ BAĞLAR?
Nisan 23 CHP DEMOKRAT OLABİLİR Mİ?
Nisan 18 ABUKLUKLAR SÜRECİ
Nisan 12 İKİ KİŞİNİN ÖZEL SINAVI
Nisan 11 ÜÇ GENERALE ÇAĞRI
Nisan 10 BARROSO’YU DA KAPATALIM!
Nisan 08 ORDU NE DÜŞÜNÜYOR?
Nisan 05 BİZ BUNU NEDEN YAPTIK?
Nisan 04 MUHAFAZAKÂR KİTLELER DÖVÜLÜNCE...
Nisan 03 İDDİANAME VE SAVUNMA
Mart 26 AYM NASIL KURTULUR?
Mart 25 ERGENEKON'UN DERİNLİĞİ
Mart 22 “....MİLLET TEFERRUATTIR”
Mart 21 SAVUNMA STRATEJİSİ
Mart 20 VAZİYET-İ UMUMİYE DEYİNCE...
Mart 13 SENARYO MU ÇÖZÜM ARAYIŞI MI?
Mart 11 DEMİREL STANDARDI
Mart 08 OLMAZLARI KONUŞMAK...
Mart 07 SARIKAMIŞ'TAN KIBRIS'TAN BUGÜNE...
Mart 06 DANIŞTAY KARARINDA BİR BAŞKA BOYUT
Mart 05 ASKERİ BOYUTTAN DAHA ZOR OLAN...
Mart 01 26'NCISI OLACAK MI?
Şubat 29 DİN FAKTÖRÜ
Şubat 28 ÖCALAN SÜRECİ
Şubat 27 KEŞKE, KEŞKE, AMA...
Şubat 26 DTP-PKK KÖRLÜĞÜ
Şubat 23 OPERASYON REHAVETİ VE TEHLİKE
Şubat 22 MECLİS'E YOKLUK MÜHRÜ MÜ?
Şubat 21 BU YASAK SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?
Şubat 20 AK PARTİ'YE MESAFELİ DURUNCA...
Şubat 19 GERİLİM KİMİN İŞİNE YARAR?
Şubat 16 ASLA VE KAT'A!
Şubat 15 DEMİREL- CİNDORUK: ARAFTAKİLER
Şubat 12 CHP ARTI...
Şubat 09 FATMA NİNE'NİN SAÇININ TELİ
Şubat 08 'YASAK’TAN BAŞKA BİR SÖZ
Şubat 07 MİLLET LAİKLİK YORUMU YAPABİLİR Mİ?
Şubat 06 OSMAN ŞİRİN'İ VE BAYKAL'I DİNLERKEN...
Şubat 02 LAİK ŞEYHÜLİSLAMLAR
Şubat 01 GÜLÜNÇLÜĞÜ SORGULARKEN...
Ocak 31 REKTÖRLER VAK’ASI
Ocak 30 ATATÜRK'Ü KORUMAK!
Ocak 29 YA BU ÇETEYE NE DERSİNİZ?
Ocak 26 HANGİ "DERİN"LİKLE BOĞUŞUYORUZ?
Ocak 25 DERİN DEVLET BU MU?
Ocak 24 MHP VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 22 ASKER VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 19 HANGİ SEMBOLE KARŞISINIZ?
Ocak 18 ÇOK AYIP ALİ KIRCA!
Ocak 17 ÇARPITMA VE KIŞKIRTMA
Ocak 16 SİYASİ SİMGE VEYA DEĞİL
Ocak 12 SİYASİ ÇÖZÜM NE?
Ocak 11 ALEVİ SORUNUNU KİM ÇÖZECEK?
Ocak 10 BİR TEKLİF
Ocak 08 KAOSUN GÖBEĞİNDE DTP
Ocak 05 AMERİKA İLE EŞİT İLİŞKİ
Ocak 04 EN AZ 10 YIL DAHA MI?
Ocak 03 FAZIL SAY'IN MİLİTAN ÜSLUBU
Ocak 01 HELE ŞÜKÜR!
Aralık 29 TÜRKİYE’DEN PAKİSTAN’A BAKARKEN...
Aralık 28 KUNDAKLANAN ARAÇLAR KİMİN?
Aralık 27 O ZİHNİYETLE OLMAZDI
Aralık 26 KAÇ KİŞİ ÖLMELİYDİ?
Aralık 25 KİM SÖYLEMİŞ BUNLARI?
Aralık 22 YİĞİDİ ÖLDÜR, HAKKINI YEME
Aralık 18 DTP MESAJI ALDI MI?
Aralık 14 CHP’Yİ ELE GEÇİRECEKLER!
Aralık 12 TAM ZAMANI DİYORUM, ÇÜNKÜ...
Aralık 11 HEPİMİZ ÖKSÜZÜZ
Aralık 07 DEMİREL BİLE GEÇSE
Aralık 06 İFLAH OLMAZ BİR YOL
Aralık 05 BAŞÖRTÜSÜ: ANKETİN DOĞRU YORUMU
Aralık 04 AH BU JURNALLER
Kasım 30 İÇKİSİZ OLMAZ ABİ
Kasım 28 ŞİDDET VE KALP GÖZÜ
Kasım 27 ASKERİ YAKLAŞIM TEKLİYOR
Kasım 23 ZAMANLAMA
Kasım 22 'TEK'LERİN İRDELENMESİ...
Kasım 20 MUŞ-DİYARBAKIR HATTINDA İKİ GÜN
 



İşte mahkeme raportörünün görüşü
Böyle memur görülmedi!
Erdoğan seçilir, Gül Kalır
Tesettüre girmedim ama...
Bu kadarına da pes artık!
İşte T.Ö'nün yeni kanalının adı !
367'nin mucidine inanılması zor ödül!
Başbakan Hakan'a nasıl takıldı?
Paksüt neden telaşlandı ?
Abdülhamit'in indirilişi kutlanacak
Ahmet Böken
SATILIK DAVA
Son perdeyi izlerken sizin de içiniz kalktı mı?
Fatih Akalan
BİR “KADEH” YALAN
Hürriyet'in manşeti üzerine
Erhan Topal
PABUCU DAMA ATILMAYAN KAÇ KİŞİ VAR?
Dünya bir ekonomik bunalım içinde. Kriz senaryolarının ardı arkası kesilmiyor.
Bülent Korucu
PAKSÜT OLAYININ ÖNEMLİ AYRINTILARI
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, gündeme bomba gibi düştü.
Mehmet Altan
KRİPTO ŞİFRELERİ
Kripto, Fransızca bir kelime...
Şamil Tayyar
YSK BAŞKANI AÇIKLADI
Önceki gün AK Parti hakkındaki kapatma davasına bağlı olarak oluşacak siyasi senaryoları yazmıştım.
Tamer Korkmaz
DEVRİMCİ GENÇLERE BOMBA ATTIRANLAR
Deniz Gezmiş idamı hak edecek bir suç işlememiş olabilir ama Gezmiş bir milli kahraman da değildir.