|
FATURA GENÇ TİYATROCULARA KESİLDİ 
Devlet Tiyatrolarında görevini yapmayan yöneticiler genç oyunculara ceza yağdırıp nasıl işin içinden sıyrıldı ?
Hatırlayacaksınız Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun Rize’de oynadığı ‘Düğün ya da Davul’ isimli oyun kamuoyunda büyük tepki toplamıştı. Oyunda Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanına hakaret içeren sözler sarf edilmişti. Başbakanın memleketi Rize’de sahneye konulan oyuna başta Rize Valisi ve Rizeliler olmak üzere bütün Türkiye’den tepki yağmıştı. Her gün yeni bir skandalın patlak vermesiyle zaten zor durumda olan Genel Müdür bu olayla ilgili hemen soruşturma başlattı. Ve o soruşturma sonuçlandı. Oyunu sahneye koyan Trabzon Devlet Tiyatrosu müdürü başta olmak üzere oyunun yönetmeni ve oyuncular kınama ve uyarı cezaları aldılar. ‘Düğün ya da Davul’ skandalının faturası sanata gönül verdikleri için kalkıp Trabzon’a giden, bir ideal için oralarda çalışan, ter döken, çoğu da genç oyunculara kesildi. İş kapandı, genel müdür rahat bir nefes aldı. Ama öyle değil. Devlet Tiyatrolarında yapılan usulsüzlükleri, adam kayırmaları, skandalları bir bir ortaya çıkardık. Devlet Tiyatrosunun bu kadar içine girmişken şimdi Trabzon’da görev yapan oyuncuları savunmaz, gerçekleri ortaya koymazsak bu haksızlık olur. Görevini tam anlamıyla yapmayanların yüzünden bu işin cezasını Trabzon’daki oyuncular çekecek.
Gerek Devlet Tiyatroları çalışanlarının görev ve yetkilerini belirleyen kanuna gerekse teamüllere göre ‘Düğün ya da Davul’ oyunu olayının sorumluları Genel müdür ve başrejisördür. Niçin mi ?
Çünkü; Devlet Tiyatrolarının kuruluşundan bu yana işleyiş olarak sahneye konulan bütün oyunlardan başrejisör bizzat sorumludur.
İşte yasada başrejisörün görevini belirten madde:
“Genel Müdürlükçe oynanmasına karar verilen oyunların, rejisörlerinin seçiminde, rol dağıtım listesinin hazırlanmasında Genel Müdüre yardımcı olur. Tüm oyunların prova ve temsillerini izleyerek gerekli değerlendirmeleri yapar ve Genel Müdüre sunar. Rol dağılım listesinde görevlileri belirler.”
Görüldüğü gibi başrejisörün görevleri arasında “tüm oyunların prova ve temsillerini izleyerek gerekli değerlendirmeleri yapmak ve Genel Müdüre sunmak” diye bir madde var.
Oyuncu yönetmenin dediğini yapmak zorundadır. Yönetmenin onay vermediği hiçbir şeyi sahneye koyamaz. Devlet Tiyatrolarının Genel Müdürü ise aynı zamanda Genel Sanat Yönetmenidir. Yani en tepedeki yönetmen.
Devlet Tiyatroları Yönergesinin 6. maddesi “her türlü idari-sanatsal işlerin birinci derece sorumlusu genel müdürdür” diyor.
Genel Müdürün en önemli sorumluluklarından biri sahnelenecek oyunların son genel provalarını izlemek ve oynanmasını uygun görmediği oyunlara müdahale etmektir. Bunu genel müdür işlerinin yoğunluğu vesaire gibi sebeplerle yapamıyorsa başrejisör bu işin yasal sorumlusudur. Başrejisör oyunla ilgili kanaatini genel müdüre aktarır ve son onay makamı genel müdürdür. Kısacası ondan habersiz tiyatro sahnesinde sinek uçamaz.
Hatırlayalım Trabzon olayında ilk açıklama; oyunun uzun zamandır bu şekilde yani ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakana hakaret içeren sözlerle oynandığı’ şeklindeydi. Yani bu planlı bir hareketti ve provalarda da bu şekilde oynanmıştı. İşte asıl ceza alması gerekenleri ortaya koyan sorular ?
Genel müdür sorumluluk gereği son provayı izleyip oyuna onay verdi mi ? Yasal olarak oyunu izlemesi gereken başrejisör son provayı izleyip durumu genel müdüre bildirdi mi ? Bu iki isim üzerlerine düşeni yaptı mı ? Genel müdür ya da başrejisör son provayı izledilerse onay verdiler mi ? Onay verdilerse asıl sorumlu kim; oyuncu mu onay veren mi ? Onay vermedilerse niçin başbakana hakaret bölümlerini oyundan çıkarttırmadılar ?
Bütün bu sorulara göre ortaya iki sonuç çıkıyor ve ikisi de genel müdürü bağlıyor. Birincisi genel müdür ya da başrejisör görevlerini yapıp son provayı izlemediler. İkincisi; izleyip söz konusu ifadelerde bir mahsur görmediler. Ortadaki görüntü genel müdürün bu olaydan haberi olması gerektiğini gösteriyor.
Hafızamızı biraz daha zorlayalım. Geçen yılki resmi koordinasyon toplantısında başrejisör Mustafa Kurt’a nasıl hakaretler yapıldığını hatırlıyoruz. Çünkü başrejisör, eski Bakan Atilla Koç tarafından göreve getirildi. Dolayısıyla genel müdür başrejisörle neredeyse hiç görüşmüyor. Yoksa genel müdür başrejisörün bölgelere gidip görevini yapmasına izin vermiyor mu ? Bu soru boş bir soru değil.
Böyle bir durumda başrejisör oyunları izlemeye gidemiyorsa sahneye konulan oyunları kim kontrol ediyor ? Cevap: Kimse. Bu işin tek sorumlusu her halükarda yine genel müdür olarak karşımıza çıkıyor.
Şimdi niçin fatura Trabzon’un idealist genç oyuncularına kesiliyor ? Zaten mesleklerinin tırmanma noktasındaki bu insanlara yazık değil mi ? Onların suçu İstanbul’da dizi peşinde koşturmayıp oyun sahneye koymak mı ?
Görülüyor ki asıl görevini yapmayan genel müdür bu işten Trabzon ekibine ceza yağdırarak tereyağından kıl çeker gibi sıyrılmıştır. Olan, yönetmenin dediğini yapmaktan başka bir sorumlulukları olmayan, Trabzon Devlet Tiyatrosunun, canla başla çalışan, genç tiyatro sanatçılarına oldu. Göz göre göre genç DT oyuncularının hakkı yenmiştir.
Bu; olayın bir yönü. Diğer yönüyse bu oyuncular mağdur edilirken bu duruma tepki göstermesi gereken Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği DETİS’in sessizliğe bürünmesidir. Görevleri olmayan her konuya maydanoz olan, miting meydanlarında kürsü organizatörlüğü yapan, başörtüsünü protesto eden, inançlı insanlara hakaretler yağdıran, tiyatrocuların problemlerini şarap partilerinde çözmeye kalkan DETİS nerede ? Ceza alan bu oyuncular Devlet Tiyatrosu Sanatçısı değil mi ? Maalesef, Devlet Tiyatrosundaki statükonun bir parçası haline gelmiş olan DETİS de genç oyuncuları görmezden gelmiş ve haksız yere ceza almalarına göz yummuş, genel müdürün safında yer almıştır.
Maalesef, Devlet Tiyatroları bugün geldiği noktada, Anadolu’daki oyuncularını gözünü kırpmadan harcayabilecek kadar acımasız bir iktidar hırsına esir olmuştur.
08.Mart.2008 14:00:49 |
|
|