EN SON HABER: (00:01) İşte mahkeme raportörünün görü...     EURO: 1,9390 - 1,9410    DOLAR: 1,2540 - 1,2550
 

DEMİREL STANDARDI




Demirel'in önerdiği model, İslam'ın kısıtlamaları kabul ettiği, Müslümanların da kısıtlanmış bir İslam'a razı olduğu modeldir.


Demirel, ezanın Türkçe okutulduğu ve dindar insanların "Ezan asli ifadeleriyle okunsun" talebinde bulunduğu zamanlarda bir politikacı olsaydı acaba ne derdi? Şöyle bir şey mi mesela? -Arapça ezan şeriat arayanların aracı. Şimdilerde "Türban" için seslendiriyor bu söylemi: Dediği şu: "Türban denilen hadise aslında tesettürün örtünmenin başlangıcıdır.

Örtünme dediğimiz hadise ise birtakım İslami cereyanların amacına göre kadının dört duvar arasında muhafazasının şartlarındandır. "Türbanı İslam'ın şartı haline getirirseniz bugün uyulmayan o kadar çok husus var ki, onları da teker teker istemek durumunda kalacaksınız.

Uyulmayan hususlardan bir tanesi din ile devletin ayrılmış olmasıdır. Yine bu şeriat arayan İslami cereyanlara göre, din ile devlet ayrılamaz. Dinin kuralları aynen uygulanmak durumundadır. Halbuki dinin birtakım kuralları uygulanmamakta, onun yerine çağdaş hukuk uygulanmaktadır.

Yarın siz, bu uygulanan çağdaş hukukun kurallarına, 'Biz İslam'ı yaşamak istiyoruz, İslam'a uygun değildir' deyip onlara da itiraz edebileceksiniz. Netice itibariyle bu, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin üstüne oturduğu devrime itiraza varabilecek hususları bünyesinde taşır." Demirel'in sözünü epey uzunca aldım, ta ki düşüncesi tam anlaşılsın. Bu sözün özü şöyle anlaşılabilir: -İslam'ı yaşamaya izin verilmek istenirse bu İslam'ın bütünü yaşama talebine kadar varır, bu ise rejimin sonu olur. O zaman ne yapmak lazım?

Devlet, keyfinin istediği şeye izin vermeli, keyfinin istemediğine izin vermemeli. Devlet kim? O günün siyasi, hukuki, askeri yönetim kadroları...

Demirel bu yapının, Demokrasi- Laiklik ve İslam'ın uyum içinde olması anlamına geldiğini ve bu yapının Türkiye'yi İslam dünyası için model kıldığını söylüyor. Oysa bu modelin İslam'ın keyfi biçimde kısıtlanmasını olağan kılan bir model olduğu açık.

Demirel'in önerdiği model, İslam'ın kısıtlamaları kabul ettiği, Müslümanların da kısıtlanmış bir İslam'a razı olduğu modeldir. Ama bu model, aynı zamanda, İslam adına inanç özgürlüğü sorununun sürekli gündeme gelmesi sonucunu doğuran modeldir.

Tek parti döneminde Kur'an öğrenimi için mücadele verilmiştir. Sonraları ezan için mücadele verilmiştir. O dönemde devletin mantığı, tam da, Demirel'in mantığıdır. Devlet, İslam üzerinde her türlü tasarrufta bulunabileceğini düşünmüş, bundan ötesini "irticai talep" diye nitelemiştir.

Ama, aynı devletin, diyelim, çok partili hayat ve Demokrat Parti iktidarı döneminde daha geniş bir inanç özgürlüğü alanı oluşturabileceği ortaya çıkmıştır. Hoş o zaman da, "irticai talep" suçlaması, tek partici zihniyet tarafından devam ettirilmiştir.

Tıpkı bugün Demirel'in söylemi biçiminde. İlginçtir, bugün, Demokrat Parti'nin "Daha geniş inanç özgürlüğü" çizgisini Ak Parti Hükümeti yürütmekte, Demirel de "Tek partici söylem"in reenkarnasyonunu temsil etmektedir. Dün sembol ezandı, bugün başörtüsü...

Demirel mantığının her inanç özgürlüğü talebini "Şeriat arayışı" olarak nitelemesi gerçekten gariptir. Oysa tabii olan şudur: Kurulu bir düzen var. Bu düzen laikliği benimsemiş. Laiklik uygulaması dini alanı ilgilendiriyor. Bütün din mensuplarının, laiklik yorumu ile alakadar olması kadar tabii bir şey olamaz. Lozan'da Türk Temsilci Heyeti "Biz Türkiye'de laik bir düzen kuracağız" dediğinde, İtilaf devletleri temsilcileri ısrarla, bu düzende gayrı müslim azınlıkların özgürlük alanının nasıl düzenleneceğini sormuşlardır. Ve garanti almak istemişlerdir. Ayın soru, neden Müslümanlar için sorulmasın?

Bir Müslümanın İslam'ı en kamil manada yaşamak istemesinden daha tabii ne olabilir? Kurulu düzenin önüne tabii ki talepler sıralanacaktır. Bunun karşısında kurulu düzen, kısıtlamalarını ilan edecektir. Bana göre burada ortaya çıkan talepler ve kısıtlamalar arasındaki uyum veya uyumsuzluk, kurulu düzenin özgürlük kalitesini ortaya koyacaktır. "Teker teker istemek..." Demirel'e göre olmaması gereken bir şey. Bir tehlike...

O zaman istemeyin. O zaman yaşamayın. O zaman budanmış bir dini hayata razı olun! O zaman siz de, kurulu düzenin, toplum değerlerini gözetmeyen bir laiklik uygulaması içinde olduğu yargılamasına razı olun! Ve o zaman, demokrasinin yaralı olduğu yargısına razı olun. Ve o zaman, o şahane bileşim, Demokrasi- Laiklik-İslam ahengi söylemini rafa kaldırın. Yanılıyor muyum?


11.Mart.2008 07:13:12
yorum yaz gönder yazdır oy ver
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Mayıs 09 AB İLE YANLIŞ DANS
Mayıs 07 AKP NEYE HAKİM?
Nisan 29 ÜZMEZ KİMİ BAĞLAR?
Nisan 23 CHP DEMOKRAT OLABİLİR Mİ?
Nisan 18 ABUKLUKLAR SÜRECİ
Nisan 12 İKİ KİŞİNİN ÖZEL SINAVI
Nisan 11 ÜÇ GENERALE ÇAĞRI
Nisan 10 BARROSO’YU DA KAPATALIM!
Nisan 08 ORDU NE DÜŞÜNÜYOR?
Nisan 05 BİZ BUNU NEDEN YAPTIK?
Nisan 04 MUHAFAZAKÂR KİTLELER DÖVÜLÜNCE...
Nisan 03 İDDİANAME VE SAVUNMA
Mart 26 AYM NASIL KURTULUR?
Mart 25 ERGENEKON'UN DERİNLİĞİ
Mart 22 “....MİLLET TEFERRUATTIR”
Mart 21 SAVUNMA STRATEJİSİ
Mart 20 VAZİYET-İ UMUMİYE DEYİNCE...
Mart 13 SENARYO MU ÇÖZÜM ARAYIŞI MI?
Mart 11 DEMİREL STANDARDI
Mart 08 OLMAZLARI KONUŞMAK...
Mart 07 SARIKAMIŞ'TAN KIBRIS'TAN BUGÜNE...
Mart 06 DANIŞTAY KARARINDA BİR BAŞKA BOYUT
Mart 05 ASKERİ BOYUTTAN DAHA ZOR OLAN...
Mart 01 26'NCISI OLACAK MI?
Şubat 29 DİN FAKTÖRÜ
Şubat 28 ÖCALAN SÜRECİ
Şubat 27 KEŞKE, KEŞKE, AMA...
Şubat 26 DTP-PKK KÖRLÜĞÜ
Şubat 23 OPERASYON REHAVETİ VE TEHLİKE
Şubat 22 MECLİS'E YOKLUK MÜHRÜ MÜ?
Şubat 21 BU YASAK SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?
Şubat 20 AK PARTİ'YE MESAFELİ DURUNCA...
Şubat 19 GERİLİM KİMİN İŞİNE YARAR?
Şubat 16 ASLA VE KAT'A!
Şubat 15 DEMİREL- CİNDORUK: ARAFTAKİLER
Şubat 12 CHP ARTI...
Şubat 09 FATMA NİNE'NİN SAÇININ TELİ
Şubat 08 'YASAK’TAN BAŞKA BİR SÖZ
Şubat 07 MİLLET LAİKLİK YORUMU YAPABİLİR Mİ?
Şubat 06 OSMAN ŞİRİN'İ VE BAYKAL'I DİNLERKEN...
Şubat 02 LAİK ŞEYHÜLİSLAMLAR
Şubat 01 GÜLÜNÇLÜĞÜ SORGULARKEN...
Ocak 31 REKTÖRLER VAK’ASI
Ocak 30 ATATÜRK'Ü KORUMAK!
Ocak 29 YA BU ÇETEYE NE DERSİNİZ?
Ocak 26 HANGİ "DERİN"LİKLE BOĞUŞUYORUZ?
Ocak 25 DERİN DEVLET BU MU?
Ocak 24 MHP VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 22 ASKER VE BAŞÖRTÜSÜ
Ocak 19 HANGİ SEMBOLE KARŞISINIZ?
Ocak 18 ÇOK AYIP ALİ KIRCA!
Ocak 17 ÇARPITMA VE KIŞKIRTMA
Ocak 16 SİYASİ SİMGE VEYA DEĞİL
Ocak 12 SİYASİ ÇÖZÜM NE?
Ocak 11 ALEVİ SORUNUNU KİM ÇÖZECEK?
Ocak 10 BİR TEKLİF
Ocak 08 KAOSUN GÖBEĞİNDE DTP
Ocak 05 AMERİKA İLE EŞİT İLİŞKİ
Ocak 04 EN AZ 10 YIL DAHA MI?
Ocak 03 FAZIL SAY'IN MİLİTAN ÜSLUBU
Ocak 01 HELE ŞÜKÜR!
Aralık 29 TÜRKİYE’DEN PAKİSTAN’A BAKARKEN...
Aralık 28 KUNDAKLANAN ARAÇLAR KİMİN?
Aralık 27 O ZİHNİYETLE OLMAZDI
Aralık 26 KAÇ KİŞİ ÖLMELİYDİ?
Aralık 25 KİM SÖYLEMİŞ BUNLARI?
Aralık 22 YİĞİDİ ÖLDÜR, HAKKINI YEME
Aralık 18 DTP MESAJI ALDI MI?
Aralık 14 CHP’Yİ ELE GEÇİRECEKLER!
Aralık 12 TAM ZAMANI DİYORUM, ÇÜNKÜ...
Aralık 11 HEPİMİZ ÖKSÜZÜZ
Aralık 07 DEMİREL BİLE GEÇSE
Aralık 06 İFLAH OLMAZ BİR YOL
Aralık 05 BAŞÖRTÜSÜ: ANKETİN DOĞRU YORUMU
Aralık 04 AH BU JURNALLER
Kasım 30 İÇKİSİZ OLMAZ ABİ
Kasım 28 ŞİDDET VE KALP GÖZÜ
Kasım 27 ASKERİ YAKLAŞIM TEKLİYOR
Kasım 23 ZAMANLAMA
Kasım 22 'TEK'LERİN İRDELENMESİ...
Kasım 20 MUŞ-DİYARBAKIR HATTINDA İKİ GÜN
 



İşte mahkeme raportörünün görüşü
Böyle memur görülmedi!
Erdoğan seçilir, Gül Kalır
Tesettüre girmedim ama...
Bu kadarına da pes artık!
İşte T.Ö'nün yeni kanalının adı !
367'nin mucidine inanılması zor ödül!
Başbakan Hakan'a nasıl takıldı?
Paksüt neden telaşlandı ?
Abdülhamit'in indirilişi kutlanacak
Ahmet Böken
SATILIK DAVA
Son perdeyi izlerken sizin de içiniz kalktı mı?
Fatih Akalan
BİR “KADEH” YALAN
Hürriyet'in manşeti üzerine
Erhan Topal
PABUCU DAMA ATILMAYAN KAÇ KİŞİ VAR?
Dünya bir ekonomik bunalım içinde. Kriz senaryolarının ardı arkası kesilmiyor.
Bülent Korucu
PAKSÜT OLAYININ ÖNEMLİ AYRINTILARI
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, gündeme bomba gibi düştü.
Mehmet Altan
KRİPTO ŞİFRELERİ
Kripto, Fransızca bir kelime...
Şamil Tayyar
YSK BAŞKANI AÇIKLADI
Önceki gün AK Parti hakkındaki kapatma davasına bağlı olarak oluşacak siyasi senaryoları yazmıştım.
Tamer Korkmaz
DEVRİMCİ GENÇLERE BOMBA ATTIRANLAR
Deniz Gezmiş idamı hak edecek bir suç işlememiş olabilir ama Gezmiş bir milli kahraman da değildir.